• BIST 95.953
  • Altın 238,706
  • Dolar 5,8391
  • Euro 6,5739
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 1 °C
  • Aydın 12 °C
  • İzmir 10 °C
  • Denizli 9 °C
  • Muğla 11 °C

Ortadoğu’nun Esad’la barışması

Metin AKOĞLU

Suriye Devlet Başkanı Esad’ın uluslararası diplomasideki eski yerini geri kazanması birkaç yıl önce söz konusu bile olamaz gibi görünüyordu, ancak durum tamamen değişti. Esad'ın uzlaşmaz karşıtları sayılan Körfez’in şeytan ülkeleri, diplomatik temsilciliklerini açmaya karar verdiler.

Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve İsrail'in askeri istihbaratlarının temsilcileri, bir dizi gizli görüşme gerçekleştirdiler ve bu görüşmelerde, Suriye ve Arap dünyası temsilcileri arasında ilişkilerin yeniden tesis edilmesine yönelik de anlaşmaya varıldı. Bu çerçevede Şam'daki elçilikler tekrar açılacak ve Suriye, Arap Birliği'ne dönecek.

Şam, 2011'de çatışmalar başladığından beri diplomatik bir tecrit içinde bulunuyordu. Kimi ülkeler sadece güvenlik kaygılarıyla temsilciliklerini kapatırken, kimileri de böylelikle Beşar Esad'ın iktidarda kalmasını kabul etmeyeceklerini gösteriyorlardı.

Sekiz yıl geçtikten sonra Esad hâlâ iktidarda ve Suriye hükümeti de Rusya ve İran’ın desteğiyle ülkenin büyük bölümünde kontrolü tesis etmeyi başardı.

Bugün itibariyle Ortadoğu devletlerinin başlıca hedefi;

1. İran'ın Suriye üzerindeki etkisini zayıflatmak. Bu etki zayıflatıldığında Lübnan’daki Hizbullah güç kaybına uğrayacak.   Bu işin en büyük kazananı da İsrail olacak. 

2.Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeydoğusuna askeri olarak girmesini engellemek. Fırat’ın Doğusu’na Arap Barış gücü dâhil, çeşitli planlar üzerinde çalışıldığı artık sır değil.

Bunların yanı sıra, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt güçlerinin desteklenmesi de karar altına alınmış. Bu güçlerin kaderi, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Suriye'deki birliklerini çekme kararından ötürü belirsiz durumda. Suudi Arabistan, İsrail, Mısır ve BAE, böyle bir durumda Kürt bölgelerindeki kontrolün Türkiye'ye geçebileceğinden endişe duyuyorlar. Bununla ilgili olarak 350 milyon dolarlık fonun PYD/PKK’ya tahsis edildiği de sır değil.

Suriye'nin Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilerinin düzelmesinin işaretleri geçtiğimiz yıl ortaya çıkmıştı: Ürdün sınırı açılmış, Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir de aralık ayında sekiz yıl aradan sonra ilk Arap Birliği üyesi yabancı bir ülke lideri olarak Şam'ı ziyaret etmişti. Bu kapsamda olduğuna inandığım görüşmelerin sonuncusu da Ürdün Kralı Abdullah ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasında 2 Şubat günü İstanbul’da gerçekleşti.

BAE hükümeti de kasım ayında diplomatlarını Suriye başkentine göndermiş,  Bahreyn Dışişleri Bakanı, Aralık ayın sonunda, Suriye'deki elçiliklerinin faaliyete devam ettiğini' bildirmişti.

Bunları büyük Batı ülkelerinin takip edip etmeyeceği henüz belli değildir.

Öte yandan, Fransa ve ABD dışişleri tarafından son zamanlarda yapılan açıklamalara bakılırsa, Batı'nın Beşar Esad ve onun hükümetine yönelik tavırları değişiyor. Fransa, Suriye liderinin bu ülkedeki “seçim sürecine katılma imkânını dışlamadığını'”bildirdi.  "Eğer Beşar Esad adaysa, adaydır. Geleceklerinin nasıl olacağına Suriyeliler karar vermelidir" dedi. ABD Dışişleri ise,  “bugünkü Suriye liderinin ülkenin siyasi geleceğinde yeri olacağını” belirtti.

 

Esad, halen Suriye'nin meşru yöneticisidir. Teslim olmadı, terörist gruplarla mücadeleyi sürdürdü, siyasi ortamı biçimlendirdi,  şüphesiz ki siyasi süreçte yeri olacaktır… Savaşın galibi o!

Gördüğünüz gibi süreç çok hızlı ilerliyor. Suudlar ve BAE’lerinin sağladığı finansman ile Müslüman Kardeşlerin(İhvan) öncülük ettiği,  Esad’a karşı yapılan cihat’ın sorumluları pozisyon almaya çalışırken, 911 kilometre sınırı olan Türkiye’nin gurur meselesi yapıp, geride kalmasının kazandıracağı hiçbir şey yoktur.

2011’den itibaren Arabistanlı, Yemenli, Ürdünlü, Mısırlı, Sudanlı, Nijeryalı, Libyalı, Cezayirli, Faslı, Kafkasyalı, Doğu Türkistanlı onbinlerce cihatçı, Suriye’nin huzuru için geldikleri için mi Türkiye sınırlarında VIP muamelesi gördüler ve Suriye topraklarına girdiler.

Geçmişte büyük hatalar yapıldı.  Ortada, 700 bin insanın yaşama hakkının elinden alındığı çok ağır bir tahribat var.

Bizim “öfkeli çocuklar” dediğimiz ÖSO ve El- NUSRA, Esad’ın terörist dediği gruplar.

PKK/PYD Türkiye’nin terörist dediği gruplar.

Denklem bu. Çözmek için uzman olmaya gerek var mı?

Anlaşmak için masa kuruyor, kurduruyor ve o masaya oturuyorsanız sorunu çözersiniz.

Hafız Esad’ın oğlu, Oslo’da masaya oturduklarınızdan daha mı kötü?

Nereden geldi bu Esad kini virüsü?

Bölgede yaşayan bütün insanların, ülkelerin huzuru haktır. Önemlidir. Kutsaldır!

“Kutsalı olan, başkasının huzurunu da kutsal bilendir.”

Rahmetli Özal’ın Cezayir’den özür dilemesini yeniden hatırlatmak istiyorum.

Bunu başarabilirsiniz!

Bunu ülkenin birliği için yapmak zorundayız.

Şayet gururu ayaklar altına aldırmam diyorsanız, halkın üstüne atıp, yol alabilirsiniz. Biz buna hazırız. Esad ile barış ve Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri gönderilmesi, yüzde doksanların üstünde kabul görecektir.

Sonuçları hiç de iyi olmayan, hatta kalkışmaya varan olayların başlangıcı sayılabilecek gereksiz referandumları yaparak gelmedik mi?

Bir referandum da Suriye için olamaz mı?

Suriye’nin yeniden inşası için 350-400 milyar dolarlık yatırım öngörülüyor...

Size soruyorum.  

Siz Esad olsaydınız, yeniden inşa ihalelerini hangi ülke veya ülkelere verirdiniz?

Bu yazı toplam 1460 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0533 310 60 08