Aydın’da, ölmek için savaşa gerek yok

Bizim ölmek için savaşmaya ihtiyacımız yok ki. Bizi zaten öldürüyorlar. Ben sanmıyorum dünyanın hiç bir yerinde böylesine halkını düşünmeyen, ülkesinin iyiliğini düşünmeyen bir hükümet olsun “biz ölüyoruz” diye bağırıyoruz ama duyan yok ne yapacağız? Kime bağıracağız? Kim duyacak sesimizi?

Kaç defa yazdım, yazdık.

Başka arkadaşlar da yazdılar.

Kulaklarınıza pamuk mu tıkadınız ey yerel yönetimdekiler?

Siz ne iş yaparsınız?

Bari devlet bir şey yapmıyor. Siz ilin sağlığı ve bekası için bir şeyler yapın. Şehrin halkı için, şehrin tarımı için, hayvancılığı için, soluduğumuz hava için bir şeyler yapın. Hiç bir varlığımızın hayrı kalmadı. Ne toprağımızın, ne suyumuzun…  Ne kadar çok değerimizi yok ediyorsunuz.  Gelecek nesillere  ne olacak? Hiç düşünmez misiniz? Bu dünya sadece sizin mi? Siz misiniz tek yaşayan? Sizden sonra gelecek insanlar bu açtığınız yaraları nasıl saracak?

Gidip kendimi mi yakayım dikkati çekmek için?

Ya da çırılçıplak şehir meydanında soyunayım mı?

Hangisi uygun sizce? Bu nu yaparsam, bu ayıp benim ayıbım olmayacak. Aslında ayıp bile olmayacak. Bunu yaptıranlar utansın. Geçenlerde Sayın Vali’ye anlatmaya çalıştım. Arkadaşlar konuşurken “iyi resim veremediniz” dediler. "Bana ne resimden, olmasın varsın. Benim şehrim, insanım, insanımın sağlığı önemli. İnsanlar kırılıyor görmüyor musunuz?” dedim. Vatandaş olarak çıkardığımız her ses cılız kalıyor.  Aynı cümlelerle ve aynı şikâyetlerle kaçıncı defadır yazıyoruz. Kim duyuyor?  Ya da kim duyacak? Lütfen insafınız varsa duyun. Yazık değil mi bu cennet şehre? Bu cennet yurda? İyi hiçbir şey bırakmadınız. Biz ne bırakacağız geride kalacaklarımıza?

Nedir bu aç gözlülük?

Cennet gibi yurdumuzu cehenneme çevirdiniz.

Yok mu hiç acımanız?

Her yerde enerji santralleri daha ne zamana kadar? Daha ne kadar çok enerji santralleri kuracaksınız? Eskiden,  bizim çocukluğumuzda, kapımızı penceremizi açtığımızda bacalardan çıkan dumanlardan ortalık kömür kokardı. Bu kokular kış geçince biter giderdi. Kimseye bir şey olmaz, kimsenin de sağlığı etkilenmezdi. Kitleler halinde kanser vakıası yaşanmazdı. Şimdilerde herkes hasta, herkes de bir korku acaba bize bu illet uğrar mı? Ya da bununla nasıl baş ederiz? Bunu nasıl hak ettik millet olarak? Ülke olarak? Bilmiyorum!

Burası bir Avrupa ülkesi olsaydı asla bir tek vatandaşına zarar gelecek iş yapılmazdı. Önce etüt edilir, faydası zararı, artısı eksisi masaya yatırılır ondan sonra yapılmasına ya da yapılmamasına karar verilirdi. Bu işler ne zaman ehil ellerin eline geçecek? Her kafasına esen istediğini yapar oldu memleketimde. Hiç bir işin iyisini, kötüsünü tartışan yok. Deliye “b.. yer misin” demişler, “avuç avuç” demiş. Yok mu bu ülkenin sahibi? Yok mu bu ülkeye sahip çıkacak?

Yabancı sermayeye rant sağlamak için neden bu güzelim toprakları ve bu günahsız insanları telef ediyorsunuz?

Bir gün yaptığınızın farkında olunca bir bakacaksınız ortada ne sağlıklı bir nesil ne de cennet ülke Türkiye olacak. O güzelim ülkemin yerinde yeller esiyor  olacak. O günleri bize göstermeden yapılan kötülüğün farkında olmanızı bütün kalbimle diliyorum.

Doğal enerjilerle donatılmış Türkiye istiyoruz!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum