• BIST 1.522,040
  • Altın 551,49
  • Dolar 9,5375
  • Euro 11,1368
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 9 °C
  • Aydın 15 °C
  • İzmir 15 °C
  • Denizli 13 °C
  • Muğla 13 °C

Kamu kurum ve kuruluşlarında etik ilkeler

Ömer ERU

Devletin en önemli görevi kamu yararını sağlamaktır. Halkın ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri de kamu görevlileri aracılığı ile yapar. Kamu görevlileri de bu görevlerini kanun, tüzük, yönetmeliklere uyarak yaparlar. Burada hep toplumsal çıkar göz önünde tutulur. Ancak pratikte kamu görevlilerinin her zaman bu ilkeye uymadıkları görülmektedir. Yolsuzluk, dam kayırmacılık, zorbalık, haraç almaya rastlanmaktadır. İşte etik dediğimiz olay burada ortaya çıkmaktadır. O halde Kamu Yönetimi ve Etik arasında nasıl bir ilişki kurulabilir. 

Genelde örgütlerin rasyonel olarak kuruldukları ve bu ilkeye göre işletildikleri kabul edilir. (Tsakas ve Knudsen) Bu modelde iş görenlerin davranışları önceden belirlenmiştir. Belli kurallara bağlanmıştır. Ancak bunun bilimsel verilere dayanmadığı ileri sürülür. Örneğin ortaya konan ve hali kuralları taşıyan hukuki metinler her zaman pratikle uymamaktadır. Etik kuralları ile her zaman örtünmeye bilmektedir. Memurlar çalışırken bunalıma sürükleyebilmektir. 

Öncelikle Kamu Yönetimi Nedir? 

Ona bir cevap bulmaya çalışalım. Kamu Yönetimi kamu yararını gerçekleştirmeye çalışan yönetsel bir eylem alanıdır. Wilson ise kamu yönetimini kamu hukukunu sistemli bir uygulanması olarak görür. 

Kamu Yönetimi merkeziyetçi bir anlayışla örgütlenmiştir. (Duusive) Personelin liyakatına dayanır. İş bölümüne ve emir komutaya dayanır. İş bölümüne ve emir komutaya dayanır. Bazı yararlar amaçlar bakımından kamu yönetiminin özel yönetimden farklı olmadığını (Murvay) bazıları da farklı olduğunu ileri sürerler (Baldwin) böyledir. 

Devlet kamu yararını kamu görevlileri aracılığı ile sağlar. Kamu görevlisi ise Kamu Yönetimi içerisinde bir örgüte ve belli ilkelere bağlı olarak çalışır. Bunlar kişisel çıkar için değil ama kamu yararını gözeterek çalışmak zorundadırlar. Belli sorumluluklar yüklenmişlerdir. 

Burada Etik olayı ortaya çıkar peki etik nedir? 

Etik: Yunanca bir kelimedir. Karakter ve davranış anlamına gelen Etos sözcüğünden türetilmiştir. Felsefenin ahlaki değeri inceleyen dalıdır. Ahlaki davranış da bireyin toplumun iyi ya da doğru saydığı kimi standartlara uygun davranmasıdır. Etik ise, ahlaktan farklıdır. Etik insana ne yapması ya da yapmamasını öneren bir dizi değerler bütünüdür. Bu değerler ödevler, erdemler, ilkeler ve toplumun çıkarları kavramlarından oluşur. 

Ödev: Kişinin işgal ettiği rolden belirlenen davranıştır. Erdem, iyi bir insanı tanımlar. 
İlke: Davranışları biçimlendiren temel değerler, toplumun çıkarı ise toplumun çoğunluğunun yararına olan her türlü eylemlerdir. 

İşte kamu görevlilerinin çalışması yasalarla birlikte bu etik değerlere dayalı olmak zorundadır. Yasalar kamu görevlilerini dışsal denetler. Etik değerler ise içsel olarak denetler. 

Kamu Yönetiminde etik olayında öncelikle bireysel ahlak önemlidir. Bunu da o kişinin özgeçmişi belirler. Örneğin, aile yapısı, kültürel ve toplumsal çevresi kişisel inancı o kişinin tecrübesi bunu oluşturur. Daha sonra mesleki etik gelir. Bu da kamu görevlisinin görevini yaparken mesleğini gerektiği normlar çerçevesinde davranmasıdır. 
Üçüncü olarak örgütsel etik vardır. Bu da Kamu görevlisinin eylemini o örgütün amacı doğrultusunda konan kurallara uyarak yapmasıdır. 

O halde Kamu Yönetimine hakim olması gereken ilkeler nedir? 

1-Kamu Görevlileri yasalara ve örgütün misyonuna karşı sorumlu olmalıdırlar. 
2-Kamu görevlileri kamu yararını sağlamaya yönelik tutum ve davranış sergilemelidirler. 
3-Adil olmalıdırlar. 
4-Dürüst olmalıdırlar. 
5-Açık olmalıdır. 
6-Hoşgörülü olmalıdır. 
7-Sorumluluk alabilmelidir. 
8-Demokratik değerlere saygılı olmalıdırlar. 
9-Kamu görevlileri Etik değerleri tüm çalışmalarında önde tutmalıdırlar. 

ETİK OLAYININ TARİHİ GEÇMİŞİ 

Etik tartışmalarını önce Yunan Kent Devletlerinde görmekteyiz. Örneğin devlete alınan görevliler öncelikle yemin ettirilmektedirler. Kamu görevlisi kenti daha ileri götüreceği konusunda yemin etmektedir. Aristo mutluluğun ancak erdem sayesinde gerçekleşebileceğini söylemiştir. İnsanı mutluluğa ancak akıl, ahlak ve etik davranışlar götürebilir. Ona göre erdem, ahlaki ve entellektüel alanda mükemmelliğe erişmektir. İnsanı erdemli bulmanın ilk şartıdır. Onları bilgili yapmaktır. Bilgi öğretilebilir. O halde erdem ve etikte insanlara öğretilebilir. 
Mezopotomya’da Perslerin Susa kentinde ise kamu görevlilerinin etik kuraklarla uymaları zorunlu tutulmuştur. Örneğin bu devir de Kamu görevlilerinin yalan söylemeleri yasaklanmıştır. Yöneticiler adalet ve eşitlik ilkelerine uymak zorundadır. 

Babil ve Roma da ise bazı kamu yöneticilerinin yolsuzluğa bulaştıkları görülmektedir. 
Türk tarihin de etik davranışlara rastlanmaktadır. Örneğin, Osmanlılar da görülen loncalarda yöneticilerin (kethüda) kanun gereği etik değerlere uymaları zorunlu tutulmuştur. Kethüda görevi sırasında etik değerleri uygulamak ve kötü davranış sergilerse hemen görevden alınırdı. Ancak Fuzuli’nin “Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar” sözünden Osmanlılarda da etik dışı davranışların olduğu anlaşılmaktadır. 

Yine Osmanlı devletinin çöküşünün de yargı ve yönetimdeki yolsuzluklardan kaynaklandığı ileri sürülmektedir. 
Etik kavramı daha çok modern devlet ve yönetime geçildikçe önem kazanmaktadır. Örneğin Amerika’da önceleri yağma sistemi egemendi. Bu zamanla yönetimde davranışlarda yozlaşmaya yol açmıştır. Sonra yağma sistemi yasaklanmıştır. Kamu yönetiminde liyakat esası getirilmiştir. 

Lawton ve Doig 19. yüzyılda son dönemde kamu yönetim eğitiminin temel özelliklerini ortaya koyarlar. 

1-Kamu yararının egemenliği. 
2-Mesleklerin profesyonelleşmesi. 
3-Vatandaş ve Devlet arasında karşılıklı güven oluşturmaları. 
4-Tarafsızlığın sağlanması. 

Kamu görevlileri kişisel çıkardan çok toplum yararı düşünmelidirler. 
1924 yılında ilk olarak Uluslararası Şehir Yöneticileri Birliği kurulmuş ve etik kurallar ortaya konmuştur. Bu ilkeler 1952 yılında daha geliştirilmiştir. 

Bu ilkeler şunlardır: 
Çalışanlar çalışırken en yüksek performansı sağlamalıdırlar. 
Anayasa ve kanunlara saygılı olmalıdırlar. 
Saygılı ve dürüst olmalıdırlar. 
Etik değerleri örgüt kültürünün bir parçan haline götürmektedirler. 
Meslekte mükemmel olmak için gayret göstermektedirler. 

II. Dünya Savaşı ve ondan sonraki ekonomik krizi döneminde bazı yolsuzluklara rastlanır. 1970 başlarında yeni kamu yönetimi anlayışının ortaya çıktığını görmekteyiz. Bundan sonra Kamu Yönetimi etiği anlayışında da bazı değişmeler ortaya çıkmıştır. Bundan sonra Kamu Yönetimi Etiği anlayışının da bazı değişmeler ortaya çıkmıştır. Bundan sonra kamu görevlilerinin öncelikle kendilerine karşı sorumlu olmaları anlayışı öne çıkmaktadır. Buna göre sağlıklı insan kendini gerçekleştirmeli ve etik değerlerini kamusal alana taşımalıdır. 

Böylece 1970 lerden sonra Aristonun söylediklerine geri dönülmüş olmaktadır. 
Son yıllarda ise Jredicson kamu görevlilerinin de Anayasaya, yasalara saygıyı ,dürüstlüğü, meslekte profosyonel olmayı ve bireysel ahlaki değerlere sahip olmayı ön plana çıkarmıştır. 

KAMU YÖNETİMİNDE ETİK DIŞI DAVRANIŞLAR 

Haksız mal edinme. 
İrtikap. 
İktilas (Aşırma) 
Zimmete para geçirme. 
Kaçakçılık. 
Resmi ihaleye fesat karıştırma. 
Görevin gereklerini yapmaktan kaçınma. 
Yetkiyi kötüye kullanma. 
Gücün istismar edilmesi (korkutma, işkence). 
Kayırmacılık ve ayrımcılık yapmak. 
İhmal etme. 
Dalkavukluk. 
Hakaret. 
Kötü alışkanlıklar. 
Dedikoduculuk 
Aracılar yoluyla iş yapma. 

Etik dışı davranış deyince akla daha çok yolsuzluklar ve rüşvet gelmektedir. 
Yolsuzluk “Kamu görevlilerinin yapılmaması gereken işlemleri yapmaları ya da yapmaları gereken işlemleri çabuklaştırmaları karşılığı çıkar sağlamalarına yolsuzluk denir. 
Rüşvet, zimmete para geçirme, irtikap, memuriyet ve mevkii nüfusunu suistimal ve memuriyet görevlerini yapmamam böyledir. 
Yolsuzluk tanımında üç ortak husus vardır. 
Kamu görevlileri varlığı. 
Yetkinin kural dışı kullanılması. 
Çıkar sağlama. 

Yolsuzlukta uygulama yasaya aykırı değil ama daha çok yasadan sapma vardır. Yeni uygulama yasaya uygun yapılan bir işlemde bile bilinçli şekilde bu durumdan çıkar sağlama vardır. Bu nedenle bazen ortaya çıkarılması zor ve hatta imkansızdır. 

Yolsuzluk olayında ilk akla gelen kanun görevlisinin işini içinde taraf olmasıdır. Kişi kamu görevlileri olmayan bir kişi bile yolsuzluk olayından Türk Ceza Kanununa göre (örneğin rüşvet olayında 211. madde) memuru gibi cezalandırılır. 
Yine Türk Ceza yasasının 202, 205, 208, 209 maddeleri bu suçlara ilişkin olarak memur kavramlarına yer verilmiştir. 
Yolsuzlukta kamu görevlisinin maddesel kazanç veya özel amaç için kurallara aykırı davranışı ortaya çıkmaktadır. Sosyolojik olarak yolsuzluk olayında gizlilik görülür. Yolsuzluğa karışmaları ortaya çıkarmak ya da onlardan bu konuda bilgi almak zordur. Genellikle yolsuzluk yapanlar bir mazeretin arkasına sığınırlar. Ancak bu olayda suçu açıkca söyleyebilirler. Yolsuzluk özellikle devlete olan saygınlığı zedeler. 

Yolsuzlukta toplumda bir takım etik değerler kaybolur. Çünkü bu olayda şahsi çıkarlar ön planda tutulur. 
Ülkemizde de bu anlamda milyonlarca para döndürülmektedir. Sonuçta ortaya çıkan zararı yine vatandaş karşılamaktadır. 2001 krizinde yolsuzluk 12 milyar dolar iken ve bunu devlet vatandaşa ödedirken sağlık alanına ayrılan pay 1.2 milyar dolardır. 

YOLSUZLUK TÜRLERİ 

- Siyasal yolsuzluklar kamu görevlilerinin yasal yetkilerinin özel amaçlar için yasal düzenlemelere aykırı olarak kullanmalarıdır. Bu siyasal yozlaşmaya yol açar. Daha çok siyasal lobicilik şeklinde yapılır. Çıkan bir kanunu değiştirmek veya çıkacak bir yasaya çıkartmamak şeklinde olur. Holdingler büyük şirketler sendikalar ticaret ve sanayi odaları ve diğer meslek kuruluşları kendi çıkarları şeklinde lobicilik yapmaktadırlar. Siyasal yolsuzluk sivil toplum kuruluşları ile uluslar arası bazı kuruluşlar tarafından da az da olsa engellenebilir. Siyasal yolsuzluk bazen uluslar arası boyutta da görülebilir. 

2- Yönetsel yolsuzluk: Kanunların uygulanması sırasında kamu yöneticilerinin karıştıkları yolsuzluktur. 
Az gelişmiş ülkelerde ve ülkemizde bu tür yolsuzluk daha çok görülür. Ülkemizde sivil toplum kuruluşları ve çıkar grupları fazla örgütlenmemiş veya örgütlense bile fazla etkileme güçleri yoktur. 

YÖNETSEL YOLSUZLUK ŞEKİLLERİ 

Maddi çıkar karşılığı yolsuzluk kamu görevlilerinin maddi çıkar karşılığı kanun yetkilerinin yasal olmayan şekilde kullanmaları 

Rüşvet: Hem almayı hem vermeyi yasalarının rüşvet suçu kabul eder. Burada başkasına haksız çıkar sağlamak için para alınması hediye alınması ya da menfaat sağlanması söz konusudur. Olayda yasal işlem hızlandırılır ya da yasaya aykırı yapılır. 

Haraç: Kamu görevlisinin bir iş yapma karşılığı karşısındaki kişiden para istemesidir. TCK Md:209 da düzenlenir. 
Rant kollama çıkar ve baskı gruplarının yaratılan suni bir krizden çıkar sağlamak için belli faaliyetlere girişmeleridir. 
Zimmet: Memurunun para ya da mal niteliği taşıyan bir kamusal kaynağı yasalara aykırı olarak kişisel çıkarı için harcaması ya da kullanmasıdır. 

Maddi olmayan çıkar karşılığı yolsuzluk 

Kayırmacılık: Memurun yolsuzluklarına karşı çıkar sağlamasıdır. İltimasta denir, torpil de denir. 

Akraba Kayırmacılığı: Örneğin görev, başarı, liyakat gözetilmeksizin sırf akraba olduğu için birisinin işe alınması böyledir. 

Eş-Dost Kayırmacılığı: İşe alınmada liyakat ve kariyer aranmadan bir kişiyi eş-dost ilişkisi diye işe almak böyledir. 

Siyasal Kayırmacılık ( Partizanlık): Siyasal Partilerin iktidara gelince seçmenleri için ayrımcılık tanımaları ve bunların haksız menfaat temin etmeleri böyledir. 

a) Hizmet kayırmacılığı. 
Siyasilerin iktidarda bir daha seçilmek için elindeki olanakları kendi seçim bölgelerine tahsis etmeleri böyledir. 

Patronaj: Siyasal partilerin iktidara seçildikten sonra kamu kurum ve kuruluşları üst yöneticilerin bürokratları görevden almaları ve bu görevlere kendi siyasi yakınlarını getirmeleri. 

Oy Ticareti: Bir siyasi partinin çıkar karşılığı diğer partinin çıkaracağı kanunu oyuyla desteklemesidir. 

Lobicilik: Çıkar ve gözcü gruplarının bir karar alma sürecinde, iktidar ve muhalefet partileri ile bürokratları etkileyerek kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendirilmeleridir. 

PEKİ ETİK DIŞI DAVRANIŞLARIN NEDENİ NEDİR? 

1- Düşük ücret. 
2- Etik dışı davranışların çıkmasına fırsat verilmesi 
3- Cezalandırıcı uygulamaların yetersiz olması. 

İkinci Dünya Savaşından sonra bazı ülkelerde idarede başarısızlıklar görülmesi de etik dışı davranışlara yol açmıştır. Devletin hacminin büyük olması da gözetim ve denetimi etkisizleştirmesi ve etik dışı davranışların oluşmasına yol açmıştır. 
Son zamanlarda özelleştirmeden kamu görevlilerini kendilerine büyük çıkarlar sağlamaları böyledir. 

Kamu görevlilerinin hukuk bilgilerinin yetersiz olması da buna yol açar. Yönetici veya görevli araştırma yapmıyorsa hukuk değişikliklerini takip etmiyorsa hep kendi yaptığının doğrultusunda kendini inandırır. Yasa dışına çıkabilir. 

Bir diğer neden bazı kamu görevlilerinin aç gözlü olmalarından kısa yoldan köşeyi dönmek veya benim memurum işini bilir anlayışı buna yol açabilir. 

Kayırmacılıkta yasal yoldan sapmaya neden olur. Bazı Kamu görevlileri emeklilikten sonra özel sektörde bir işe girmekteler ve işlerini yürütmek için kamu görevlileri ile daha rahat ilişkiye girebilmektedirler. 

Bazı kamu görevlileri de bu görevde daha fazla kalabilmek için her türlü ahlak dışı davranış gösterebilmektedirler. 

ÖNLEME 

Bazı bilim adamları etik dışı davranışların önlenmesini de “izleme” ilkesini ortaya koyarlar. Bunun caydırıcı olduğunu savunanlar hiç değilse olay sayısını düşündürebileceğini söylerler. 

1993 de Uluslararası saydamlık örgütü kurulduğunu görmekteyiz. Bu örgütün amacı Dünya’da yolsuzluk olaylarını incelemek ve ilkeleri ülkeleri bu konuda derecelendirmektir. 1995’te Almanya’da Göttügen Üniversitesince bir yolsuzluk Algılama endeksi yayınlanmıştır. 

Buna göre 10 tam puan üzerinden 5 ve daha az puan ülkeler kirli ülkelerdir. Uluslar arası Saydamlık örgütüne göre yolsuzluk o ülkenin gelişmişlik düzeyine göre artırılmakta ve azalmaktadır. Ancak yolsuzluk az gelişmiş, gelişmiş ve gelişmekte de olsa her ülkenin sorunu olmakta devam etmektedir. 

ÜLKEMİZDE DURUM 

Ülkemizde etik dışı davranışlar yaygındır. Bu bireysel boyutları aşıp kurumsallaşmıştır. Öyle ki devlete olan güven böylece büyük yara olmaktadır. 

Biz de etik davranış standartları istenen düzeyde değildir. 
Bizde hesap verme mekanizması hala işlevsizdir. 
Bizde kamuda hukuk devleti iken daha tam yerleşmemiştir. 
Bizde bürokrasi mecburiyetçidir. 
Bizde bürokrasi statükocudur. 
Bizde takdir yetkisi fazladır. 
Bizde siyasilerin bürokratik yapı üzerindeki etkisi fazladır. 
Yönetim saydam değildir. 
Çalışanların ücreti düşüktür. 
Eğitim yetersizliği vardır. 
Etik konusuna yeterince önem verilmemektedir. 

Türkiye şu anda saydamlık örgütü puanlamasına göre etik dışı davranışlarda 159 ülke arasında 65. sıradadır. 
Dünya Bankası raporuna göre Türkiye’deki firmalar yıllık gelirlerinin halen % 6 sını 

Müfettiş ve denetimden kaçmak için 
İzin ya da ruhsat almak için 
Bürokratik süreci kullandırmak için 
Bir ihaleyi kazanmak için gayri resmi harcamalara vermektedir. 

Türkiye’de etik dışı davranışları önlemek için ilk adım olarak 2004 yılında 5176 sayılı kanunu çıkararak kamu görevlileri Etik Kurulunu kurmuş, bazı kanunlarda değişiklik yapmıştır. 

Kanun: Kamu görevlilerinin uymaları gereken saydamlık, tarafsızlık dürüstlük, hesap verilebilirlik kamu yararı gözetme yılı etik davranışları belirlemeyi ve uygulamayı amaçlamıştır. 

Ayrıca kamu görevlileri etik davranış ilkeleri ile başvuru usul ve esasları hakkında yönetmelik çıkarılmıştır. 
Yönetmelik 
Kamu görevlilerinin tabi oldukları davranış ilkelerini 
Kamu hizmeti bilincine uygunluğu 
Vatandaş odaklılığı 
Hizmet standartlarına uygunluğu 
Tarafsızlığı 
Dürüstlüğü 
Misyona bağlılığı 
Yasaklığı 
Hesap verilebilirliği 
Saydamlığı 
Bilgi vermeyi 
Saygınlığı ve güven sağlamayı 
Kamu menfaatini önce tutmayı ilke olarak benimsemiştir. 
Bir diğer adımı 2003 yılında çıkarılan 4982 sayılı Bilgi Edinme Yasasıdır. 

Bizde etik davranışı benimseyen diğer bir yasa da bilindiği gibi 657 sayılı yasadır.

Bu yazı toplam 1763 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0533 310 60 08