• BIST 1.486,560
  • Altın 559,47
  • Dolar 9,6000
  • Euro 11,1400
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 6 °C
  • Aydın 14 °C
  • İzmir 14 °C
  • Denizli 11 °C
  • Muğla 13 °C

Aydın’da iz bırakanlar

Orhan ERDEM

“ İz bırakmadan yürüyeceksen, boşuna yorgunluk,

Kendin için yaşayacaksan, yazık o anlamsız hayata

Toplum için yaşamalısın…

En büyük ibadet, topluma bir şeyler verebilmektir.

                                                                           Ali Dinçer

Tarih denilince aklımıza genellikle savaşlar, meydan muharebeleri ,kahramanlıklar veya sultanlar, krallar, komutanlar, devlet adamları gibi siyasi ve askeri şahsiyetler ve bunların yaptıkları gelir. Bu çerçeveden bakıldığında göz önünde beliren tablo tarihin siyasi ve askeri olaylar zincirinden ibaret olduğu ve tarihe yön verenlerinde önemli siyasi ve askeri kişilikler ve kahramanlar olduğu sanılır.

Bu klasik tarih anlayışından farklı olarak geçmişi kendi bütünlüğü ve özgünlüğü içerisinde önemseyip analiz ederek, tarihi olayların ve hareketlerin içinde ve derinliğinde toplumsal, iktisadi ve çevresel(coğrafi) değişim ve dönüşümlerin etkisi ve izleri olduğu tezini savunan “özgün tarih anlayışı” geleceği tasarımlamakta önümüze yepyeni olanaklar ve fırsatlar sunmaktadır.

 Bu farklı tarih anlayışı, yanı başımızdaki geçmişimizi araştırma alanı içerisine katarak “yanı başımızdaki tarihimizi” de önemser.

Bilindiği gibi kişisel hafızanın birbirinden farklı ama aynı zamanda yararlı pek çok anıdan oluşmasına benzer biçimde tarih de çok sayıda farklı unsurlardan oluşur. Wıllıam Shakespeare’in”Her insanın hayatında bir tarih vardır” gözlemi, başbakanlar için olduğu kadar bakkallar için de aynı derecede doğrudur. Başbakanın siyasi etkisi mutlaka daha kapsamlı olacaktır. Ama bakkalın torunları, komşuları ve müşterileri muhtemelen bir başbakandan çok bakkaldan etkilenebilir.

İster anı,  ister tarih olarak adlandırılsın, geçmişi iyi kavrayabilmek için ulusal ve uluslararası gelişmeleri olduğu kadar, yanı başımızda olup bitenleri de, özgün tarihimizi de aynı derecede hesaba katmak zorundayız.

Gerçekten de, kendimizin ve yakınlarımızın aile ve çevremizin geçmişi, üzerimizde daha büyük etki yapar. Bu yanı başımızdaki tarihi öğrenmek hafızamızı güçlendirir ve hayatımızı etkileyen şeyleri kavramamıza yardımcı olur. Benzer biçimde bir örgüt ya da tüm topluluk, belirli pratiklerin ya da davranış kalıplarının nasıl geliştiğini keşfedebilir. Bazı kişi, aile, kurum ve toplumların başına gelenlerin, yaşamlarının dikkatli bir biçimde incelenmesi daha geniş bir toplumsal perspektifin ortaya çıkmasını sağlar. Geleceğimizi daha kolaylıkla tasarlamamıza yardımcı olur.

Bu bakımdan yanı başımızdaki özgün tarihimiz, bireyin ve toplumların kendilerini doğrudan ilgilendiren ihtiyaçlarına hizmet ettiği için öğrenilmeye değerdir.

Yanı başımızdaki olayların ve olguların ardında kalan; toplumda öne pek çıkmayan, ama iz bırakan insanlar vardır.Bu sıradan insanlar aslında toplum içinde duruşlarıyla toplumu derinden derine sessizce bilinçlendiren bazı önemli toplumsal değerleri temsil eden, insanlara idea ve ideal aşılayan ya da onları harekete geçiren birer yerel aktördürler. 

Onlar fiziki, ruhsal ve zihinsel kişilikleriyle halk tarafından “nev-i şahsına münhasır” kimseler olarak bilinirler. Karakterleri, kişilikleri, davranışları ve yaşayışlarıyla gündelik hayatı biçimlendirirler yada renklendirirler. Toplumsal duruşları ve evreni algılayışları ile farklıdırlar. İnsan-toplum-çevre ilişkilerinde feraset ve basiret sahibidirler.Farklı kişilikleriyle etrafında bir sinerji yaratırlar.Meslekleri veya sosyal statüleri sıradan olsa da yıllar sonra bile hatırlanırlar, yad edilirler.

Daha nice sıradan, ama gerçekte sıra dışı olan bu insanlardır toplumu ayakta tutan. Bu sıra dışı insanlar ve bunların yaşantıları sadece tarihçilerin değil, her kesimden insanın haklı olarak dikkatini çekmelidir. Tarih araştırmalarının insanileşmesi diyebileceğimiz bu olgu özellikle özgün tarihimizin kaynaklarından biridir. İz bırakarak yürüyen bu insanlar geçmişle gelecek arasında kopuksuz bağ kurmamıza yarayan, yanı başımızdaki  geçmişin izlerini sürmemizi sağlayan gerçeğin ip uçlarıdır.

Geçmişimizde iz bırakan insanlar bizleri edilgen birer birey olmaktan çıkarıp, toplumsal sorumluluğa sahip birer vatandaş haline dönüşmemize yardımcı olmuşlardır.Geçmişimiz  bu tür özgün kişilerin insani ve toplumsal katkılarıyla zenginleşir.Onların toplumsal yararını idrak etmeden toplumu anlayamayız.Her şey çökse de onların simgelediği değerler ayakta kaldığı sürece toplum çökmez,ayakta kalır.şimdiye kadar olduğu gibi.

“Aydın’da iz bırakanları” yaşı uygun olan birçoğumuzun tanıdığı ya da duymuş olduğu bu insanlarımızı, hatırladığım özellikleriyle ve özgün tarihimiz için önemli olan yanlarıyla genç nesillere anlatmak istedim. Aynı zamanda kendi neslime de bir kez daha hatırlatarak onların bir kez daha yad edilmelerini arzu ettim.

”Aydın’da iz bırakanlar” toplumsal varlığımızın zenginleşmesine katkıları olan büyüklerimizdir. Onların tutum ve davranışlarından, yaşam içindeki duruşlarından bugün için hepimizin alacağı bir ders vardır diye düşünüyorum.

Ruhları şad olsun!

Bu yazı toplam 1738 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0533 310 60 08