• BIST 75.929
  • Altın 129,650
  • Dolar 3,4399
  • Euro 3,6520
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -1 °C
  • Aydın 12 °C
  • İzmir 9 °C
  • Denizli 8 °C
  • Muğla 8 °C
  • Evleneceğiniz Kişi Doğru Kişi mi?
  • Kahveyi İçmek Dışında Kullanabileceğiniz 20 Durum
  • Meme Kanseri Hakkında Doğru Bilinen 12 Yanlış
  • Evleneceğiniz Kişi Doğru Kişi mi?
  • Kahveyi İçmek Dışında Kullanabileceğiniz 20 Durum
  • Meme Kanseri Hakkında Doğru Bilinen 12 Yanlış

Dedemlerin Hikâyesi!

Nevzat Arslan

Ana dedem, babasının iki yaşında iken, Çanakkale’ye gidişini hayal meyal anımsar. Kayın baba da Çanakkale’dedir. Dönülmez Çanakkale, ikisine de baba kelimesini yasaklar adeta. Eee bu arada haliyle, anam, teyzem, dayım da kimselere “dede” diyemezler. 

Ana dedem hacıya gitti. Rahmetli, ramazan ayında, ocak başında ikindi vakti başlardı sigara sarmaya…  Taze kahveyi kavurur, tahtadan soğutucuya döker. dibekte eliyle döver, cezveyi ocağa sürer… Olur, olmaz her şeye sinirlenir “Kara dinini…” diye sövdüğü de olur. Arada bir güneşe bakar, söylenir. “Asıldı kaldı tee orada…”  İftar vakti sigaradan bir nefes çeker,  kahveden bir yudum höpürdetir, gülümser. Az önceki adam gitmiştir. Bir ara 15 yıl sigarayı bırakır. Tekrar başladığında, çektiği ilk nefesinde dudaklarını yalarken şöyle söylenir.                  

“Tadı aynen duruyormuş yahu!”                                                                            

Nitekim akciğer kanserinden vefat eder. 

“Hiç içki içtin mi?” diye sordum, şöyle bir bakındı. Bir şeyler bildiğimi anladı. “Git şuradan…” diyerek beni sepetledi. Ben biliyordum ki; Hacı dedem gençliğinde, düğünlerde manga başı olur, düğün sahibine eziyet eder, keyif yapar. Dedem yetim kaldığında Durali Hoca yanına bedel verilir. Burada öğrendiği kadarı ile bir yandan Kuran okur, mevlit söyler, davar ardında, kolunda yün, elinde kirman(İğ) çevirir, türkü çığırır. İmam olur, köylüye Ramazan gecelerinde Teravih namazı kıldırır…              

**

Rahmetli Baba Dedem de hoş bir insandı.                                                            

Seyrek içmesine rağmen sigara paketi eksik olmazdı.                                              

Ata yanında sigara içmek bizde ayıplandığından arada bir, tek sigarayı babana ver diyerek benim aracılığım ile uzatır, babam evin arkasında içerdi. Dedem bir kez rakının tadına bakmak için bu ne menem bişey diyerek içtiğini anlatır. Bir de babamın düğününde zorla içirmişler o kadar…             

Dedem hacca niyetlenir.                                                                                  

Babam 40 yaşında vefat edince, halalarım ve amcam dedemin yanına gelir. “Baba! Hacca ayırdığın para ile ağabeyimizin çocuklarını evlendirelim. Dünyalık hayrını da yaparsın” dediklerinde kabul eder. Ebem adına bir pınar yaptırır. Hepimize destekte bulundu. Dedem bizim gözümüzde hacca gitmiştir. Manevi katta da öyle olduğuna inanıyoruz.

Gazeteyi eline alır, “Ecivet ne demiş?” diyerek ben okurdum, o dinlerdi.  Dedem babasından Kuran okumayı öğrenir. Mevlit de okur, İmam olur namaz kıldırır, Dağda, tarlada türkü çığırır. Dedemlerin yaşamı, böyle gözler önündeydi.                                                                                      

Yaşamlarında verilen eli de mutlaka öpmüşlerdir.                                                                              

**

Tabi ki bu iki adamın arkasındaki kadınları, ninemleri de unutmamak gerekir. Evlerine her geleni ağırlamışlardır. Düğün ve derneklerde ahçıbaşı, düğün gecelerinde eğlencede erkek elbiseleriyle rol alırlar, folklorik renk katarlardı. Dedem bazen sızlanır, bizi gülümsetirdi.                                        

Ah Ayşe’m! Ellerin yanında ipek gibisin.                                                         

Başbaşa kaldık mı köpek gibisin….

**

Bakmayın siz şimdi nutuk atanlara…                                                                                        

Bu toplumda gençliğini yaşayamayanların bastırılmış duygularının ezikliği her türlü sapkınlık yaşanmaktadır. Etrafımızda da çokça var böylelerinden de belli etmemeye çalışırlar. Okumuşlardır üstelik. Kimilerinin davranışları ise; tahsillerine yakışır mı bu apayrı. İncelenecek hatta tezlere konu olacak kadar ruhsal bir bozukluğa uzanan bir yoldalar ve de uzun mu uzun...

**

Geçtiğimiz 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü idi. Bu vesile ile atalarımı bu satırlarda hasret, saygı ve minnetle anmak istedim. Nurlar içinde yatsınlar…

Bu yazı toplam 366 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları