• BIST 98.101
  • Altın 259,114
  • Dolar 5,7063
  • Euro 6,3977
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 27 °C
  • Aydın 33 °C
  • İzmir 33 °C
  • Denizli 31 °C
  • Muğla 30 °C

Söylenmedik türkülerimiz var bizim

Nevzat ARSLAN

Karaçakal Yörükleri, Bafa Gölü ve çevresinde kışladıktan sonra yaz için Afyon ili hudutlarında bulunan Kumalar Yaylağına çıkarlar. En güzel Yörük kızının çektiği en öndeki devede Osmanlı fermanlı Yörük Sancağı dalgalanır. Kumalar uzaktır, uzak eller için bir deyimleri vardır, Osmanlıdan kalma Rumeli, Urum eli. Kumalar yaylağından bile Urum diye söz ederler. Osmanlı sadece vergi alır, asker alır, Yörükler korkar devletten, elindekine adeta yarıcıdır. Gizlice tekerlemeleri vardır.

Şalvarı şallak Osmanlı,                                                                                              

Karısı kaypak Osmanlı,                                                                                                     

Ekme biçme gütme yok                                                                                                 

Ekmeğe ortak Osmanlı…

Derler. O Urum elinde nice mezarları, o mezarlarda yatan dayı, dede, hala ve emmileri vardır. Yol kıyısında hastalanıp vefat edenleri, doğup da yaşamadan ölüveren bebeleri gördükleri ilk mezarlığa ya da ulu bir ağaç dibine gömer yola koyulmak vardı, göç beklemez, göç yolda bile düzülürdü. Göç yolunda gömdüklerini ziyaret ederek gözlerinden yaşlar akıtarak bir Fatiha okurlar…

Bafa yöresinde köylüceli genç,  ( Yörükte, yerleşik insan tanımlaması) bir yörük kızına vurulur, istetir, vermezler. Genç, kızı kaçırır, Azap Gölü kıyısında bir söğüt ağacına kaçmasın diye sıkıca bağlar, ekmek almaya gider. Dönüşte hareket edemeyen kızçeyi sivrisinekler kızıl bir et parçasına dönüştürür. Genç de çıldırır. O eller, azap eli oldu denilerek bır daha göç edilmez o topraklara, oralara…

Yakaköy diye anılan Yenipazar ilçesinin üst yamacındaki boş dağları kışlak bellerler. Karaçakal Yörükleri 93 Rus Harbi döneminde, İskân Nazırlığınca ancak üçüncü denemede zaptiye zoruyla 1877 yılında iskân ettirilir, 6 mahallesi, her tepede bir kıl çadır ile kazanın ikinci büyük nüfuslu yerleşiği diye anılır. Yaklaşık 30 yıl sonra aynı adla 1903 yılında köy tüzel kişiliğine dönüşür. İlk Muhtar Balkan Harbine de katılmış Halil Hoca, babamın dedesi, 20 yıl muhtarlık yapmıştır.

Türk Dil Kurumundan 1934 yılında, üç kişilik bir heyet Ellezoğlu yaylağına çıkagelir. Üç gün aşiretliyle konuşur, dertleşirler. Yaylakta uğurlar ola ziyafeti verilir. Heyet Başkanı köylüyü toplar, “Sizin oymak Türkçeyi İstanbul şivesinde konuşuyor, bunu Ankara’ya rapor edeceğiz” Bizim insanımızın Türkçemizi çok güzel konuştuğu çevrede bilinir, vurgulanır. Zamanın halkevlerinde bile konu edilir.

Bir göç esnasında, İnce Memet ve Deveci Savranbaşı Koca Mustafa Dinar girişindeki Beyköy denilen yerde bir evde erkek buhur develeri görürler. Kendi dişi develeri ile çiftleştirerek tülü cinsi yavrular elde etmek için gece vakti birkaç saatliğine almak üzere iken, uyanan mahalleliyle yörükler arasında meydana gelen çatışma sonucu yaratılmış bir türkü vardır. Karaçakal Türküsü...  Dinar Türkülerinden olan “Aldım martini İndim Dinar’a” türküsü ile konu ve sözleri benzerlikler taşımaktadır.

Tınısı ise; Ruhi Su eseri olan İnce Memed Türküsü ile aynıdır.

Zaten İnce Memed türküsünde de aynı konu ve sözler bulunmaktadır.

Isparta, Burdur ve Afyon yöresi düğünlerinde çok söylenmektedir. Örnek olarak Yazar Fakir Baykurt un Onuncu Köy romanında 118.sayfada da ilk iki mısrasın görebiliriz.

İnce Memed, Kara Hatçe kadının dedesidir. Kadıncağız bu türküyü bilir, söyler, ağlar. Sözleri yarım yamalak birçok insanın aklındadır. Tam olarak derlenemez.

Hemşerimiz, hariciyeci Mehmet Ekizoğlu bu türkünün sözlerini tesadüfen bulur ve bizlere ulaştırır. Karaçakal Türküsü… Ağzımızdan şu sözler dökülür…

Farkında olamadığımız değerlerimiz var.

Bir de söylenmedik türkülerimiz var bizim…

 

**

KARAÇAKAL TÜRKÜSÜ

Kıratıma burçak verin kişnesin,                                                                                                       

Yaralarıma fitil salın işlesin,                                                                                                          

Ben gidersem nazlı yârim nişlesin,                                                                                                                    

Koyu gölgelerde gergef işlesin.

Kıratıma bindim köprüden geçtim,                                                                                                        

Kumalar Yaylasında al kanlar saçtım,                                                                                                     

Altın çakmaklımı aldım Dinar’ı bastım,                                                                                            

Duymadın mı ağalarım efem şanımı!

Osmanlılar bölük bölük geldiler,                                                                                                 

Ak bağrımı delik deşik ettiler,                                                                                                            

Koca Mustafa öldü deyip döndüler,                                                                                          

Duymadın mı ağalarım efem şanımı!

Buhurcular Akgedik’ten ünledi,                                                                                                

İnce Memed kulak verip dinledi,                                                                                                 

Koca Mustafa kurşun yedi inledi,                                                                                                   

Duymadın mı ağalarım efem şanımı!

Diyorlar ki dağ üstünde dağ olmaz,                                                                                              

Ah! Çekenin yüreğinde yağ olmaz,                                                                                                             

Yüz bin cerrah gelse yaram eyi olmaz,                                                                                            

Duymadın mı ağalarım efem şanımı!

**

Bu yazı toplam 1882 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0533 310 60 08