Şerif KUTLUDAĞ

Şerif KUTLUDAĞ

Harput’tan Yükselen Bayrak: Esat Kabaklı

“Türkçem benim ses bayrağım!..” diye boşuna demez Fazıl Hüsnü Dağlarca…

“Şairleri haykırmayan bir millet sevenleri toprak olmuş çocuk gibidir!..” der Mehmet Emin Yurdakul da!..

Ozanlar bütün zamanlarda sazıyla ve sözüyle hem şiiri hem duyguyu. Hem de millet vicdanının feryadının ve sevincinin coşkusunu haykıran özel insanlardır…

İşte Esat Kabaklı üstadımız da sazıyla ve sözüyle son yıllarda millet vicdanının sesi olarak ozan geleneğini temsil eden bir sanatçımızdır…

Başlığa aldığım, Fatma Gülşen Koçak imzasıyla Türk Edebiyatı Vakfı yayınlarından 1, baskısı 2022’de yayınlanan nehir söyleşi tarzındaki kitabın adıdır: “Harput’tan Yükselen Bayrak: Esat Kabaklı” sözü…

Esat Kabaklı bu kitapta sayın Koçak’ın sorduğu sorulara büyük bir samimiyet ve açıklıkla cevap veriyor… Bu yönüyle kitap yazıyla yapılan bir belgesel kimliği ortaya koyuyor…

Bu noktada okurun niyeti bir roman anlatımı beklentisi ise bunu bulamayacağını söylemek isterim. Eğer Esat Kabaklı’nın hayran olunan sazı ve sözüyle ifadesini bulan ozan kimliğine gelişteki yaşadıklarının bir özgeçmiş sohbeti ise tam da budur derim…

Bunu buğday hasatı yapıldığında harman yerinde toplanması olarak değerlendirebiliriz. Buğdaylar düğenle eritilir devamında da tınaz yapılır. Yel çıktığında samanla buğday ayrışır ya…Bu türden yazıları ben harmana benzetirim…. Maksadı un olanlar bu türden yazılarda umduklarını bulamazlar haliyle…

Aslında Esat Kabaklı’nın şahsında yaşadıkları bir anlamda Türkiye’nin de 1960’tan bu yana yaşadıklarının bir özetidir. Darbeler, ihtilaller, muhtıralarla yaşanan sıkıntıları kendi hayat hikayesi üzerinden anlatmasıyla tarihe adeta not düşüyor…

Yaşadıklarını anlatırken bir anlamda Tercüman Gazetesi’nin köşe yazarlarından ve Türk Edebiyatı Vakfı’nın kurucusu olan amcası Ahmet Kabaklı’nın kendi hayatında gerek öğretim hayatında, gerekse TRT’ye girişinde nasıl olumsuzluk için kullanıldığını da örnekleriyle dile getiriveriyor…

Onu asıl üzen konuların başında Türk Halk Müziğine yapılan haksız davranışlar ve çıkarılan engellerdir… Müzik konusunda yaşanan yanlışlıklar ve uygulamalar ile yanlışın savunucularına karşı verdiği sabır imtihanı çok çok ibretlik sahnelerle doludur…

Esat Kabaklı’nın en büyük hayallerinden birisi de Türk Dünyası Sanatçılarının bir araya geleceği kültür ortamlarının oluşmasıdır… Bu buluşma onun hayalindeki Turan hayalinin de somut bir göstergesi olacaktır.

Yazımı Esat Kabaklı’nın bir dua anısıyla noktalamak isterim:

“Çok küçükken annem ve babamla aynı odada kalırdık. Onlar karyolada biz yer yatağında yatardık. Sadece o odada soba vardı. Kışın hepimiz bir odaya sıkışıyorduk. Biz öyle çok varlıklı bir aile değildik. Babam yatmadan önce dua ederdi. O zaman babamdan öğrendiğim: “Yattım sağıma, döndüm soluma, sığındım Süphanıma, Allah’ım beni zâr eyleme, gönlümü dâr eyleme, münker nekir gününde dilimi lâl eyleme” derim. Şahadet getirir uyurdum. İnsan ailesinden öğreniyor çoğu şeyi.

Esat Kabaklı ile yapılan, 88 sayfa anlatım ve hatıra fotoğraflarıyla beslenen Fatma Gülşen Koçak’ın nehir söyleşisi tarzında akıp giden bu çok özel söyleşi için yaşadıklarını açık kalplilikle paylaşan sayın Kabaklı’ya ve söyleşiyi gerçekleştiren sayın Koçak’a teşekkürler ediyoruz.

Keşke topluma mal olmuş her sanatçı yaşadıklarını yazsa da ülkemizin nerden nereye hangi şartlarda geldiğini kendi özgeçmişinde sergilese…

GÜL/AYDIN… SEVGİLERİMLE…

ekran-goruntusu-2026-01-06-202025.pngekran-goruntusu-2026-01-06-202025.png

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum