Ramazan TÜLÜ
Mutlak olan butlan mı?
Demokrasiyi kanıksayıp gerektiği gibi yaşamak demokrasiden ne anladığımıza bağlıdır.
Kendi bünyesinde demokrasiyi uygulamayan, demokratik temayüllerden ırak olan anlayış mı tesis edecek demokrasiyi?
Ülkemizdeki siyasal yapılanma, kâğıt üzerinde tüzel kişilik olarak bizlere takdim edilen siyasal partilerin aslında birer lider (şahıs) partisi olduğu yönündedir.
Çünkü, genel bakış açısı ve partilerin tabanını oluşturan seçmen kitlesinin de anladığı budur.
Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi yoktur. Demirel'in partisi vardır. Ecevit’in, Erbakan’ın, Türkeş'in partileri vardır. Bize böyle yansıttılar ve bu anlayış günümüzde de sürüp gitmekte...
Parti içi demokrasi olmayınca ve lider için de koltuk tatlı olduğu için çekilme ve istifa ile değişim söz konusu değildir.
Türk Siyasal tarihine baktığımızda iki müstesna olay ile karşılaşıyoruz.
Bunlardan ilki 1972 yılında koskoca İsmet Paşa'yı Bülent Ecevit'in devirmesidir.
İkincisi de Özgür Özel'in 2023 yılında Sayın Kılıçdaroğlu'ndan Genel Başkanlığı almasıdır.
Bunun dışında ülkemizde bir siyasi genel başkanın genel kurulda partisinin içinden çıkan bir rakibine yenilip makamı devrettiği bir olguya rastlamak mümkün değildir.
Sıcak olan koltuğu, koltuğun verdiği gücü ve yetkiyi bırakmak öyle kolay değildir.
Koltuk ancak hak vaki olursa sahip değiştirir.
Hukuk Fakültesi birinci sınıfta okurken ilk defa duyduğum ve öğrendiğim butlan sözcüğü son zamanlarda siyaseti takip eden herkesin dilinde pelesenk oldu.
Hukuk biliminde geçersiz olan işlemlerin başında eski ifade ediliş şekliyle "Keenlemyekün", yani "Yokluk" hükmü gelir. Arapça kökenli bir Osmanlıca tabir olup "sanki hiç olmamış, hiç yaşanmamış veya yok hükmünde" anlamına gelir. Genellikle hukukta ve günlük dilde bir durumun veya işlemin en başından itibaren geçersiz sayıldığını belirtmek için kullanılır.
Yokluk, bir hukuki işlemin kurucu unsurlarının eksikliği nedeniyle hiç meydana gelmemiş olması durumudur. Butlandan farklı olarak yoklukta ortada hukuki bir işlem bile yoktur.
Bir de butlan vardır ki mutlak ve nispi diye ikiye ayrılır.
Mutlak butlan, bir hukuki işlemin kamu düzenini ve genel ahlakı ilgilendiren temel unsurlara aykırılık nedeniyle başlangıçtan itibaren geçersiz olması durumudur.
Bu tür işlemler hiçbir zaman hüküm ve sonuç doğurmaz.
En temel fark, mutlak butlanın kamu yararını, nisbi butlanın ise özel kişilerin menfaatini korumasıdır. Mutlak butlan durumunda işlem hiçbir zaman var olmamış sayılırken, nisbi butlanda işlem iptal edilene kadar geçerlidir ve korunan kişi tarafından onaylanabilir.
Nisbi butlan (göreceli butlan), bir hukuki işlemin belirli kişilerin menfaatlerini korumak amacıyla geçersiz sayılması durumudur. Mutlak butlandan farklı olarak, sadece korunan kişi tarafından ileri sürülebilir.
CHP’nin 38. Kurultayı hakkında yerel Mahkemenin kararını Ankara BAM 36. Dairesi kaldırdı ve ihtiyati tedbir kararı da verdi.
Bizim anladığımız şekliyle bu karar 5-6 ayda bir oy birliğine yakın oylarla, genel başkan seçilen Özgür Özel’i görevden alınmasını, 2023’de kurultayı kaybeden, Kemal Kılıçdaroğlu’nun tekrardan gelip genel başkanlık koltuğuna oturması maksadını taşıyor.
Anayasamız ve mevzuatımıza göre;
Anayasa 79. Maddesi
"Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama görevi Yüksek Seçim Kurulu’nundur. YSK kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz." diyor ve hiç bir duraksamaya (tereddüte) yer bırakmıyor.
O halde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin ve Asliye Hukuk Mahkemesinin böyle bir yetkisi ve görevi yoktur.
Siyasi Partiler Kanunu da (SPK Madde 21)
" Siyasi partilerin genel başkanlık ve merkez organ seçimlerinin ilçe seçim kurulu başkanının (hakiminin) gözetiminde yapılacağını hükme bağlar. Seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar ilçe seçim kuruluna, onun kararına karşı da il seçim kuruluna veya doğrudan YSK'ya yapılır. YSK’nın bu itirazlar sonucunda verdiği kararlar kesindir."
diyor.
CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'ndaki seçim sonuçları, ilgili ilçe seçim kurulu ve nihayetinde YSK tarafından incelenerek onaylanmış, kesinleşmiş ve tescil edilmiştir.
Adli yargı mahkemesi (BAM), YSK'nın kesinleşmiş bir kararına müdahale etmiştir.
Bir hukuk mahkemesinin, YSK onayından geçmiş bir seçimi iptal etmesi, Anayasa'nın 79. maddesinde korunan "Seçim Yargısının Mutlaklığı" ilkesinin ve "kuvvetler ayrılığının" açık ve ağır bir ihlalidir.
Ayrıca Hukuk Dairesi İhtiyati Tedbir kararı da vermiştir.
Kendi kararının kesin olmadığı halde, derhal uygulansın diye tedbir koymuştur.
Hukuk Muhakemeleri Kanununa (HMK) göre ihtiyati tedbir kararı, uyuşmazlığın esasını (nihai kararı) çözecek, onu ortadan kaldıracak veya dava sonunda elde edilecek neticeyi dava başında doğrudan sağlayacak şekilde verilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da; "uyuşmazlık konusunun esastan çözecek ihtiyati tedbir kararı verilemez!" diyor!
Yargıtay İçtihatları: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre: "İhtiyati tedbir, asıl davanın sonucunu etkileyecek ve dava konusu uyuşmazlığı esastan sona erdirecek biçimde verilemez." şeklindedir.
Hukuken “Mutlak Butlan” olan, CHP 38. Kurultayı değildir.
Ne yazık ve gariptir ki zorlama ile ihtimal ki sipariş üzerine alınan bir karar mevcuttur.
Neticede kör topal da olsa yürüyen bir nebzecik demokrasimiz büyük çapta hasar görmüştür.
1 Mart 2003 Tezkeresi Krizinden sonra umduğunu bulamayan ABD; "Türkiye de muhalefeti de dizayn etmemiz gerekiyor” dememiş miydi.
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack'ın, Nisan ayında Antalya Diplomasi Forumu'nda yaptığı konuşmada Ortadoğu'da demokrasinin başarısız olduğunu savunarak "müşfik monarşiler" ve "monarşik cumhuriyetleri" övmesi boşuna mıydı?
Hukuk normları ile Mahkemelerin görev ve yetkileri yöntemindeki amir hükümler hiçe sayılıp Normlar Hiyerarşisi yok edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin kararlarına alt mahkemelerin uymadığı, Yargıtay’ın Anayasa Mankemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve YSK’nın kendi görev alanına yapılan müdahalede sessiz kaldığını da gördük yaşadığımız süreçte..
Zamanında Turgut Özal “Anayasayı bir kerecik delmekle bir şey olmaz!” buyurmuştu.
Bir kerecik ile kalınmayıp yetki ve vazife sahiplerince kaos yaratırcasına anayasamız delik deşik edildi.
Meseleye; " Mutlak Butlan bahane! Mutlak Sultan şahane!" biçiminde amaçlanan gelişmeler olarak bakmalı bence...
Ya Sizce?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.