• BIST 1.857,40
  • Altın 764.26035
  • Dolar 13.4752
  • Euro 15.2878
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 0 °C
  • Aydın 5 °C
  • İzmir 13 °C
  • Denizli 2 °C
  • Muğla 3 °C

İftar sofraları

Mehmet EROĞLU

Değerli okurlar kutsal ramazan ayı gelince bazılarında bir telaş bir gösteri yarışı başlar.

Adam kandırmaca, yalan söyleme iftira atma ay boyunca da sürer gider.

“İftar yemeği” adı altında kişilerin reklam panayırları kuruldu ülkemin dört bir yanında Devlet imkânlarıyla şatafatlı iftar sofralarının kurulduğu görülüyor.

Bunların yani bu din istismarcılarının dillerinden düşürmediği, “Tüyü bitmemiş yetimin hakkı, öksüz hakkı” diyoruz ya işte onlar ikram ediliyor iftar sofralarında.

Her zaman, her akşam birlikte yediler tüyü bitmemiş yetimin, öksüzün hakkını, devlet malını. Hem de öyle üç-beş kişiyle değil, en az üç yüz, beş yüz kişiyle…

Bütün bu ikramların çoğu devlet kesesinden yapılıyordu.

Çünkü hiçbir kişisel servet böyle bir harcamaya imkân tanımazdı.

 Bunun bir tek adı var o da devlet kesesinden hovardalıktı.

Ne diyelim;

Yiyene de, yedirene de afiyet şeker olsun, bal kaymak olsun diyemiyoruz

Bir de halk arasında bu sofraların bazılarına merhametsiz sofra deniyormuş.

Sadece zenginlerin, sadece durumu iyi olanların sadece dostun eşin davet edildiği ama fakirin, garibanın, öksüzün, muhtaç olanın düşkün olanın çağrılmadığı sofra merhametsiz sofradır. Bu nedenle de eğer bir sofra da varsa birileri, soframızda hakikaten muhtaç olan diyelim ki arzu ettiği yemekleri yiyemeyen, mesela reklamlarda biz izliyoruz şu meyve çıkmış veya şu et var diyor, şu et mamulü diyor. Reklamcı satmak için gösteriyor tabii ki. Orada alamayan var gücü yetmeyen var, baba bende bundan istiyorum diyen çocuk var. O çocuğun başını okşayabiliyorsak, o çocuğun gönlünden geçen arzusunu gerçekleştirebiliyorsak o sofra merhamet sofrası, olur.

Şatafatlı sofralardan bazıları memnun olur ama fakirin kovulduğu, büyüklenme duygusunda olan zalimin itibar gördüğü baş tacı edildiği sofra merhametsiz bir sofradır.  Ondan Allah da memnun olmaz, Peygamber de memnun olmaz, vicdanı olan kul da memnun olmaz. Her tabağın çok az bir bölümü tüketilmiş olan yemekler doğruca çöpe postalanırken, iftarı veren kurum, kuruluş konuk başına 700-800 bin liradan, yüz milyarları o şaşalı ve cafcaflı kasasına bırakıveriyor. Neymiş efendim, iftar vermiş. Kimlere vermiş? Hep aynı fotoğraflara. Yani, en kötü zamanında bile o tür yiyecekleri evinin mutfağında, buzdolabında bulabilecek kadar geliri yerinde, gösterişli ve makam sahiplerine. Adam, yüz milyonlar verdiği iftarına falanca bakan, filanca belediye başkanı, bilmem hangi milletvekili ya da yağcılığını sürdürebileceği makam sahibi gelmeyince, kahroluyor, üzülüyor. Neden? Çünkü o kişilerle yan yana fotoğrafları, görüntüleri ve verdiği yemekler öğrenilmeyecek.

Bir iktidar düşünüm ki, seçim öncesinde yapmakta olduğu büyük harcamaların en önemli kaynağı yine devletin ve milletin parasıdır.

O görkemli iftar sofraları halkın ve devletin parası ile kurulmaktadır.

Beş yıldızlı oteller, lüks restoranlar.

Belediye çadırlar da fakirler içindir.. Bunlara kuru fasulye pilav çorba ikram edilir.

Bu gibi yerleri din sömürüsünün ve siyasi propagandanın karargâhı haline getirilir.

Sayın okurlar Küşadasın da yakından tanıdığım bir arkadaş var. Bu arkadaşın işi amelelik yaparak kendi ve çocuklarının geçimini sağlar.

Hanımı üç çocuk yaptıktan sonra eşini ve çocuklarını bırakıp gitmiş. En büyük çocuk 8 yaşında diğerleri de üç ve beş yaşındalar.

Babaları sabah iki çocuğunu okula bırakıyor. En küçük çocuğu da yanında götürmeye mecbur kalıyor.

Her darda kalan yoksul vatandaşa Aydın Büyük Şehir Belediyesi şefkatli merhametli elini uzattığını biliyoruz. Ben de bundan cesaret alarak yakından tanıdığım değerli arkadaşımın oğlu Barış Altıntaş’ı aradım. Çok Sağ olsun yakın ilgi gösterip bu vatandaşa da yemek verilsin diye gerekli yerlere bizzat yanımda talimat verdi.

Aradan bir hafta geçmesine rağmen bu arkadaşa ve üç yavrusuna yemek gelmedi.

Değerli okurlar düşünün bir şatafatlı sofraları birde elinde tencere belediyeden yemek gelecek de üç yavrum doyacak diye bekleyen gariban zavallıyı düşünün.

Hanı şair diyor ya

Bir garip ölmüş diyeler

Üç gün sonra duyalar

Soğuk su ile yuyalar

Söyle garip bencileyim.

İşte ülkemin bozuk düzen,.

HAYIRLI RAMAZANLARA BOL KEPÇELERE DEVAM.

 

 

 

Bu yazı toplam 1193 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0533 310 60 08