• BIST 119.802
  • Altın 299,045
  • Dolar 5,9395
  • Euro 6,5365
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 2 °C
  • Aydın 8 °C
  • İzmir 10 °C
  • Denizli 7 °C
  • Muğla 2 °C

Yokluk intiharı

Ahmet KELEŞOĞLU

Çocuklarımıza merhamet duygusunu aşılayalım. Onlara iyilik yapmayı öğretelim. Yardımlaşmanın ne olduğunu, sevgiyi ve insanlara karşılıksız yapılan iyiliği anlatalım çocuklarımıza.

İntihar eden İstanbul Üniversitesi öğrencisi Sibel Ünli’nin ölümünde devletin suçu kadar hepimizin suçu var.

Lütfen bunu unutmayın.

İntihar eden genç kızımızın psikolojik sorunlarının olması devletin ve bizlerin sorumluluktan kurtulduğumuz anlamına gelmiyor.

Gençler, özellikle üniversite öğrencileri;

Hepiniz bu ülkenin parlayan bir yıldızı olarak geleceğimiz olacaksınız.

Bunun bilincindeyiz.

Sizden ricam şudur; hemen yanı başınızda, okulunuzun bahçesinde ve oturduğunuz sıranın arkalarında neler oluyor?

Evinizin bir arka sokağında neler oluyor?

Bunlara dikkat edin ne olur.

Gidin bakın.

Fakir, imkânları kısıtlı arkadaşlarınızı gördüğünüzde gözünüzü kaçırmayın.

Ekmeğinizi paylaşın arkadaşlarınızla.

Dinleyin arkadaşlarınızın derdini.

Israrcı olun, yakın durun, uzaklaşmayın birbirinizden.

İntihar eden aslında sizlerden biri..

İnanın iyilik yapma duygusu sizi daha çok mutlu edecektir.

sibel-unli.jpgİstanbul Üniversitesindeki arkadaşınızın para kartında 1 lira 40 kuruşluk bakiye çıktı.

Beyninde yaşamını bitiren kızımızın son sözü;

“Gidecek yerim yok yaşanmaya değer bir hayatım da" oldu.

Bir gencin bu sözleri söylemesinin çaresizlikten başka bir açıklaması yoktur aslında.

Belki de başka sorunları da vardı o koca gözlüklü gülen güzel kızın. Ama tutamadı kendini kıydı canına. Kışın soğuğunda nerede kalıyor okuluna nasıl gidip geliyordu. Bunları bilen gören mutlaka birileri vardır, ama gören duyanlarda, "ben daha ne yapabilirim" deyip... Döndüler ve gittiler.

Devletin bu ve buna benzer birçok olay karşısında sosyal önlemler alması gerekir.

Gençlerin intihar nedenlerini araştırmak ve yardım elini uzatmak devletin görevi.

Halkımız ve sivil toplum kuruluşlarını da duyarlı olmaya çağırıyorum.

Tarikat ve cemaatler çocukları pençesine almadan onları devşirip dönüştürmeden, intihara sürüklenen bu çocuklarımıza sahip çıkılsın.

Gençlerimizin bu zor durumlarından istifa etmek isteyen vakıf ve yardım kuruluşu adı altında faaliyet gösteren Allah'ı kötü amaçlarına alet edip dini ise istedikleri gibi kullananlara dikkat edelim.

Anne ve babalar, çocuklarınıza karşı sevgi içinde olun onlara yaşamın ve ortak paylaşımın değerini anlatın.

Öğretin ki, çocuklarınız bu dünyanın sadece cep telefonundan ibaret olmadığını anlasınlar. Telefonlardan başını kaldırıp dünyada ne olup bitiyor, bir baksınlar.

Çevremizde, hatta aile içinde bile neler oluyor bir baksınlar.

Maalesef aynı evde yaşayan kardeşler arasında bile anlaşmazlıklar yaşanıyor.

Anne ve Babalarda da bir yılgınlık ve tükenmişlik göze çarpıyor.

Ailelerimiz toplumumuzun en gözde kurumudur. Lütfen mücadeleden vazgeçmeyin.

Ümitsizliğe kapılmayın.

Aileler çocuklarına, çocuklar arkadaşlarına karşı yardımlaşma ve iyilik içinde olsunlar.

Birlikte yaşayan aynı yurtta veya aynı evde kalan öğrencilerde birbirlerine karşı yardımlaşma içerisinde olsunlar.

Ülkemizin Sosyal devlet olması ve milletimizin de bu bilinçle bunu talep etmesi dileklerimle.

Bu yazı toplam 588 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0533 310 60 08