• BIST 1.486,560
  • Altın 559,47
  • Dolar 9,6000
  • Euro 11,1400
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 5 °C
  • Aydın 15 °C
  • İzmir 14 °C
  • Denizli 12 °C
  • Muğla 13 °C

Bayram gününde bize neler oluyor?

Nevzat ARSLAN

Bayram sabahı…

Yaşlı karı-koca ocak başında oturmuşlar.

Adam bakar ki, karısının suratı bir karış.

“Kadıncağızım ne oldu? Yüzün düştü böyle”

Kadın başını kaldırır, ağlamaklıdır.

“Evlendiğimizde Anangiller bana bayramlık kadife gelin paltosu almamışlardı da…”

Bazı bayramlar böyle oluyor,

Yarım asır geriye gidilir, hesap görülür…

**

Çocuklar için,

Bayram demek,

Şeker ve çikolata demektir.

Sayın Bakan, sosyal medyada gündem olmuştu.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamasında makamında ağırladığı

Çocuğu koltuğa oturtur, ardından çocuğun yurtta olduğunu söyleyerek, Ramazan

Nedeniyle olsa gerek, bayramdan sonra çikolata vereceğini söylemesi ilgi çekti.

Aslında çikolata verse çocuğa iyiydi.

Bayramda bi daha versin canım…

Çocuk bu…

**

Covit19 nedeniyle beşeri ilişkilerimiz de bitti, gitti derken,  

Televizyon Kanallarında, ne menem olduğunu, bilmediği, görmediği,                     

İnternette tanıştığı sevgilisine kaçan, geride eşi ve çocuklarını bırakan, eşi de bir başkası ile

Birlikte olan kötü örneklerle dolu günlerden geçiyoruz…

Olan çocuklara oluyor.

Hepimiz dertli ve sıkıntılıyız.

Ne İsa’ya, ne de Musa’ya misali…

İranlı şair, “Aşka uçarsan, kanadın yanar.”

Mevlana, “Aşka uçmazsan, kanat neye yarar.”

Ümit Usta “Mangal olmazsa, kanat neye yarar”

Üsküdarlı Bektaşi ise oturmuş dertlenir.                                                                       

“Şarap olmazsa ne yapayım mangaldaki kanadı.”

Derken ikilemli, üçlemli günler yaşamaktayız…

**

 

Bu ülkede %13 küsur oranında bir işsizlikten söz ediliyor.

Çoğu da genç işsizler…

Böylesi girişimci gençler de var.

Çiftlikbank’ı kuran 29 yaşındaki Tosuncuk genç Mehmet Aydın iddialara göre 1,5 milyar dolarla Uruguay diyarına uçtu. Tosunun Ferrarili, Pakizeli fotoğrafları da servis edilirken, aslında ben çiftlikteki İneklere de üzülmüştüm, kim yemler, kim su verir, unutulur garibanlar diyerek içim sızlamıştı.

Thodex kurucusu Faruk Fatih Özer, 28 yaşında, 2 milyar dolar ile Arnavutluk’a uçtu. Binlerce kişiyi dolandırdığı iddiasıyla hakkında soruşturma açıldığını öğreniyoruz. Bu Thodex girişimci gencimizin devlet büyüklerimiz ve yakınları ile fotoğrafları da medyada yer aldı.

Bu arada muhalefet 128 milyar dolar nerede diye sordu.                                                 

Bir anda “128 milyar nerede” Afişlerinin asıldığı yerlerde, muhalefet parti binalarında, hatta TBMM’de itfaiye merdivenleri ile emniyet güçlerini izledik.

Bir yandan soğan-patates dağıtımının sürdüğünü basından okuyoruz.

**

Hiç unutmam bir arkadaş gurubunda dinlemiştim,

1980’li yıllarda hayali ihracat olaylarında adı geçen, medyada yer almış bir vatandaşımız, tahliyesinin ardından, memleketinin futbol takımının maçını seyretmeye gider.

Futbol stadında sloganlar ve alkışlarla karşılanır.

“Bu memleket seninle gurur duyuyor.”

**

Kamış ses verince ney oldum sanır.

İp gerilince kendini tel oldum sanır,

Sarayda oturmakla padişah olmaz kişi

Aptal da ata binince bey oldum sanır.

**

Gülümseten bir Karadeniz fıkrası…   

Bu millette türban, başörtüsü tartışmaları az da yaşanmadı.

Minibüste Karadenizli ihtiyar kadının yanında eşarplı, kısa etekli,

Başındaki eşarbını ha bire ikide bir çekiştiren kızcağız oturmaktadır.                                                              

Yaşlı kadın dayanamaz, kıza döner,

“Ay kızım!

Yukarıdan değil aşadan yapayiler…”

**

1930 yılı,

Dedem, ninemi kaçırır.

Gel gör ki ninem 15 yaşındadır.

Dedem Aydın Topyatağı Hapishanesine adım atar.

Mahpuslar, kız kaçırmış diyerek dedemin sırtını sıvazlamaktadır,

“Arslan bu Arslan”

Diyerek çay ısmarlamışlardır.

Dedem içeriden köydeki arkadaşları aracılığıyla nineme,

Kanadı kırık, kınalı kekliğim” diye mektuplar yazmaktadır.

Araya girilir, işler düzelir.

Bayram haftasına girilir,

Dedem hapisten çıkar ve derin bir “oh” çeker.

Hapishane kapısında iki inzibat askeri beklemektedir.

Çıktığı mahpushane kapısından, bitişiğindeki askeriye kapısına tıkılır.

Askerliğini yapmamıştır, Ahmet Çavuş olarak askerlik başlar…

Soyadı kanununda cimriye cömert, korkağa cesur soyadı verilirken,                         

Dedemin kulağında “Arslan bu Arslan” sözleri çınlasa gerek.

Arslan soyadını ister ve alır.                                                                               

Ömürlerinin son demlerinde dedemin sitemlerini duyardık;

“Ah Ayşe’m!

Bazen ipek gibisin.

Bazen de köpek gibisin…”

**

İbram Dayı eşeklerini önüne katmış,

Elindeki değneği beline koymuş,  pınar önüne gelmektedir.

Zıpır gençlerden biri önüne çıkıverir.

“Dayı pınardan anadan üryan bir kız çıksa ne yaparsın?”

İbram dayı, dişsiz ağızını açarak gülmeye başlar,

Kırk yamalı şapkasını göğsüne bastırarak konuşur.

“Ay oğlan! Sen beni peygamber mi sandııın? “

Onun gibi “Haşa” hiç birimiz peygamber değiliz de…

**

Hayatta denge de önemli…

Asiye Kadın 15 günlük evlidir.

Kocası Emin Çanakkale Savaşına çağırılır, 15 gün sonra Emin’in şehit haberi gelir.

Asiye kadın gece yarıları “Emin, Emin” diye uykularından haykırarak uyanır.

Kaynanası Döndü Kadın ise, dul bir gelinle de baş başa kalmıştır.

Asiye gelinine öğüt verir;

“Ay kızım!

Gıvrak gitme gemsiz,

Usul gitme gamsız derler,

Ortasını bul gayrı kızım”

**

Çakırcalı Mehmet Efe…

Çakırcalı (1870-1910)  babasını öldüren zaptiye Hasan Çavuş’u öldürerek dağa çıkmış, yol kesen, adam soyan, öldüren bir eşkıyadır. Osmanlının son döneminde adaletinin bile aciz kaldığı günlerde, haksızlıklar karşısında Çakırcalı Mehmet Efe’ye garibanlar giderek, alacaklarını, borçlarını, dertlerini aktarmaktadırlar. Efe bir anda adalet dağıtan, dertliye derman bir kapı olmuştur.

Bir yandan da fakirleri evlendirmeye girişir.

Çakırcalı bizim köyde Hacı Hasan ile sohbet etmektedir.

“Hacı, bu zamana değin usulsüzlükleri ve yanlışlıkları nedeniyle yanımdaki 20 kadar kızanımı öldürdüm.”

Hacı Hasan,

“ Efe öldürmek yerine bari nasihat etseydin nasıl olurdu?”

Çakırcalı,

“Hacı kanları bozuktu kanları…”

***

Bizim Yörüklerde,

Bayram ve Ölüm ile ilgili şu deyişler iz bırakmıştır.

Deh demeden yürürse at,

Tut demeden tutarsa evlat,

Bir de eyi çıktı mı avrat,

Ne edicen Düğünü, Bayramı,

Gir Oyna, Çık Oyna…

***

Deh demeden yürümezse at,

Bir yudum su vermezse evlat,

Bir de dirliksiz çıktı mı avrat,

Ne edecen eceli, ölümü,

Gir ağla, çık ağla…

***

Gir Oyna,

Çık Oyna

Diyerek huzurlu bir yaşam geçirmenizi dileriz.

**

Mutlu Bayramlar!

Bu yazı toplam 2055 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0533 310 60 08