• BIST 1.433,690
  • Altın 533,71
  • Dolar 9,4000
  • Euro 10,9300
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 8 °C
  • Aydın 14 °C
  • İzmir 13 °C
  • Denizli 14 °C
  • Muğla 11 °C

Etik nedir?

Ömer ERU

25 Mayıs tarihi bütün dünyada etik günü olarak kutlanmaktadır. Bizim kültürümüzde kavram ve çerçeve olarak farklı olan bu terim son yıllarda ülkemizde de önem kazanmış bulunmaktadır. Bu günün ne anlama geldiğini ve niçin kutlandığını bilmek için ilk önce bu kavramın sözlük anlamına bakmamız gerekmektedir.

Kelime anlamıyla ‘etik’ Yunanca ethos yani "töre" sözcüğünden türemiştir, özgün Yunanca kullanımı ‘Etika’dır, tıpkı politika (siyaset bilimi), poetika (şiir kuramı), gibi. Felsefenin dört ana dalından biridir. Yanlışı doğrudan ayırt edebilmek amacıyla ahlâk kavramının doğasını anlamaya çalışmaktadır.

Değişik kültürlerde etik kavramına rastlanır. Nitekim Eski Yunanda olduğu kadar Çin Uygarlığında da Etik tartışılan bir konudur. Bizim kültürümüzde ise daha çok ‘ahlak’ kavramı merkezli bir etik anlayışı vardır.

Bizim milletimizde tarihsel süreçte uygulama bakımından sistematik etik uygulamaları Selçuklu Medeniyetinde Ahilik örgütünde görülür. Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu'da yaşayan Türklerin, esnaf ve sanatkârlarının birliğini, çalışma ilkeleri ve usullerini oluşturan, çok yönlü bir sosyo-ekonomik Türk kurumudur. Ahi Örgütüne üye olan esnaf ve sanatkârların uymaları gereken bir dizi ahlak ve iş kuralları vardı. Uyulmaması durumunda ağır cezalar da öngörülmüştü. Uymayan esnafın pabucu dama atılırdı. Yani o toplumdan soyutlanırdı.
Etik alanı geniş bir konudur. Günümüzde farklı etik alanlar bulunmaktadır: Kürtaj, yasal ve ahlaki meseleler, hayvan hakları, biyoetik, iş etiği, kriminal adalet, çevresel etik, feminizm, insan hakları, gazetecilik etiği, tıbbi etik, teknolojik etik, faydacı etik, faydacı biyoetik, vb. Bunların yanında, farklı açılardan ele alınan etik başlıkları da söz konusudur:
Etik kavramının erdem ve ahlaki yönü daha çok Müslüman dünyasında ilgi görmüş ve geliştirilmiştir.

Yakın çağda bilim ve teknolojinin ilerlemesi, devlet kurumlarının aşırı güç kazanması vb. nedenler etik ilkelerinin oluşturulması ve benimsenmesi daha somut prensipler ve kurallar haline getirilmesini gerekli kılmıştır.

İlk önce Batı dünyasında bilgi ve gücü iç denetime kavuşturmak için etik kuralları oluşturulmaya başlanmıştır. Bu etik kuralları, bazen yasa gücünde bazen de bir meslek grubunun iç denetim ilkeleri olarak ortaya çıkmaktadır.

Etik değerlerin hatırlatılması, bir bilinç oluşturulması için de 25 Mayıs tarihi Etik Günü olarak kabul edilmiştir.

Halen Etik değerlerin çiğnenmesi durumunda - öngörülen vicdani cezalar son derece yetersizdir. Hukuki cezalar ise son derece edilgen, karmaşık ve her zaman kamu vicdanını tam tamir edici değildir. Zaman içerisinde Etik Değerlerin, bir tür Etik Yasalar haline dönüştürülmesine daha fazla gereksinim vardır. Bu yasalar hazırlanırken bizim kültürümüzdeki ve inancımızdaki ahlak anlayışı ise hala tarihin derinliklerinden tam olarak bugüne taşınabilmiş değildir. Kendi tarihimize ve kültümüze eğilip baksak geçmişimizi incelesek batı medeniyetinin ortaya koymaya çalıştığı bazı kurumların ve anlayışların bizim milletimizde daha öncelerden uygulandığını görürüz. Örneğin ombudsmanlık sistemi Osmanlı devletinde uygulanan bir sistemdir Ancak bunu Danimarka kendi bulmuş gibi dünyaya lanse etmiştir. Danimarka'da bulunduğum sırada bir Türk işçisinin kızının okuyarak orada Dış İşleri bakanlığında yüksek bir göreve gelmiş olduğunu görmek bize gurur vermişti. O bayan konferans verirken ombudsmanlık sisteminin Osmanlı Devletinde uygulanan bir kural olduğunu açıklamıştı Yüksek kamu görevlisi vatandaş aleyhinde suç işlediği zaman divanda yargılanırdı. Padişah yargılamayı da kafes arkasından takip ederdi. Gerekirse o görevlinin kafası giderdi. Ahilik de böyle değil midir? Kendisinden mal almaya gelen müşterisine ben şefte yaptım diğer dükkâna gidip alışveriş yapı ve oda şefte yapsın diyen bizim atalarımız değil midir? Ya da hastası olan evin penceresine çiçek saksısı konulunca satıcıların ve diğer insanların o evin önünde geçerken ses etmemeleri geleneği bizim insanlarımızın geçmişteki güzel ahlaki anlayışları değil midir? İşte insanlarımızın özünde olan bu güzel anlayışların kamu da çalışanlar arasında da etkin şekilde uygulanması için etik kuralları dediğimiz prensipler ortaya konup uygulanmaya çalışılmaktadır. Öncelikle insanlarımızın şeref ve utanma duygusunu kuvvetlendirmemiz lazımdır. İnsanları sadece ceza ile yönetirseniz, onlar bir daha yanlış yapmazlar; ancak şeref ve utanma duygusuna da sahip olmazlar. İnsanları erdemle ve etik kurallar çerçevesinde çalışmaya yönlendirirseniz onlara şeref ve utanma duygusunu geliştirirsiniz. Doğru ve iyi işler yaparlar. Şimdi vatandaş olarak kamu görevlilerinden beklentilerimiz nelerdir onlara bakalım.

Kamu görevlisi halka hizmet ettiğinin bilincinde olmalıdır. Bulunduğu birimin hizmet standartlarına uygun çalışmalıdır. O birimin amacına ve misyonuna bağlı kalmalıdır. Dürüst, tarafsız ve güvenilir olmalıdır. Hizmet alanlarda saygınlık yaratmalıdır. Gelen vatandaşlara karşı nezaketli ve saygılı olmalıdır. İnsanlar arasında ayrım yapmamalıdır. Sorumluluk almadan kaçınmamalıdır. Arazi olursam bana daha az iş ve sorumluluk verilir anlayışında olmamalıdır. Çalıştığı yerdeki yönetime katılımcı yaklaşmalıdır. En ufak bile olsa hediye kabul etmemelidir. Kamu mallarını kendi malı gibi korumalı ve savurgan olmamalıdır. Önce topluma hizmet ettiğinin bilincinde olmalı kişisel çıkarlarını düşünmemelidir. Temiz toplumu ancak bu şekilde kurabiliriz

Bu yazı toplam 449 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0533 310 60 08