• BIST 1.417,700
  • Altın 531,69
  • Dolar 9,2950
  • Euro 10,7700
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 9 °C
  • Aydın 14 °C
  • İzmir 17 °C
  • Denizli 10 °C
  • Muğla 12 °C

12 Eylül - İşkenceci Hanefi Avcı

Mehmet KIZILASLAN

Apocu gençlerden birisi, hoca namaz kılarken önünden özellikle birkaç kez geçmişti. Hatta hocanın namaz anında tepki vermediğini görünce önünde durup beklemişti bile. Bunu gören Dr. Yüksel BURKUTOĞLU önce Apocu’yu hocanın önünden uzaklaştırmış. Namazı biten hocaya dönerek:

-Hocam şu köşeyi sizin için boşaltalım, siz orada namazınızı kılın bize de dua edersiniz inşallah. Demişti.

İmam geldiği gün fazlaca konuşmadı, kendisine sorulan soruların birçoğu cevapsız kalmıştı. Ertesi günü biraz daha rahatlamış olan imam, sabah namazında hocayla birlikte cemaat oluşturup namazlarını kıldılar. Hocaya güvenmiş olmalıydı ki onunla konuşmaya başlamıştı. İmam evli bir çocuklu ve Mersin yakınlarında bir köyün imamıydı. Kenan Evren’in ispiyoncusu ve kimin çocuğu olduğu belli olmayan birileri onu ihbar etmişti. Suçu “İrticai Faaliyet” de bulunmaktı. Yaptığı ise cemaatinden birkaç kişiye Kuran-ı Kerim okumayı öğretmekti.

          -Ülkenin geldiği noktaya bak! Dedi hoca ve sordu:

          -Tekrar çıktığınızda buna devam eder misiniz İmam Efendi? Diye sordu imama.

          -Hayatımın sonuna kadar benim görevim bu, biliyor musunuz hocam. Bu çektiğim ve bana yapılan işkenceler ne ki? Peygamberimizin ve sahabelerin çektiği işkencelerin yanında hiç kalır bunlar. Öldürseler de, benden kuranı kerimi öğrenmek isteyen herkese, bunu öğreteceğim. Hem bunlar Atatürkçü olamazlar biliyor musun? Atatürk Kuran-ı Kerim’in Türkçe mealini Elmalılı Hamdi Yazır Hoca Efendi’ye yaptıran ve millete parasız dağıttıran liderdi. Oysaki bunlar onun adına ihtilal yaptıklarını söylüyorlar. Bunların amacı farklı olmalı hocam.

-Doğru söylüyorsunuz İmam Efendi. Bunlar “İslam” bile olamazlar.

-Hayır! Öyle söyleme! Kızarak dahi olsa onların Müslüman olmadığını söyleme. Bilmedikleri doğru ama, Allah onları da hidayete erdirir inşallah.

-İmam Efendi bu yaptıkları işkenceler hangi kitaba sığar? Abdest alırken gördüm kollarındaki morluklar henüz geçmemiş. Vücudun nasıl kim bilir?

-Doğru vücudumda da çürükler var. Bir merhem olsa da sürsem çok canım yanıyor.

-Dur! Doktor Yüksel BURKUTOĞLU abiyi uyandırayım onda vardı merhem. Alalım sürelim yaralarına.

-Hayır! Sabah olsun, uyandığında isteyelim. Zaten burada uyuyabilmek çok zor, kim bilir ne kadar sağa sola dönerek uyuyabildiler. Bırakalım uyuyabildiği kadar uyusun.

-Tamam, İmam Efendi doğru söylüyorsun. Burada uyuyabilmek çok zor.

Belki de arkadaşlarımızın birçoğu battaniyenin altına sinmişler ve uymuyorlardır. Birçokları da gecenin bir yerinde bağırarak uyanıyorlar, gördükleri kabuslar yüzünden. Ondan sonra da hep birlikte sabaha kadar oturuyoruz.

-İmam Efendi sana nerede işkence yaptılar?

-Önce beni de kapalı spor salonuna aldılar. Sonra Siyasi Şube’ye götürdüler. Sonrası malum, herkesin yaşadığı acılar ve işkenceler.

-İmam Efendi sana da savcı nezaretinde mi işkence yaptılar?

-Evet hocam. Savcı bey dedikleri birisi vardı başlarında. En çok da o bağırıyor küfürler ediyordu. Ben Allahın emrini yerine getirdim. Benim görevim tebliğ. Hem Kuran-ı Kerim’i hem de mealini öğrettiğimi söylediğimde “Şimdide bizim dediğimizi yap bakalım, buranın Allahı biziz. Allahın irticacısı, gerici yobazı” deyip bastılar sopayı .

-İmam Efendi sen zaten yaptığını söylemişsin, neden sopa çektiler ki?

-Liderimizin, halifemizin adını sordular. Bende Diyanet İşleri Başkanımızın adını söyledim. “Olmaz bizimle alay ediyorsun! Bizi aptal yerine koyuyorsun! Sizin başka lideriniz, halifeniz var!” dediler. Ben “Peygamberimiz” dedim. “Allah ımız” dedim. Her seferinde daha kötü işkence uyguladılar. Üzerimde sigara söndürdüler. Falakaya yatırdılar.

-Manyetoya bağladılar mı İmam Efendi?

-Aklına ne geliyorsa yaptılar hocam. Hele o “savcı denilen” de hiç acıma duygusu Allah korkusu yok hocam.

-İmam Efendi biliyor musun, hiçbir işkenceye savcı katılmadı bu güne kadar  burada. O senin “Savcı sandığın” adam Siyasi Şube’nin başındaki HANEFİ AVCI’ ydı. Her işkence yaptıklarına aynı numarayı çekiyorlar. Sanki yaptıkları gizli kalacak. Yaptıklarının cezasını çekmeyeceklermiş gibi düşünüyorlar. Allah onlara hem bu dünyada hem de öbür dünyada cezalarını çektirecek.

-Allah aşkına doğrumu bu söylediğin hocam? Ben Kapalı Spor Salonu’na bırakıldığımdan üç gün sonra kendime gelebildim. Bir gürültü ile uyandığımda o işkencedeki sesi duymuş ve beni işkence eden adam bu diye yattığım yerden doğrulmuştum. Elinde telsizli bir adam görmüştüm ortalığı kasıp kavuran. Ben ne bileyim, onu savcı zannetmişim.

-Savcı’nın ne işi var İmam Efendi gözaltına alınanların yanında! Kapalı Spor Salonu’nda! İşkencenin içinde! O işkenceci Hanefi AVCI’ nın ta kendisi! Yarın arkadaşlar uyanınca, savcının eşkalini tarif et bak göreceksin ‘savcı diye yutturulmaya çalışılan adam’la, Hanefi AVCI aynı çıkacak.

Bu yazı toplam 1490 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0533 310 60 08