• BIST 1.433,690
  • Altın 533,71
  • Dolar 9,4000
  • Euro 10,9300
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 7 °C
  • Aydın 12 °C
  • İzmir 13 °C
  • Denizli 13 °C
  • Muğla 11 °C

Nasıl bir Dünya

Ahmet KELEŞOĞLU

Korona virüsünün üzerimizde bıraktığı izler bir gün geçip gidecek. Yaşadığımız travmalar ve bir türlü bitmeyen bunaltıcı günler son bulacak. O zaman bizi nasıl bir dünya bekliyor olacak? Bunu bilmiyoruz.

Bir uykudan uyanır gibi mi? Yoksa kâbuslara dönüşen bir rüyanın sonu mu olacak?

Bizleri ne bekliyor bugünden kestirmek zor. Acaba büyük rüyadan uyandıktan sonra geride bıraktığımız Dünya'yı tekrar bulabilecek miyiz? Birlikte bir arada olma ve beraber yaşama şansımız nasıl olacak? Yaşantımızdaki değişiklikler hayatımızı hangi yönde etkileyecek?

Beraber yaşamak, ortak paylaşımlarda bulunmak, birlikte yemek yemek ve çay içmek! 

Yoksa herkes birbirinden kaçacak mı? Uzaktan bakışmalarla her şey kuru bir selamla mı sonlanacak? Kişisel birliktelikler artık yok mu olacak? Türk insanına özgü sıcak ve samimi davranışlar eskisi gibi devam edecek mi?

Ülkemiz ve Dünya ekonomisi, virüsten sonra nasıl şekillenecek? Ülkemizde zaten var olan işsizlik, şimdi bir kat daha fazla seviyelere çıkmışken, milyonları aşan işsiz kitle yaşamını nasıl devam ettirecek? Dünya da durum nasıl olacak? Büyük üretim ve sermaye birikimine sahip ülkeler bir virüs karşısında aciz kaldılar ve sarsıldılar. Hastalıklarla baş edemediler. Üretimin ve yüksek teknolojinin hiç bir işe yaramadığı görüldü. Çaresizlik içinde ölümlerin yaşandığı bir dünya ile karşı karşıya kaldık.

Avrupa Birliğinin dağılacağı, küresel sermayenin el değiştireceği, ülkeler arasında büyük anlaşmazlıkların olacağı ve para birimlerinin bile değişeceği söyleniyor. Hatta o kadar ileri gidiliyor ki; Para ve Banka sistemlerinin çökeceği finans kuruluşlarının büyük sarsıntı yaşayacağı dedikoduları yapılıyor.

Amerika bu virüsün en büyük kaybedeni oldu. Öyle ki, Tramp bile önce ciddi bir şekilde, "dezenfekte maddelerini vücuda versek olmaz mı?" dedi. Sonra da "şaka yaptım" diyerek çark etti ve alay konusu oldu. Amerika bile bu kadar aciz ve zavallı durumuna düştü. Çin ise tam bir muamma. Açıklamaları kafa karıştırır durumda. Yoksa Dünya da bizim bilmediğimiz bir şeyler mi oluyor? Birileri düğmeye bastı da bizim mi haberimiz yok. Devletlerin altın stokladığı söyleniyor. Yoksa Dünyanın hakimiyetini elinde bulunduran güçler, dünyanın gidişatını değiştirmek istemiş olabilir miydi? Ülkeler parçalanabilir ya da farklı yönde birleşik devletler oluşabilir mi?

Bunları bilmiyoruz.

Ama bir şeylerin olabileceğini tahmin ediyor gibiyiz. Aslında insanın yaşayabilmesi için ne gerekliydi? Barınma, giyinme ve beslenme. İnsan sağlık içinde yaşayıp doğanın sunduğu nimetleri ortak paylaşsaydı, başımıza bu dertler açılmayacaktı. Büyük güçlerin dünya ya acımasızca saldırması ve tehlikeli denemelerle teknoloji üretmeye kalkması çok tehlikeli olmuştu. İnsanların küçük çatışmaları ve paylaşma sıkıntısı şirketleri ve devletleri birbirine düşman etti. Her şeyin başı tabii ki, insandı.

Emperyalizmin ülkeleri kışkırtan politikaları ve haksız toprak talebi algısı ve toplumları acımasızca savaşlara sürükleyip milyonlarca insanın ölümüne neden olması;

Su ve Enerji kaynaklarının paylaşımı için insanlar, nesiller ve medeniyetlerin ortadan kaldırılması;

Ne yapacağız?

Önce kendimizi kurtaracağız. Sonra da komşularımızın yardımına koşacağız. Bu durum milletler seviyesinde de böyle olacak. Önce kendi ülkemizi ve sonra da komşu kardeş ülkeleri... Gıda üretiminde dışa bağımlılıktan kurtulacağız. Kendi zengin kaynaklarımızı kendimiz kullanacağız. Milli üretimi harekete geçirip Devletin gücünü öne çıkaracağız.

Önce biz... Sonra da yakın komşu ve tüm insanlık. Her devlet bu düşünce ile yola çıkacak. Dünya yı kurtaracak olan ve insanlık için tüm dünya devletlerinin temsil edildiği bir "Dünya insanlık platformu" kurulacak. Sağlık, küresel iklim, ekonomi ve açlıkla mücadele birinci sırayı alacak. Daha sonra sırasıyla diğer konular ele alınıp, Emperyalizmin acımasız sömürüsü ve neoliberal politikalara artık son verilecek.

Dünyanın gerçek sahipleri, doğa ve içindeki canlıları ile birlikte bize bir sarı kart gösterdi aslında. Bu kartın kırmızıya dönüşmemesi için de, Yunus balıklarını Haliç'in içlerine kadar göndererek ikaz etti. Daha ne yapılabilirdi ki, diğer canlılarda dünyanın birçok yerinde mülk sahibi olarak şehirlere indi, yurtlarını kontrol etmek için.

Başka örnek mi istiyorsunuz?

Bilim adamları, atmosferde değişiklikler olduğunu, kirli gazların azaldığı ve ozon tabakasında olumlu gelişmelerin meydana geldiği yönünde haberler veriyorlar.

İnsanların evlere kapandığı bu günlerde, kuş sesleri öne çıktı ve müjde verir gibiydiler. Melodileri bile değişti doğadaki orkestranın.

Baharın gelişi ile yeni dünyada yer almak dileğiyle, şimdi daha güzel günlere…

Bu yazı toplam 2795 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0533 310 60 08