Cevdet ŞAHİNOĞLU

Cevdet ŞAHİNOĞLU

Aydın'daki kötü kim?

Silivri'den gelen mektup, Aydın siyasetinin üzerine adeta bir sis bombası bıraktı.

Tutuklu bulunan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, isim vermedi ama tarif ettiği kişinin kim olduğunu anlamak için siyasi deha olmaya gerek yoktu. Mektubun satır aralarında hedefteki ismin Özlem Çerçioğlu olduğu yönünde güçlü bir siyasi kanaat oluştu.

Asıl dikkat çekici olan ise Ömer Günel'in kullandığı ifadelerden çok, bu ifadelerin Aydın'da karşılık bulması oldu.

Çünkü Aydın siyasetinde yıllardır konuşulan bir konu var:

Güç mü hizmet üretiyor, yoksa hizmet güce mi kurban ediliyor?

Ömer Günel'in mektubunda geçen "kumpas", "paralı askerler", "gizli raporlar", "gizli tanık arayışı" gibi ifadeler son derece ağır ithamlar. Elbette bunların doğruluğu ya da yanlışlığına karar verecek olan ne köşe yazarlarıdır ne de siyasi taraftarlardır. Ancak bu sözlerin kamuoyunda bu kadar yankı bulması bile başlı başına bir siyasi tabloyu ortaya koyuyor.

Çünkü Aydın'da uzun yıllardır bir algı var.

Siyasetin merkezinde hizmetten çok güç mücadelelerinin bulunduğu algısı...

Bugün CHP içinde yaşanan hemen her tartışmanın, her kırılmanın, her ayrışmanın ucunun dönüp dolaşıp aynı noktaya çıkması tesadüf müdür?

Kuşadası'nda yaşanan kriz...

İl örgütündeki tartışmalar...

Belediyeler arasındaki gerilimler...

Parti içindeki küskünlükler...

Neden sürekli aynı isim etrafında şekilleniyor?

Bu soruların cevaplanması gerekiyor.

İşte bu noktada dikkat çekici bir gelişmeyi hatırlamak gerekiyor.

Özlem Çerçioğlu, 14 Ağustos 2025 tarihinde CHP'den ayrılarak AK Parti'ye katıldı. Üstelik bu geçiş bireysel bir tercih olmanın ötesinde siyasi sonuçlar doğurdu. Beraberinde dört belediye başkanının da parti değiştirmesi Aydın siyasetinde uzun süre tartışıldı.

Ancak asıl soru şuydu:

AK Parti'ye geçen sadece belediye başkanları mıydı?

Yoksa yıllar içinde oluşan siyasi anlayış, çalışma biçimi ve parti içi güç ilişkileri de yeni adrese mi taşındı?

Bugün Aydın kulislerinde konuşulanlara bakıldığında bu soru daha da önem kazanıyor.

Çünkü CHP döneminde sıkça dile getirilen hizipleşme tartışmaları, parti içi güç mücadeleleri ve siyasi pozisyon savaşlarının benzerlerinin şimdi AK Parti içerisinde de konuşulmaya başlanması dikkat çekiyor.

Elbette bunların ne kadarının gerçek, ne kadarının siyasi dedikodu olduğu ayrı bir tartışma konusudur.

Ancak ortada inkâr edilemeyen bir gerçek var:

Özlem Çerçioğlu hangi partide bulunursa bulunsun, siyasetin merkezinde güç ilişkileri konuşuluyor.

Siyasi hesaplar da konuşuluyor.

Parti içi dengeler de konuşuluyor.

Ve bu durum ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:

Aydın'ın enerjisi şehrin sorunlarına mı harcanıyor, yoksa siyasi pozisyonları korumaya mı?

Vatandaşın gündemi belli.

Trafik sorunu var.

Altyapı sorunu var.

Tarımın sorunları var.

Turizmin sorunları var.

Hayat pahalılığı var.

İşsizlik var.

Gençlerin gelecek kaygısı var.

Fakat siyasi gündeme baktığınızda kişisel hesaplaşmaların, kulis savaşlarının ve karşılıklı suçlamaların daha fazla yer kapladığını görüyorsunuz.

Ömer Günel'in mektubunda kullandığı "Aydın'daki kötü" ifadesi siyaseten sert bir çıkıştır.

Ancak belki de asıl sorulması gereken soru şudur:

Aydın'daki sorun bir kişi midir?

Yoksa siyaseti hizmet yarışından çıkarıp güç yarışına dönüştüren anlayış mıdır?

Çünkü demokratik siyasette rekabet olur.

Eleştiri olur.

Mücadele olur.

Ama bütün enerji rakipleri etkisiz hale getirmeye, parti içi dengeleri dizayn etmeye ve siyasi alanları kontrol altında tutmaya harcanıyorsa, kaybeden sadece siyasetçiler olmaz.

Kaybeden şehir olur.

Kaybeden vatandaş olur.

Bugün Aydın halkının ihtiyacı yeni bir siyasi kavga değildir.

Yeni bir cepheleşme değildir.

Yeni bir güç gösterisi hiç değildir.

Aydın'ın ihtiyacı şeffaflıktır.

Hesap verebilirliktir.

Sorunlara odaklanan bir yönetim anlayışıdır.

Çünkü günün sonunda vatandaşın sorduğu soru çok basittir:

Kim kimin hakkında dosya hazırlıyor?

Kim kimin hakkında rapor topluyor?

Kim kime karşı kulis yapıyor?

Bunların hiçbiri vatandaşın hayatını değiştirmiyor.

Vatandaşın hayatını değiştirecek olan şey; çözülen trafik sorunu, desteklenen çiftçi, nefes alan esnaf, iş bulan genç ve geleceğe umutla bakan bir Aydın'dır.

Ömer Günel'in mektubu belki birkaç gün sonra gündemden düşecek.

Ama geriye şu soru kalacak:

Yıllardır siyasetin merkezinde bulunan Özlem Çerçioğlu, Aydın'da bir hizmet düzeni mi kurdu, yoksa etrafında sürekli güç mücadelelerinin yaşandığı bir siyasi iklim mi bıraktı?

İşte Aydın'ın cevap beklediği asıl soru budur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.