Anamas’ta bir kırık sevda

93 harbinin en şiddetli günleri.

Rumi 1293 yılına rastlayan o nedenle 93 harbi olarak adlandırılan Osmanlı-Rus savaşı devam etmektedir. Savaş dediğin acıdır, kadınlar kocasız, çocuklar öksüz, nişanlılar buruk, yavuklusu gider, kalakalır.

Isparta ili, Anamas Dağı eteklerindeki Sofular köyünün Yılanlı Yaylağında matem vardır. Kürden ailesinin atası Hüseyin Goca, vefat etmiş, Havutlu köyü üzerindeki Göktepe Mezarlığında toprağa verilir. Mezarlıktan dönüşte bir acı haber daha duyulur, savaşta olan asker, Torun İbrahim’in de şehit haberi ulaşır.

İbrahim’in karısı Havana kadın bir başına ve üç çocuğu, (Kara) Meryem kız, (Dımıllı) lakaplı Durmuş ve Küçük İsmail oğlan yetim kalır. Aile meclisi toplanır ve evin genç oğlu bir diğer torun Hüseyin’i Havana kadın ile evlendirme düşüncesi ortaya atılır. Böylece çocuklara amcaları, hem babalık hem de emmilik yapacak ve de Havana kadın da ortalık yerde kalmaktan kurtulacaktı.

Onlar böyle düşünürler de Hüseyin’in bir sevdiği, tamahı var mı? Bunu kimse sormak, düşünmek bile istemez. Oysa Hüseyin’in deli divane olduğu bir sevdiceği, karşılıklı sevdası vardır. Direnir amma çaresiz kalır. Eğirdir ellerinden çıkar gider amma yüreği orada kalır. Kendini dağlara vurur.

Anamas Dağı eteklerinde, buz gibi bir hava vardır. Birden kurt ulumaları ile irkilir. Etrafında bir kurt sürüsü kendisini kıskaca almaktadır. Kurtların aç olduklarını anlamıştır. Bir meşe ağacının tepesine çıkar. Kurtlar ağacın dibinde toplaştılar. Hüseyin yukarıda, kurtlar aşağıda bekleşirler. Daha önceden duyduğu bir şeyi denemeye karar verir. Burnunu kanatır. Kanını aşağıdaki kurtların üstüne damlatmaya çalışır. Bir anda üzerine kan damlayan kurdu, diğerleri parçalamaya başlamıştır. Sabaha kadar böyle devam eder. Gün ışımaya başladığında kurtların kimi ölmüş, kimi yaralıdır. Sağ kalanlar da çekilip giderler.

Yine bir gün Anamas Dağı eteklerinde avarece dolaşmakta iken, birden önüne çıkan vahşi bir ayı homurdanarak sıkıştırır. Hüseyin’in korkudan aklı adeta yerinden oynamıştır. Hayvan, sürekli ön ayağını uzatmakta, bakar ki bir ağaç parçası tırnaklarının arasına saplanmış. Elleriyle ağaç kıymığını çıkarır. Ayı bu defa onu geri geri çevirmeye çalışmaktadır. Az ötedeki ağaca doğru sürükler. Kocaman bir çam ağacının alt gövdesindeki kovuktan bal petekleri sallanmaktadır. Hüseyin, burada karnını doyurur. Ayı seyretmekte, ayrılırken ayıcığın, sevgi ve minnetle baktığını hisseder.

Bir gün dayanamayıp da Eğirdir Gölü kıyısına yaklaşır. Karşıdan bir tanıdığı, deve katarları ile geçmektedir. Olanca sesi ile haykırır;

Hey! Bre deveci,

Geldiğin yerlerde mevsim bahar mı yaz mıdır?

Anamas’ta ötenler şahin mi yoksa baz mıdır?

Eğirdir gölünde yüzenler ördek mi kaz mıdır?

Acep benim sevdiceğim gelin midir kız mıdır?

Diye yanık yanık bağırır. Karşıdaki deveci bu sesi tanımıştır,

Deveci ellerini ağzına götürerek cevaplar;

Hey! Bre Çoban,

Geldiğimde mevsim bahar değil yaz idi.

Anamas’ta dönenler şahin değil baz idi.

Eğridir’de yüzenler ördek değil kaz idi.

Senin sevdiceğin gelin değil de kız idi.

Bunu duyan Hüseyin sevinir, ellerini açar.

Bir zaman sonra karşıdan bir ses daha gelir;

Sevdiceğin dün al duvak takmış,

Gözlerinden kanlı yaşlar akmış.

Bunu duyan Kürdek Hüseyin, öylece kalakalır.

Başı önde çadırlarına varır. Kendini cellâda teslim edercesine boynunu bükerek oturur. 93 harbi, ağabeyini şehit almış ayrıca onun kaderini çizmiştir. Aile büyükleri Hüseyin’in aklının erdiğine, salimen düşündüğüne kanaat getirerek Havana kadın ile nikâhı kıyılır.

“Gayri bu eller bana yaramaz,

Derdim desen kimse anlamaz.”

Diyerek çadırını, keçisini, karısı olan eski yengesini, çocukları olan yeğenlerini toplayarak akrabalarının da olduğu oymağa, Aydın ili Karaçakal kışlağına bir sabah vaktinde ulaşır ve bir zeytin ağaçlı kayacığın dibine, Zeytinli dam diye anılan yere, çadırını kuruverir. Hüseyin ile Havana evliliğinden Hacı Hasan Onat, Dudu Uzgut, Elif Aksoy (Bekir Beyin 3. Eşi), Ümmü Kadın dünyaya gelir. Dudu kadın, ninemin annesidir.

İşte biz de bu kırık sevdanın torunları ve çocuklarıyız…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.