Fügüran TÖZ
Okullarda zil sesi yankılansın, siren sesi değil
Haberi gördüğümde içim titredi. Televizyonda alt yazı geçiyordu: Çekmeköy’de öğretmen Fatma Nur Çelik, öğrencisinin bıçaklı saldırısıyla hayatını kaybetti… O an içimde tek bir kimlik ayağa kalktı: Anneliğim.
Ben öldürülen öğretmen değilim. Ama her sabah sınıf kapısından içeri giren bir öğretmenin annesiyim. Bu yüzden o haber benim evime de düştü. O bıçak sadece bir öğretmeni değil, binlerce annenin yüreğini yaraladı.
Okul dediğimiz yer, çocuklarımızı emanet ettiğimiz en güvenli alan değil miydi? Öğretmenler, öğrencilerinin sadece dersini değil, derdini de anlamaya çalışmıyor mu? Bir çocuğun öfkesini, yalnızlığını, kırgınlığını fark ettiğinde elini uzatmıyor mu?
Failin 17 yaşında olması acıyı daha da derinleştiriyor. Bir çocuk… Ama elinde bıçak. Demek ki artık “suça sürüklenen çocuk” tanımı tek başına yetmiyor. Şiddetin dili değişti. Öfke daha sert, sabır daha kısa, vicdan daha yorgun. Çocuklarımızın ruhuna ne ekiliyor da böyle karanlık filizler büyüyor?
Bir anne olarak korkuyorum. Kendi evladım için korkuyorum. Öğretmenler için korkuyorum. Çünkü öğretmen dediğiniz insan, bir annenin evladına ikinci kez hayat veren kişidir. Ona bilgi verir, yön verir, umut verir.
Elbette çocuklarımızı kaybetmeyelim. Elbette daha fazla rehberlik, daha güçlü psikolojik destek mekanizmaları, daha kapsayıcı sosyal politikalar üretelim. Ama aynı zamanda açıkça söyleyelim: Okulların güvenliği tartışma konusu olamaz. Öğretmenin can güvenliği pazarlık konusu olamaz. Toplumsal güven duygusu zedelenirse, herkes biraz daha içine kapanır. Öğretmen korkarsa, öğrenci de kaybeder. Okul korkulan bir yere dönüşürse, gelecek kararır.
Ne güzel demiş Hz. Ali: “Bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” Biz bir harf öğretene minnet duyan bir medeniyetin çocuklarıyız. Öğretmene uzanan elin aslında geleceğe uzandığını artık daha yüksek sesle söylemek zorundayız.
Bugün öğretmenler yine derse girecek. Belki gülümsemeye çalışacaklar… Ama içlerinde bir sızı olacak. Çünkü bir meslektaşları artık sınıfına dönemeyecek.
Buradan yetkililere bir anne olarak çağrıda bulunuyorum:
Okullarda güvenlik tedbirleri güçlendirilmeli, riskli öğrenciler için erken uyarı ve takip sistemleri etkinleştirilmeli, rehberlik servisleri nicelik ve nitelik olarak desteklenmeli, öğretmene yönelik şiddete karşı caydırıcı ve net yaptırımlar tereddütsüz uygulanmalıdır. Bu mesele sadece eğitim politikası değil, bir beka meselesidir; geleceğimiz meselesidir.
Ben bir öğretmen annesiyim.
Ve artık en çok şunu diliyorum: Okullarımızda sadece zil sesi yankılansın… siren sesi değil.
Sevgiyle kalın.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.