Şerif KUTLUDAĞ

Şerif KUTLUDAĞ

Küçük şeylerde saklı mutluluklar

“KÜÇÜK ŞEYLER” 1859-1936 arasında yaşamış olan Samipaşazâde SEZÂÎ’nin romanının adıdır her şeyden önce.

“Küçük Şeyler” sıradan insanın başına gelmesi muhtemel sıradan olayları, acıları, ümitleri, hayal kırıklıklarını, yani kimi hayat gerçeklerini ve bu gerçekler karşısında yaşanan duyguları ele alıyor. Ağaçların kesilmesine üzüntü duymamız, kuş sesleriyle neşelenip aşk uğruna acı çekmemiz, bir tebessümle umutlanıp kurduğumuz hayallerin yıkılıvermesi gibi olağan ama okuru derinden etkilemeyi başaran hikâyelerdir bunlar.

Türk edebiyatına modern anlamda hikâyenin ilk örneklerini kazandıran Samipaşazade Sezai, Küçük Şeyler için yazdığı önsözde, neyin anlatıldığının değil, nasıl anlatıldığının önemli olduğunu vurgulayarak hikâyenin gücünün ayrıntıda gizli olduğunu ve güzel yazıldığı sürece basit konuların da önem kazanacağını söyler.”

Evet bu tanım içerisinde geçen “….neyin anlatıldığının değil, nasıl anlatıldığının önemli olduğunu…” ifadesi var ya, işte hayatı anlamanın ve anlatmanın sırrı bu sözlerde…

“KÜÇÜK ŞEYLER” Prof. Dr. Üstün DÖKMEN Hocanın 2002-2012 arasında önce TRT 1’de, sonra da STAR TV’de 9 sezon devam eden 94 bölümlük TV programının, devamında da aynı isimle yayınlanan kitabının adıdır ikinci olarak…

Küçük Şeyler’de Üstün Dökmen hoca programında insan ilişkileri, iletişim hataları, yaşama sevinci, çocuklarla iletişim, eşlerle iletişim, roller, kadın-erkek eşitliği gibi konuları ele alırken program içinde anlatımı desteklemek için skeçlere yer vermişti.

“Küçük Şeyler’de saklı mutluluklar!..” dedik ya yazının başlangıcında!

“Çocuklara yapılabilecek en büyük iyilik, onlara küçük şeylerden zevk alma duygusunu kazandırabilmektir!..” diyen bir de sözümüz vardır.

Bu konudaki ilk ve en büyük görev annelere düşmektedir. İlk beş-altı yaşa kadar annelerin çocukları yaşadığı süreçte bu duygular ya verilir ya da verilemez. İşte insanın hayatı boyunca dışarıya yansıttığı kimliği bu dönemde ruhuna işlenen duyguların bir anlamda dışa vurumudur.

Günümüz Türkiye’sinin en büyük sorunlarından birisi belki de çocuklarımızın küçük şeylerin mutluluğunu yaşayamamasıdır. Çünkü ya aile çekirdek aileye dönüştüğü için çocuklarımız büyüklerin karşılıksız sevgilerinden mahrum büyümektedir ya da anne baba çalıştığı veya çok önemli görevlerde bulundukları için evin tek çocuğu olarak bakıcı elinde, paylaşımdan uzak ve yeterli anne baba sevgisinden mahrum büyümektedir. Sokak kültürü kaybolduğu için de çocuklar kendi dünyalarının saf çocuksu sevgilerini yaşayamadan büyüklerin gündemleriyle büyümekte bu da yine onların çocuksu sevgilerden mahrum büyümeleri gibi bir sonuç ortaya koymaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren yaşanan yokluk dönemlerinin çocukları geniş aile, çok kardeşli, sokak kültürü, paylaşım ve çocuksu sevgilerle büyüdükleri için belki de hayatın zorlukları karşısında yıkılmadılar. 1960 ile 1980 arasında ülkenin sosyal dokusundaki hareketlenme 1980’den bugüne aradan geçen kırk yıllık sürede olağanüstü sosyal gelişmeleri yaşayarak bugünlere gelirken bundan da en çok çocuklar etkilendi haliyle…

Bizim kuşak için bayram demek yeni ayakkabı, yeni gömlek, pantolon vb demekti. Onun için de ayakkabılarını yastık yaparak yatan bir nesilden, her istediği her zaman alınan bugünlere geldik. Günümüzün en büyük sorunlarından birisi de çocuğun her istediğine kolayca ulaşmasından kaynaklanan ruhsal doyumsuzluğun yaşanıyor oluşudur.

İnsan küçük şeylerden mutlu olma üzerine kodlanmış bir genetik yapıya sahiptir doğuştan. İşte bizler, toplum, teknoloji, iletişim araçları vb derken ya bu duyguyu öldürüyoruz ya da kadük ediyoruz…

Çalışan bir işçiye “Kolay gelsin!” demek, Asanasör girişlerinde “Günaydın!..” demek, “Önce siz buyrunuz!” demek, “İyi akşamlar!..” demek, “Hoşça kalın!..” demek, “Allah’a ısmarladık!..” demek, “Allah’a emanet olun!..” demek, “İyi geceler!..” demek çok mu zor değerli okurlarım…

Bir kültür sanat sunumunda dostlarımızı yalnız bırakmamak, sunum bitiminde kutlamak, eseriyle övmek çok mu zor?

Yeni bir şey aldığında; araba, ev, bisiklet, motosiklet vb hayırlı olsun, güle güle kullan demek çok mu zor?

Buna benzer örnekleri çoğaltmamız elbette mümkün.

Bir markete gittiğimizde, bir AVM’ye bir bankaya, vb resmî daireye gittiğimizde bizleri “Hoş geldiniz! Size nasıl yardımcı olabilirim?” denmesi kadar bizi mutlu eden bir şey olabilir mi? Ya da bu tür yerlere gittiğimizde görevlilere tebessümle “Merhaba, kolay gelsin!” , “Nasılsınız?” dediğimizde o insanların nasıl mutlu olabileceklerini hayal edebiliyor muyuz?

Demem o ki siz değerli okurlarıma hayatın mutluluğunun küçük şeylerden zevk almaya bağlı olduğu gerçeğini hatırlatmak istedim. Günümüzde daha merhaba, nasılsınız bile denmeden bir şeylerden şikayet edildiği bir hayat akışı yaşadığımız gerçeğini hatırlarsak, dostlarımıza haksızlık yapmamak adına “Ya hayır/güzeli söyle, yahut sus!..” hükmünce bilinçli olarak küçük şeylerden yakaladığımız mutlulukları paylaşmak gibi bir de görevimiz vardır…

Şimdi Prof. Dr. Üstün DÖKMEN’in şiirini hatırlayalım derim…

SELÂM!..

Yola çıkınca her sabah,

Bulutlara selam ver.

Taşlara, kuşlara, atlara, otlara

İnsanlara selam ver.

Ne görürsen selam ver.

Sonra çıkarıp cebinden aynanı

Bir selam da kendine ver.

Hatırın kalmasın el gün yanında

Bu dünyada sen de varsın!

Üleştir dostluğunu varlığınla,

Bir kısmı seni de sarsın.

Aynı konularda bir şiir de sevgili şâirimiz Halim AKIN’dan olsun:

TEK PERDELİK OYUN

Dünya koca bir sahne oyuncusu bizleriz

Oynadık, oynuyoruz bize biçilen rolü

Mutlu olmasak bile, içimizde gizleriz

Oyunu kader yazmış, ona uymak tek yolu…

Rol ister trajedi, ister komedi olsun

Tek perdelik oyunun parçası olacağız

Doğru oynamak lazım, sahnede namlar kalsın

İz bırakmak adına, alkışı alacağız…

Gün gelince gözlere inince birer perde

Oyunumuz bitecek, bizler fani âdemiz

Bilemeyiz ne zaman, kim bilir nasıl nerde

Er ya da geç mutlaka dolacaktır vademiz…

GÜL/AYDIN… SEVGİLERİMLE…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.