Denizli yapıyor, Aydın bakıyor

Belediyecilik sadece yol yapmak, çöp toplamak, park düzenlemek değildir.

Belediyecilik; sahip olduğun değeri ekonomik değere dönüştürebilme vizyonudur.

Bir kentin potansiyelini keşfetmek, onu tanıtmak ve o potansiyeli vatandaşın refahına dönüştürebilmektir.

Denizli Büyükşehir Belediyesi tam da bunu yapıyor.

Karahayıt'a termal tatil için gelen turisti otelden alıyor; ücretsiz kültür gezileriyle Tripolis Antik Kenti'ni gezdiriyor, Buldan'ın tarihi sokaklarıyla buluşturuyor, Buldan dokumasını yerinde gösteriyor, tarihi çarşıda alışveriş yaptırıyor.

Kazanan kim?

Turist...

Esnaf...

İlçe ekonomisi...

Denizli'nin turizm markası...

Kısacası herkes.

Çünkü Denizli Büyükşehir Belediyesi turisti yalnızca ağırlamıyor; şehri yaşatıyor, ekonomiyi hareketlendiriyor.


Şimdi gelelim Aydın'a...

Allah vergisi nimetler bakımından Denizli'den daha mı fakiriz?

Tam tersine...

Denizimiz var.

Dünyanın göz bebeği Kuşadası var.

Didim var.

Dilek Yarımadası Milli Parkı var.

Bafa Gölü var.

Tralleis var.

Nysa var.

Milet var.

Priene var.

Yaylalarımız var.

Termal kaynaklarımız var.

İnanç turizmi var.

Gurme turizmi var.

Jeotermalimiz var.

Yani turizmin neredeyse her alanında söz sahibi olabilecek bir şehiriz.

Peki ya vizyon?

İşte sorun tam da burada başlıyor.

Denizli, elindeki potansiyeli büyütmenin yollarını ararken, Aydın Büyükşehir Belediyesi yıllardır mevcut potansiyeli yönetmekle yetiniyor.

Turizmi çeşitlendirecek...

İlçeleri ortak rotalarda buluşturacak...

Turisti otelinden çıkarıp şehrin tamamına yayacak...

Esnafın kasasını dolduracak...

Böyle bir projeyi Aydın'da gören var mı?

Varsa söylesin.

Biz de öğrenelim.


Açık soralım...

Denizli'nin başlattığı ücretsiz kültür gezilerine benzer bir uygulamayı Aydın Büyükşehir Belediyesi neden hayata geçirmiyor?

Kuşadası'na gelen turist neden Bozdoğan'ın yaylasını görmüyor?

Didim'e gelen ziyaretçi neden Karacasu'yu, Çine'yi, Bozdoğan'ı tanımıyor?

Bafa Gölü ile Tralleis neden aynı kültür rotasında buluşmuyor?

Turist geliyor...

Denizi görüyor...

Oteline dönüyor...

Tatili bitince de şehri arkasında bırakıp gidiyor.

Aydın'ın iç kesimlerindeki esnaf ise bu hareketlilikten hak ettiği payı alamıyor.


Üstelik sorun sadece Büyükşehir Belediyesi ile de sınırlı değil.

İlçe belediyelerinin önemli bir kısmında da benzer bir yönetim anlayışı hâkim.

Örneğin Bozdoğan...

Akçay'ın buz gibi suyunun kenarında bulunan Adnan Menderes Piknik Alanı...

Doğru planlansa Ege'nin en cazip günübirlik destinasyonlarından biri olabilir.

Ancak mevcut işletme anlayışı, bu potansiyelin ne kadar heba edildiğini gösteriyor.

Hizmet standardı belirsiz...

İşletme disiplini tartışmalı...

Kurallar ise vatandaşın gözünde kişiye göre değişiyormuş izlenimi oluşturuyor.

En çok tepki çeken konu ise ücret uygulamaları.

Piknik alanının dışında park eden araçlardan ücret talep ediliyor.

Vatandaş itiraz edince bu kez otopark ücretinden vazgeçilip kişi başına giriş ücreti uygulanıyor.

Eğer uygulama gerçekten bu şekilde yürütülüyorsa şu soruların cevabı verilmelidir:

Bu ücretlerin hukuki dayanağı nedir?

Ücret tarifesi hangi belediye meclisi kararıyla belirlenmiştir?

Tesis sınırları dışında park eden araçlardan hangi yetkiye dayanılarak ücret talep edilmektedir?

Kamusal hizmette keyfiyet olmaz.

Belediye iştiraki, kendi hukukunu oluşturamaz.

Vatandaşın cebinden çıkan her kuruşun yasal bir karşılığı olmak zorundadır.


Bozdoğan Belediye Başkanı Mustafa Galip Özel'in bu uygulamalardan haberi var mı?

Varsa neden müdahale edilmiyor?

Yoksa bu, denetim mekanizmasının yeterince işletilemediğini gösteriyor?

Çünkü belediye başkanının görevi yalnızca açılışlarda kurdele kesmek değildir.

İştiraklerini denetlemek...

Kamu kaynaklarının doğru kullanıldığını gözetmek...

Vatandaşın hakkını korumak...

Ve gerektiğinde yanlış uygulamalara "dur" demektir.

Kamuoyunun merak ettiği asıl konu da budur.

Şeffaflık, sadece seçim dönemlerinde kullanılan bir slogan değildir.

Yönetimin her gün verdiği bir sınavdır.

Ve bazen bir belediyenin gerçek fotoğrafını, dev projeler değil; otopark gişesinde yaşananlar gösterir.


Denizli turisti şehirde tutuyor...

Gezdiriyor...

Alışveriş yaptırıyor...

Ekonomiyi canlandırıyor...

Aydın ise çoğu zaman sahip olduğu zenginliği seyretmekle yetiniyor.

Oysa turizm, "Nasıl olsa geliyorlar" anlayışıyla değil; "Daha fazla neresini gösterebiliriz?" vizyonuyla gelişir.

Bozdoğan'ın Akçay Nehri’nin serin suyunda yetişen alabalığı...

Camız kaymaklı pidesi...

Yaylaları...

Doğası...

Yerel üreticisi...

Esnafı...

Doğru bir turizm planlamasıyla yalnızca Bozdoğan'ın değil, tüm Aydın'ın kazancına dönüşebilir.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Denizli olmayanı pazarlamıyor.

Var olanı doğru yönetiyor.

Aydın ise bunca zenginliğe rağmen neden hâlâ potansiyelini seyretmekle yetiniyor?

Asıl cevap bekleyen soru işte budur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum