Servet TÖZ
Neredeeeen Nereyeeee!
Takvimler 28 Temmuz 2016’yı gösteriyordu. 15 Temmuz’un üzerinden henüz 13 gün geçmiş, Atatürk Kent Meydanı kırmızı beyaz bayraklar altında adeta bir demokrasi karnavalına dönüşmüştü. Her görüşten insan tek bayrak altında toplanmış; tekbirler yükseliyor, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan lehine sloganlar atılıyordu. Demokrasi nöbeti, o günlerde bir şenlik kadar ciddi, ciddi olduğu kadar şenlikliydi.
Ama her şenliğin bir “gölge oyuncusu” vardır. İşte sahneye Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu çıktı. İki yılda bitiremediği şaibeli kavşağı bir çırpıda “15 Temmuz Demokrasi Kavşağı” ilan ederek PR literatürüne küçük ama dikkat çekici bir not düştü. Zamanın AK Parti Aydın İl Başkanı, bugünün milletvekili Ömer Özmen’in “15 Temmuz’dan beri neredeydiniz?” sorusu ise adeta bir uyanma alarmı oldu. Ve Çerçioğlu için meydan sahnesi açıldı.
Tiyatronun dekoru hazırdı. Aydın Büyükşehir Belediyesi personeline “yürüyüşe katılın” talimatı verildi. Eşler, çocuklar derken kalabalık büyüdü. Karacasu’dan Didim’e kadar işçiler Efeler’e taşındı, yoklamalar alındı, sloganlar yükseldi: “Mustafa Kemal’in askerleriyiz!”
Derken sahnenin en kritik anı geldi: Kürsü krizi.
Çerçioğlu konuşma yapmak için hazırlattığı kürsünün platforma konulmasını istedi. Ömer Özmen ise “Konuşabilirsin ama kürsü yok!” dedi. Ancak talimatlı görevlilerin ısrarı gerilimi tırmandırdı. Final ise tam bir siyasi kabareye dönüştü: AK Parti Kadın Kolları Başkanı Seda Sarıbaş, Çerçioğlu’nun konuşma metnini yırttı, attı. Bir yanda demokrasi nöbeti, öte yanda siyasi tiyatro…
Bu hamleyle demokrasi nöbetine gölge düştü. Kürsü ısrarı, provokasyon tartışmaları ve farklı görüşlerden insanları karşı karşıya getiren bir tablo… Yıllar sonra ise ilginç bir tablo ortaya çıktı. Dün meydanda karşı karşıya gelen isimler, bugün siyaset sahnesinde adeta aynı karede. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın meşhur sözüyle ifade edersek:
“Neredeeeen nereyeeee!”
Ama sahne burada bitmiyor. Çerçioğlu ile Seda Sarıbaş’ın benzerlikleri adeta bir tiyatro metnindeki karakter analizini andırıyor. Her ikisinin de belirgin bir mesleği yok; her ikisi de varlıklı kişilerle yaptıkları evliliklerle bilinen isimler. Üstelik zaman zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yan yana fotoğraf vererek gündemde kalma yarışına girdikleri de görülüyor. Böyle olunca siyasetin ciddiyeti, yer yer şovun gölgesinde kalıyor.

Tarihe bir not daha düşelim. Çerçioğlu’nun geçmişte FETÖ organizasyonlarına maddi destek sağladığı tartışmaları uzun süre gündemde kalmıştı. Seda Sarıbaş ise "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "çocukların cinsel istismarı", "cinsel saldırı" ve "siyasi ve askeri casusluk" gibi 24 ayrı suçtan 1075 yıl üç ay hapis cezasına çarptırılan Adnan Oktar’ın övgüsüne mazhar olmuş bir isim. Adnan Oktar, “kediciklerim” diye hitap ettiği kadın müritlerine övgüler yağdırırken Sarıbaş için de şu sözleri kullanmıştı:
“Türkiye güzeli Seda Sarıbaş’ın AK Parti’ye katılması çok güzel olmuş. Parlamento da güzel ve bakımlı hanımlar olmalı.”
Elbette parlamentoda temsil etsinler. Ama bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan ile fotoğraf çektirme yarışına girerek değil; kendilerini seçen halka hizmet ederek yapsınlar. Çünkü siyaset, poz vermekten çok sorumluluk gerektirir.
Adnan Oktar’ın “Parlamento’da güzel ve bakımlı hanımlar olmalı” sözleriyle verdiği desteğin ardından Seda Sarıbaş, AK Parti Aydın Milletvekili seçildi.
28 Temmuz 2016’nın provokatörleri ise bugün siyaset sahnesinde “eküri” olarak karşımıza çıkıyor. Demokrasi nöbeti, şov ve polemik arasında eriyip giderken biz de çayımızı yudumlarken bir kez daha söylüyoruz:
“Neredeeeen nereyeeee!”
“Benzer kuşlar birlikte uçar” derler.
Gidişat böyle devam ederse bu ekürinin siyasi akıbeti de birbirine benzeyecek gibi görünüyor. Nasıl mı?
Görünen o ki ikisi için de siyasette son perde yaklaşıyor.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.