• BIST 1.387
  • Altın 458,664
  • Dolar 8,2058
  • Euro 9,7456
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 3 °C
  • Aydın 8 °C
  • İzmir 12 °C
  • Denizli 8 °C
  • Muğla 6 °C

CHP’de 'sen git ben geleyim' kavgası

Mehmet EROĞLU

Değerli okurlar neredeyse seçim geçeli bir aydan fazla oluyor. CHP bu bir ay zarfında kendini toplayıp herhangi bir açıklama yapmadı. Bizler bu açıklamanın ne zaman yapılacağını boşuna bekledik durduk.

Nasıl duyacaktık. Seçimden hemen sonra Muharrem İnce genel başkanlık sevdasına kapılarak bu bulanık suda balık avlama derdine düşerek imza toplamaya başladı. CHP şimdiki yönetimi de oturdukları koltukları bırakmamak için direniyor.

İnanınız ki büyük Atatürk’ün kurduğu partinin ne durumlara düşürüldüğünü yüreğimiz yana yana seyrediyoruz.

Türkiye bir yerel yönetimler seçimlerine hazırlanırken, Cumhuriyet Halk Partisinde sen git ben geleyim kavgası yapılıyor.

Partide bir yönetim değişikliğinin şart ve kaçınılmaz olduğunu kabul etmeyen yok.

Değişim için imza toplayanlar, üst üste gelen seçim başarısızlıklarının sebebini, ağırlıklı olarak, yönetimdeki kişilere bağlıyorlar. Oysa başarısızlığın gerçek nedeni kişilerde değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklerinden koparılmasında aramak lazım.

Büyük şair Nazımın dediği:

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

Siz toprak altında derin uykudayken

Düşmanı çağırdılar,

Satıldık, uyanın!

Biz toprak üstünde derin uykulardayız,

Kalkıp uyandırın bizi!

Uyandırın bizi!

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

Mezardan çıkmanın vaktidir!  

İşte Nazım’ın dediği gibi CHP uyanması ve kendine gelmesi gerekir. Yaklaşan yerel seçimlerde her CHP’linin eteğindeki taşı döküp birbirlerine kenetlenip, çok çalışmalı ve her kapıyı çalmaları gerekir.

CHP köklerinden koparak din istismarcıların simgesi haline gelen “Türban” olayını biz çözeriz diyerek, dinci kesimden oy alacağını zannetti. Atatürk’e alenen küfreden birini milletvekili yaptı. Ayrıca Habur rezaletinde PKK militanlarının avukatlığını yapan adam taltif edilerek o bölgeden değil İstanbul’dan Milletvekili yapıldı. Aynı kişi partinin yetkili organlarının hiçbir kararı yokken “Ben Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak Dersim olayları ile ilgili olarak Dersim Halkından Özür diliyorum” diyerek partinin tarihine haksız ve çirkin saldırıda bulundu, kendisine sen kim oluyorsun, hangi yetkiyle böyle konuşabiliyorsun diye hesap sorulmadı.

Cumhurbaşkanı adayı Sayın İnce her konuşmasında anasının da kız kardeşlerinin de başlarının bağlı olduğunu, Cumaları namaza gittiğini söyleyerek yani kutsal din duygularını siyasete alet ederek karşı taraftan oy alacağını sandı.

Bazıları da buna seyirci kaldılar.

Niye?

Çünkü bize de bir gün bir şeyler düşer diye yapılan bütün bu olumsuzlukları sessizce seyrettiler.

Sessizce seyredip, ses çıkartmamalarına rağmen listelere konulmayanlar, şimdi hepsi de değişim diyorlar.

Bir anda Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi gitsin demeye başladılar. Elbette Cumhuriyet Halk Partisinde bir değişim şarttır. Ama bu değişim Kılıçdaroğlu gitsin biz gelelim değişimi değildir.

Yapılması gereken değişim Cumhuriyet Halk Partisini devrimci, halkçı, laik çizgisine çekmek olmalıdır.

Cumhuriyet Halk Partisini tarihi köklerinden kopartılıp, kişiliksiz bir parti haline getirilirken, susan kendini gerçek Cumhuriyet Halk Partili olarak niteleyenlerden birkaç kişi hariç diğerleri en fazla karınlarından konuştular.

Ben facebookda Sayın Hüseyin Yıldız’ın Sayın Kılıçdaroğlu’nu savunup Sayın İnce’yi kötüleyen yazı ve yorumlarını görüyorum. Eğer Sayın Kılıçdaroğlu’nu savunmak Sayın Yıldız’a kaldıysa vay Kılıçdaroğlu’nun haline.

Sayın okurlar ilkelerinden kopmuş geçmişini ağzına almayan bir parti başarılı olamaz.

Arabanın motoru ve diğer aksamları yerinde değilse araba tekliyorsa bunun şoförü kim olursa olsun önemli değil. Biri iner diğeri biner ama olumlu bir sonuç alınamaz.

Seçimler parayla değil, gönüllü ve inançlı kadro ve teşkilatlarla kazanılır. Davası olmayan, inancı olmayan, iddiası olmayan kişilerden zafer beklemek boşunadır.

Mecliste ve partide hiçbir varlık gösteremeyenleri liste baş yapılarak tekrar milletvekili olmalarını garanti edildi. (Tekin Bingöl gibi.) Partiye çok faydalı ve yararlı olan milletvekilleri dışarıda bırakıldı.

İşte bu durum da Kılıçdaroğlu’nun affedilmez hatası.

Bu yazı toplam 1603 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0533 310 60 08