Servet TÖZ
Bu tabloyu nasıl açıklayacaksınız Sayın Erdem?
Türkiye’de belediyelere yönelik yolsuzluk iddiaları artık sadece mahkeme salonlarının konusu olmaktan çıktı; doğrudan siyasetin ve kamu vicdanının tartışma alanına girdi. Son günlerde verilen bir karar ise bu tartışmayı yeniden alevlendirdi.
İstanbul’da görülen davada eski Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak Benli hakkında 11 yılın üzerinde hapis cezası verildi. Aynı dosyada, kamuoyunda Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun danışmanı olarak bilinen Erkan Karaarslan da 18 yılı aşan hapis cezasına mahkûm edildi. Bu kararların ardından gözler doğal olarak Aydın Büyükşehir Belediyesi bağlantılı ve yıllardır süren davalara çevrildi.
Çünkü ortada dikkat çeken bir çelişki var.
Aydın dosyası öyle basit bir dosya değil. İçinde İçişleri Bakanlığı soruşturma izinleri, Sayıştay kamu zararı tespitleri, MASAK para trafiği raporları, Danıştay kararları, bilirkişi raporları ve tanık beyanları bulunuyor. Yani delil açısından oldukça geniş bir dosyadan söz ediyoruz.
Buna rağmen 8 yıldır süren yargılamada savcılık mütalaasında Başkan Özlem Çerçioğlu ve belediye yönetimi için beraat, Karaarslan ve şirket bağlantıları için ceza talep edilmesi tartışmanın merkezine oturdu.
Hukuken mümkün mü? Evet, mümkün. Aynı olay zincirinde bazı kişiler ceza alırken bazıları beraat edebilir.
Ama kamuoyunun kafasını karıştıran soru şu:
Aynı isimlerin yer aldığı bir süreçte, CHP’li bir belediye başkanı hakkında mahkûmiyet kararı çıkarken, diğer dosyada AK Partili Özlem Çerçioğlu ve belediye yönetimi için beraat talep edilmesi nasıl izah edilecek?
İşte polemiğin düğüm noktası burada.
Çünkü iddialar benzer başlıklarda toplanıyor:
Alınmamış hizmete ödeme, ihale süreçleri, resmî belgeler, kamu zararı tartışmaları…
Eğer danışman konumundaki kişi için ceza isteniyorsa, o danışmana yetki veren siyasi makamın sorumluluğu nerede başlıyor, nerede bitiyor sorusu kaçınılmaz olarak gündeme geliyor.
Yerel yönetimlerde temel kural nettir: Yetki kimdeyse sorumluluk da ondadır.
Yetki Özlem Çerçioğlu’nda olduğuna göre, Erkan Karaarslan belediyeye elini kolunu sallayarak gelip, başkanın bilgisi ve onayı olmadan mı suç işledi?
Elbette son sözü mahkeme söyleyecek. Kimse yargının yerine geçemez.
Ancak adalete güven sadece verilen kararlarla değil, kararlar arasındaki tutarlılıkla güçlenir.
Bugün toplumun zihnindeki soru çok basit:
Benzer iddialar varsa neden farklı sonuçlar ortaya çıkıyor?
Bu sorunun cevabı yalnızca bir davanın sonucunu değil, Türkiye’de adalet algısını da belirleyecek.
Tam da bu noktada, adında “adalet” kavramını taşıyan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem’in, kamuoyunda tartışma yaratan bu tablo karşısında nasıl bir tutum ortaya koyacağını doğrusu merak ediyorum.
Tıpa tıp benzer iddialarla yargılanan CHP’li eski Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak Benli hakkında mahkûmiyet kararı verilirken, diğer dosyada AK Partili Özlem Çerçioğlu ve belediye yönetimi için beraat talep edilmesi sizce bir haksızlık değil mi? İşte kamuoyunun zihnini kurcalayan asıl soru tam da burada duruyor.
Peygamber Efendimizin, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” sözü hepimizin hafızasında. Biz sözümüzü esirgemedik; haksızlık gördüğümüzde susmadık. Çerçioğlu’nu CHP’deyken de eleştirdik, AK Partiliyken de. Yani sesimiz de duruşumuz da nettir.
Peki ya siz Sayın Mehmet Erdem?
Bu tartışmalar karşısında sessiz kalanlardan mı olacaksınız, yoksa adalet adına açık ve net bir tavır mı ortaya koyacaksınız?
Bu tabloyu nasıl açıklayacaksınız Sayın Mehmet Erdem? Kamuoyunun merak ettiği asıl soru tam da bu.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.