• BIST 1.409,560
  • Altın 526,14
  • Dolar 9,2080
  • Euro 10,6700
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 20 °C
  • Aydın 21 °C
  • İzmir 22 °C
  • Denizli 18 °C
  • Muğla 18 °C

ABD 24 Nisan’da ne söyleyecek!

Metin AKOĞLU

24 Nisan’a bir aydan az bir zaman kaldı. ABD ile ilişkilerin istenilen seviyede olmadığını biliyoruz. Alaylı Büyükelçi Murat Mercan ile AKP kurucularından İhsan ARSLAN’ın oğlu Mücahit Aslan’ı Kissingerlik yapması için görevlendirdik. Amerikan lobi şirketlerine paralar da yatırdık ama henüz “alo”bağlantısını kurdurmayı başarabilmiş değiller.  Bu konu biraz değil çok sıkıntılı görünüyor. 78’lik ihtiyar delikanlı Barnaby Jones pas vermiyor.  S-400, Fırat’ın Doğusundaki bilek güreşi, Suriye, Kıbrıs ve Mavi Vatan, Montrö Boğazlar Sözleşmesi, O….. ile memurun  bahşişini peşin vereceksin diye öğüt veren, “saygın işadamlarımızdanRıza Zarrap ile iltisaklı Halkın Bankası davası gibi devasa sorunların çözülmesi için pusuda bekliyorlar.

ABD- Türkiye ilişkilerinde 24 Nisan’a kadar bir ilerleme beklenmiyor. Sebebi malum; S-400, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Fırat’ın Doğusu dosyalarının ABD’nin kırmızıçizgisi olarak aylardır masada durduğunu bilmeyen yok. AKP iktidarı da konuyu şimdilik duymazdan geliyor. Durum budur; her yıl, ABD başkanı “Sözde Ermeni Soykırımı” için “soykırım” mı diyecek, yoksa “büyük felaket mi” diyecek beklentisi içinde olunur. İkinci seçenek bizi rahatsız etmez. Bu yıl durum biraz farklı görünüyor. ABD ile görünmeyen bir çatışma içindeyiz. ABD’nin kendi milli menfaatleri için çizmiş olduğu kırmızıçizgiler, bizim de kırmızıçizgilerimizdir.

Büyük oyunu göremezden gelmek bu ülkeye yapılan en büyük ihanet olarak tarihe geçecektir.  Bu 24 Nisan’da istediğimizi alamadığımız takdirde,  iktidarın ve muhalefetin oyun planı var mıdır?

Yoksa hazırlıklı olmamız gerekiyor!

Sayın Gül ve Sayın Erdoğan, 2004 yılında AB Anayasasını imzalıyorlar ve 1959 yılından beri devam eden AB’ne girme süreci yeniden ivme kazanıyor. İktidar, Atatürk, Cumhuriyet ve onun değerleriyle hesaplaşma içindeyken,  NATO’dan da dostumuz birçok AB ülkesi “Sözde Ermeni Soykırımı” iddialarını resmen tanıyarak parlamentolarından geçirdiler.

r-1-042.jpg

İktidar işini yaparken muhalefetin bir kanadı yangına körükle gidiyordu. 2010’da Atatürk’ün Patisinin başına geçirilen Sayın Lideri de “Ben Dersimli Kemal” diyerek bu güzel ülkeyle hesaplaşma içinde olanlara Tunceli’den selam veriyordu;

Soros, TESEV sizlere bir şeyler hatırlatıyor mu? 

Hiçbir şey tesadüf değildir. İnsan sormadan edemiyor; danışıklı mıydı?

"Ermeni soykırımı" iddialarını resmen tanıyan ülkeler; Almanya, Arjantin, Avusturya, Belçika, Bolivya, Brezilya, Bulgaristan, Kanada, Şili, Kıbrıs Rum Yönetimi, Çekya, Ermenistan, Fransa, Yunanistan, İtalya, Libya, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Hollanda, Paraguay, Polonya, Portekiz, Rusya, Slovakya, İsveç, İsviçre, Suriye, Vatikan, Venezuela, Uruguay;

Durum tespiti yapmaya gerek var mı? Dostlarımız dediğimiz ülkeler bize tavır almışlar. Bu durumda bizin de yapabileceklerimiz olduğunu göstermek gerekmiyor muydu? İlk yapılacak iş; İktidar ve Muhalefetin bu milli davada yan yana gelmesi,  NATO ile ilişkilerimizi gözden geçireceğiz açıklamasını, yüksek sesle dosta düşmana duyurmak olmalıydı!

Geçmiş olsun.

2-1.png

Bu ülkeler dışında ABD Temsilciler Meclisi ve Senato kararını almış ve Başkan Joe Biden’nın onaylamasını bekliyor. Mississippi eyaleti hariç tüm eyaletleri, İngiltere'nin (Birleşik Krallık) parçaları olan Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda, İspanya'nın Bask Bölgesi ve Avustralya'nın Yeni Güney Galler eyaleti 1915 olaylarını soykırım olarak tanımlıyor.

3-012.jpg

Geçen haftaki yazımda ABD’li Tarihçi Prof.Dr. Justin Mccarthy’in Türk tezlerinin doğruluğuna yönelik açıklamalarını uzun uzun anlatmıştık. Üzerine bir çivi çakma ihtiyacı duyulmadığını söylersek yanlış olmayacaktır. Hepsi o kadarla kalmıştır. Oysa bu milli bir konudur. Ülkeyi yönetenlere ve gelecekte ülkeyi yönetecek olanlara sesleniyorum.  Bu “sözde soykırım” ABD Başkanı kovboy tarafından imzalandığı gün; bu olay tanınmaktan ibaret kalmaz. Matruşkaya benzemesinden korkarım! Bunu bugünden görmemiz gerekiyor. Tanıma-Toprak- Tazminat üçlemesinin önümüze getirileceğini bilmeliyiz!

Amerika’nın keşfi ile başlayan tarihi baz alarak bu güne kadar işlenen ve İnsanlığı derinden etkileyen büyük soykırım olaylarını gelin hep birlikte inceleyelim.

Kimler neler yapmışlar!

Soykırım; siyasal, ulusal, ırksal ya da dinsel bir nedenle, azınlık durumundaki bir insan topluluğunu soyca yok etmeyi amaçlayan toplu öldürme eylemidir.

“İspanyolların Amerikan yerlilere uyguladığı soykırım

1492 yılında Kristof Kolomb'un ayak bastığında nüfusu 8 milyon olan Arawaks yerlilerinin sayısı

22 yıl içerisinde 28 bine indi.

Norveçlilerin Taterlere (göçer) uyguladığı soykırım

Norveçliler 1920-30'larda çıkardıkları yasalarla Nordik ırk‘ın ağırlığını korumak için etnik grup Tater (Göçerler) kızlarını zorla kısırlaştırdılar. Norveç toplumu ne kadar Tater'i kısırlaştırsa, o kadar kendi ırkını koruduğuna inanıyordu.

Kısırlaştırma yoluyla ehlileştirilemeyen Taterler üzerinde insülin ve elektroşok yöntemleri uygulanıldı.

İngilizlerin Avustralyalı yerlilere uyguladığı soykırım

İngiltere Krallığı 1788-1938 tarihleri arasında sömürge amacıyla gittikleri Avustralya'da yerleşik yerli halk: Aborjinleri sistematik olarak yok ettiler.

İngilizler aralarına salgın hastalık yaydığı bununla da yetinmeyip yemeklerine zehir katarak yok etmeye çalıştığı750 bin siyah derili Aborjin’den geriye sadece 31 bin kişi sağ kalabildi.

Almanların Batı Afrika'da Namibyalılara uyguladığı soykırım

Almanlar 1891 yılında hammadde ve işgücü ihtiyaçlarını karşılamak için Güney Batı Afrika (Namibya)'ya sömürge kurmak amacıyla çıktılar. Bölgedeki çok zengin altın ve zümrüt madenlerini ele geçirmenin yolunun yerel Herero ve Nama halklarını yok etmek olduğuna karar veren Almanlar harekete geçti. Bu emir üzerine adanın yerlileri Herero ve Namalar üzerine taarruz eden Alman askerleri yaşlı, kadın, çocuk dinlemeden herkesi katlettiler. Katliamdan kurtulanlar işkenceyle öldürüldü.

Yaklaşık 132 bin yerliden geriye 15 bini sağ kalabildi

Almanların Yahudi ve Çingenelere uyguladığı soykırım

Almanlar 1933-45 yılları arasında Büyük Alman İmparatorluğu'nu kurmak ve mükemmel Alman ırkini yaratmak hedefiyle diğer milletlerden veya etnik gruplardan 21 milyon insanı topluca kurşuna dizerek, toplama kamplarında fırınlarda yakarak, gaz odalarında zehirleyerek soykırıma uğrattılar.

Alman yönetimi öncelikle kendilerinden olmadığına inandığı bütün ırkları tespit edip harflerle sınıflandırdı. Bu kampanya uyarınca Çingenelerin %94'ü kısırlaştırdı. İkinci hedef grup olarak Yahudiler seçildi. Gerek Almanya gerekse de Almanların işgal ettiği diğer ülkelerde yasayan milyonlarca Yahudi sistematik bir biçimde vurularak, asılarak, yakılarak ve zehirlenerek öldürüldü.

Amerikalı ve İngilizlerin Almanlara uyguladığı soykırım

Amerikalılar ve İngilizler Almanların savaşı kaybetmelerinin ardından, Dresden kentine sığınan Alman göçmenlerin üzerine 3 gün süreyle havadan bomba yağdırdılar. Savunmasız insanların sığındığı Dresden kentine intikam amacıyla uygulanan bombardıman sırasında 3 bin 900 ton tahrip gücü yüksek bomba ve 200 bin napalm bombası atıldı. Bu yok etme harekâtında çoğunluğu çocuk ve kadınların oluşturduğu 200 bin kişi öldü.

Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan atom bombaları sonucu 135 bin kişinin öldüğü gerçeği Dresden'e uygulanan soykırımın büyüklüğünü gözler önüne serdi.

Danimarkalıların Alman mültecilere uyguladığı soykırım

İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminde Sovyet Ordusu'nun Alman topraklarına doğru ilerlemesinden kaçan 250 bin Alman mülteci Danimarka'ya sığındı.

Üçte birini 15 yaşından küçük çocukların oluşturduğu Almanlar tel örgülerle çevrili toplama kamplarına alındılar.

Binlerce çocuk ve yetişkin tifüs, bağırsak iltihabı, ishal sonucu yaşamlarını kaybettiler.

Rumların Kıbrıs'ta Türklere uyguladığı soykırım

 İngilizler 1912-1974 döneminde Kıbrıs adası üzerindeki egemenliklerini sağlamak amacıyla Rumlar‘ın ENOSIS’i gerçekleştirmelerine göz yumup Türklere karşı saldırı başlattırdılar.

 1912'de adada yasayan Rumlar Kıbrıs'ın 35 ayrı noktasında Türklere ait is-yerleri, camii ve evleri yakıp yıkmaya insanları katletmeye başladılar. 1952 yılında EOKA adlı terör örgütü kuruldu.

EOKA sistematik bir biçimde başlattığı saldırılarda 100 Türk'ü, 100 İngiliz vatandaşını öldürerek 30 Türk köyünü yaktı. 1963 yılında EOKA'cılar yeni bir etnik temizleme planını devreye soktular, bu saldırılarda 500 Türk öldürüldü, 130 Türk köyü yakıldı, 25 bin Türk evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Yunanlıların Batı Trakya'da Türklere karşı asimilasyon yoluyla uyguladığı etnik ve kültürel soykırım

1923 yılında Lozan'da imzalanan Türk ve Yunan azınlıkların karşılıklı mübadelesine ilişkin anlaşmanın ardından Yunan hükümeti Batı Trakya bölgesinde yasayan Türkler üzerinde sistemli olarak etnik ve kültürel soykırım başlattı.

Bölgenin büyük bir bölümünü askeri bölge haline getirip sıkıyönetim ilan edildi. Köyler arasında geliş-gidişler izne bağlandı, Türk azınlığın pasaportlarına el konuldu.

Türklerin hukuki, siyasi, kültürel ve dini haklarının kısıtlanması ibadetlerine izin verilmemesi gibi yoğun baskılar sonucu 400 bin Türk bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.

Bulgarların Türklere karşı uyguladıkları etnik ve kültürel soykırım

1970-89 yılları arasında Todor Jivkov, SSCB Lideri Gorbaçev’in de oluruyla Bulgarlaştırma adı altında ülkede yasayan 1,5 milyon Türk, Pomak ve Çingene’ye karşı bir asimilasyon kampanyası başlattı.

Ülkede yasayan 310 bin Türk'ün isimleri polis zoruyla Bulgar ve Hıristiyan isimleriyle değiştirildi.

Türkçe eğitim veren okullar, üniversitedeki Türk filolojisi bölümleri, Türkçe gazeteler ve camiler devlet emriyle kapatıldı. Çocukların sünnet ettirilmesi yasaklandı. Çocuklar bu yasağa rağmen sünnet ettirilip ettirilmediğini kontrol edilmek için zorla sağlık merkezlerine gönderildi. Mezar taşlarının üzerindeki Türkçe isimler yüzünden mezarlar yıkıldı, talan edildi.

Türklerin Türk motifli giysiler giymeleri yasaklandı. Bu baskılara dayanamayıp protesto gösterileri yapan Türklerin üzerine askeri birliklerce ateş açıldı. 1.000 Türk belene toplama kampına gönderildi.

Baskıların giderek artması sonucu 360 bin Türk, Türkiye'ye göç etmişti. 

Ermenilerin Hocalı soykırımı

1992 yılının 25 Şubat’ını 26 Şubat’a bağlayan gece Hocalı’da 613 Azerbaycan Türkünü vahşice katlettiler. Batıdan ses gelmedi!

Bosna soykırımı

1992-1995 yılları arasında Avrupa’nın ve dünyanın gözü önünde, Hollandalı NATO askerlerinin baş tutmasıyla 100 bin Bosnalı Müslüman, Sırplar tarafından katledildi ve 2 milyon insan topraklarından göç etmek zorunda kaldı.

Bunları dünyaya anlatmak için dil bilen tarihçi bilim insanları yetiştirecek, örtülü ödenekten de para tahsis edip misyoner gibi çalışacak tarihçileri, hedef ülkelere gönderecektiniz.  Amerikalı Tarihçi ile bu kadar olmuş!

Haftaya ASALA ile PKK/PYD ilişkileri

Bu yazı toplam 1926 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0533 310 60 08