"Keçiler ormanın düşmanı değil, yangının önleyicisi"
EKODOSD'nin düzenlediği toplantıda konuşan Yangın Ekoloğu Doç. Dr. Okan Ürker, 1950'li yıllardan bu yana ormanlardan uzaklaştırılan keçi ve diğer otçul hayvanların, orman altındaki yanıcı bitki örtüsünü temizleyerek yangın riskini azalttığını söyledi.
Aydın'da doğa ve çevre alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan Ekosistemi Koruma ve Doğa Severler Derneği (EKODOSD), orman yangınları ve yangınların önlenmesine yönelik önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü öncülüğünde gerçekleştirilen programda, "Yangın ekolojisi, bütüncül yangın yönetimi ve ekolojik restorasyon" konusu ele alındı.
Toplantının konuşmacısı, Oregon Eyalet Üniversitesi Orman Fakültesi'nde misafir öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdüren Yangın Ekoloğu Doç. Dr. Okan Ürker oldu.
Doç. Dr. Ürker, orman yangınlarının yalnızca söndürülmesi gereken afetler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, yangınların ekolojik, sosyal ve ekonomik boyutları bulunan doğal süreçler olduğunu ifade etti.

"Keçiler ormandan uzaklaştırıldı, yakıt yükü arttı"
Akdeniz ekosistemlerinde yangınların binlerce yıldır doğal yaşamın bir parçası olduğunu belirten Ürker, iklim değişikliği, kırsal nüfusun azalması ve orman altı yanıcı madde birikiminin günümüzde yangınların daha büyük felaketlere dönüşmesine neden olduğunu söyledi.
1950'li yıllardan itibaren yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu ile başta keçiler olmak üzere otçul hayvanların ormanlardan uzaklaştırıldığını hatırlatan Ürker, bu uygulamanın uzun vadede orman altındaki yanıcı bitki örtüsünün hızla artmasına yol açtığını belirtti.
Ürker, "Genç fidanları korumak amacıyla uygulanan bu politika, yıllar içerisinde orman altındaki yakıt yükünün birikmesine neden oldu. Özellikle son yıllarda yaşanan mega yangınlar bunun ne kadar büyük bir risk oluşturduğunu ortaya koydu" dedi.
"Otlayan hayvanlar doğal yangın önleyicisi"
Silvopastoralizm olarak adlandırılan, orman ve hayvancılığı birlikte ele alan sürdürülebilir arazi kullanım modeline dikkat çeken Ürker, keçi, koyun, sığır ve at gibi otlayan hayvanların orman altındaki ot, çalı ve kuru bitki örtüsünü doğal yollarla temizlediğini söyledi.
Bu sayede ince yanıcı maddelerin azaldığını belirten Ürker, bunun da olası yangınların yayılma hızını önemli ölçüde düşürdüğünü ifade etti.
Avrupa'da başarılı örnekler uygulanıyor
Doç. Dr. Ürker, Portekiz ve İspanya'da yürütülen LIFE SILFORE Projesi kapsamında geleneksel otlatma yöntemlerinin yangın riskini azaltmada başarılı sonuçlar verdiğini belirtti.
Pilot bölgelerde ilk üç yıl sonunda yanıcı madde yükünün yüzde 40 ila 60 oranında azaltıldığını ifade eden Ürker, aynı zamanda otsu bitki çeşitliliğinde yüzde 25 artış sağlandığını ve yerel halkın yangın bilincinin yükseldiğini söyledi.
"İspanya'da 220 çoban yangınla mücadelede görev yapıyor"
İspanya'nın Endülüs Bölgesi'nde yürütülen RAPCA Projesi'nden de örnek veren Ürker, yaklaşık 6 bin hektarlık alanda 220 çoban ve sürülerinin akıllı tasma ile sanal çit teknolojileri kullanılarak kontrollü otlatma yaptığını anlattı.
Bu yöntemle orman altındaki yanıcı maddelerin azaltıldığını ve yangınların yayılmasının önüne geçildiğini belirten Ürker, benzer uygulamaların Türkiye'de de hayata geçirilmesi halinde hem orman yangınlarının etkisinin azaltılabileceğini hem de kırsal ekonomiye önemli katkı sağlanabileceğini ifade etti.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.