• BIST 1.376
  • Altın 454,071
  • Dolar 8,1429
  • Euro 9,7024
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 3 °C
  • Aydın 11 °C
  • İzmir 7 °C
  • Denizli 8 °C
  • Muğla 7 °C

Külliye

Mehmet EROĞLU

Değerli okurlar 1975 yılında Milet (Miletos) müzesine atandım. Milet antik dönemlerde İonya’nın en önemli kentlerinden birisi idi.

“Miletos” dendiğinde Eğe Denizinin hükümdarı ve hâkimi olarak Arkaik Dönemde denizciliği parlamış büyük bir yerleşim alanı. Bir İon kenti olan Miletos’a Hititliler döneminde MİLAWAN da denilmiştir.

Arkeoloji de çok önemli olan Milet Ören yerinde halen haşmetle korunan tiyatro, Faustuna hamamı Merasim caddesi, halk meclisi büyük liman gibi Roma, Helenistik ve Arkaik dönemlere ait eserlerin yanında birde gururla gelen turistlere gösterdiğimiz İlyas bey camisi var

Bir zamanların görkemli Miletos antik kentinden Bizans döneminde küçülerek antik tiyatro ve çevresinde bir kastron (kale kent) haline dönüşen Palatia/Balat yerleşimi Menteşe Beyliği’nin eline geçmesinden sonra deniz ticaretinin buradan yapılmaya başlanması nedeniyle tekrar canlanmıştır.

Balat’ta 1404’te Menteşeoğulları’nın son hükümdarı İlyas Bey tarafından yaptırıldığı anlaşılan cami, medrese, imaret, çifte hamam, çarşı gibi birimlerden oluşan Balat İlyas Bey Külliyesi Anadolu’da Beylikler devri sanatının özgün anıtlarından birisidir. Kare planlı, tek kubbeli caminin duvarlarında kullanılan kaliteli mermer bloklar antik Milet harabelerinden devşirilmiş, yeniden işlenerek duvarlara yerleştirilmişlerdir. Kubbeye geçişi tuğla ile örgülüdür.

Medrese ile hamam binaları arasında bunlarla bağlantılı bir de çeşme yapısı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra külliye yapılarının etrafını 15. yüzyıldan 20. yüzyıl ortalarına kadar farklı özellikler gösteren çok sayıda İslam Dönemi mezar taşının yer aldığı bir mezarlık alanı çevrelemektedir.

19. yüzyılın sonlarından itibaren çeşitli depremler geçiren cami, en son 1955 depremindeki önemli hasardan sonra kullanılamaz hale gelmiştir. Depremin ardından 1955-1972 tarihleri arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü, 1985 yılında da İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Milet Kazısı Başkanlığı tarafından koruma amaçlı bazı müdahalelerde bulunulmuş.

ilyas-bey-kulliyesi-(1).jpg

Yukarda kısaca bilgi verdiğim İlyas Bey Cami büyük bir küllüyedir. Okuma odaları depoları hamamı oldukça önemli bir külliyedir.

1955 depremine kadar Milet ören yerinin üzerinde bulunan Balat Köyü depreminden sonra Milet antik kentinin iki Km. Uzağına iskân edilmiştir.

Fakat Balat köyü halkın her dini bayramlarda traktörleri ve arabaları ile gelerek bu İlyas Bey Camisinde bayram namazlarını kılarlar. Köylerinde cami olmasına rağmen her dini bayramlarda bu camide namazlarını kılarlardı.

ilyas-bey-camii.jpegCami, hem örenyerin de olması hem de müzeye yakın olması nedeniyle her bayram namazından önce temizliğini müze personeli ile yapar temiz hale getirirdik. Ayrıca lokum alır namazdan sonra ikram da bulunurduk.

Tabi bu olay köylüler tarafından memnuniyetle karşılanır bizim köy halkı üzerinde etkinliğimiz artardı.

Yukarda anlatıldığı gibi bazı kurumlar ve kuruluşlar bu muazzam eseri restore etmek istediler fakat eski durumundan daha da berbat ettiler.

Tahminen bundan sekiz sene önce benim bir yakınım olan Habip Tuna Aydın’ımıza Vakıflar Bölge Müdürü olarak atandı.

Bu sayın müdürle Aydın’a nasıl yararlı oluruz diye epey çaba gösterdik.

İlkönce Cihan oğlu Caminin restorasyonundan başladı, çok güzel bir şekilde caminin restorasyonu bitti

Daha sonra Nasuh Paşa külliyesi ayağı kaldırıldı. Benim arzum bu Nasuh Paşa Külliyesinin içindeki dükkânların küçük el sanatı işleyen ve turizme yatkın işler yapanlara verilmesini istedik. Fakat Sayın Habip Tuna Müdürüm gidince burası bir tarikata verildi.

Ben Sayın Bölge Müdürüme “Sayın Müdürüm Didim Balat Köyü yanında bulunan Milet ören yerinde Menteşeoğlu İlyas Bey tarafından yaptırılan İlyas bey camisi var çok ama çok önemli bir cami burasını da mutlaka restore ettir”  diye ricada bulundum.

Sayın Müdürüm bunun için çok çaba gösterdi. Vakıflar Genel Müdürlüğü buna pek yanaşmadı.

Daha sonra Muharrem Kayhan beyefendi “ben restore edeyim yalnız benim şartım koleksiyonu olduğum eserleri burada 15 veya 20 gün sergilememe izin verin” diyor.

Vakıflar Bölge Müdürüme çok ricada bulundum .”Aman bu çok önemli bir fırsat ne yaparsan yap Sayın Genel Müdürü ikna et” dedim.

Sayın Müdür bu konuda 3 veya 4 defa Ankara’ya gidip geldi. Sonunda Sayın Genel Müdürü ikna etti.

Böylece buranın restorasyon işleri Sayın Muharrem Kayhan’a verildi.

Sayın Kayhan bazı sanatçıları İtalya’dan getirerek bu külliyeyi çok güzel bir şekilde restore etti.

Böylece bu ecdat yadigârı da yok olmaktan kurtuldu.

Sağ olasın Sayın Bölge müdür Habip Tuna.

Sağ olasın Sayın Muharrem Kayhan.

Bu yazı toplam 2279 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0533 310 60 08