İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Tire İtfaiye Grubu’nda çalışan Yaşar Karaduman’ın yaşamı, çocukluk yıllarından itibaren sağlık sorunlarıyla mücadele içinde geçti. Tıptaki adı osteogenesis imperfekta olan, halk arasında “cam kemik hastalığı” diye bilinen genetik rahatsızlıkla dünyaya gelen Karaduman, ailesinin desteği ve gördüğü tedavilerle bugün 52 yaşında.
110 NUMARADAN 112’YE UZANAN GÖREV
Karaduman, 2000 yılında Tire Belediyesi’nde işçi olarak çalışmaya başladı. 2002’de belediyenin engelli bireylere yönelik sınavını kazanarak itfaiye teşkilatında görevlendirildi. O tarihten bu yana santralde görev yapan Karaduman, yazışmaları takip ediyor; ihbarların ilgili ekiplere iletilmesi ve koordinasyon süreçlerinde sorumluluk üstleniyor.
İtfaiyenin acil çağrı numarasının 110 olduğu yıllarda boyunun da 110 santimetre olması nedeniyle “110 Yaşar” diye anılmaya başladığını söyleyen Karaduman, “O zamanlar 110 vardı, 112 yoktu. Boyum da 110 santimetreydi. Bana ‘110 Yaşar’ dediler. Her yerde bu isimle tanındım” dedi.
AİLESİ EĞİTİMİ İÇİN BÜYÜK ÇABA GÖSTERDİ
Kemiklerinin kırılganlığı nedeniyle çocukluk yıllarında ciddi sağlık sorunları yaşayan Karaduman’ın ailesi, tedavisi için evlerini satmak zorunda kaldı. Annesi de küçük Yaşar’ı okula kucağında taşıyarak eğitiminden geri kalmaması için çaba gösterdi.
Çalışma hayatının ve ailesinin desteğinin kendisi için önemini anlatan Karaduman, “Çalışıyorum, aileme bakıyorum, özel işlerimi kendim çözebiliyorum. Fiziki durumumdan dolayı hiçbir zaman kendimi kötü hissetmedim. Kendimle barışık biriyim” diye konuştu.
“GELEN İHBARLARI ZAMAN KAYBETMEDEN İLETİYORUM”
Sahada görev yapmayı istediğini belirten Karaduman, santraldeki sorumluluğunun da ekiplerin doğru ve zamanında yönlendirilmesi açısından önemli olduğunu söyledi:
“Ben arama kurtarmada olmak isterdim. Sahada çalışmayı isterdim. Çünkü birinin evini, iş yerini, canını kurtarıyorsunuz. Benim işim de güzel. Gelen ihbarları zaman kaybetmeden ilgili ekiplere iletiyorum. Burada da koordinasyon ve zamanla yarış söz konusu. Ben de işimi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum.”
İtfaiyeciliğin fedakârlık isteyen bir meslek olduğunu vurgulayan Karaduman, “Kafanızı yastığa koyduğunuzda ‘Ben bugün başardım, can kurtardım, mal kurtardım, bir hayvanı kurtardım’ diyebilmek çok güzel. Her mesleğin tadı ayrı ama itfaiye daha farklı” ifadelerini kullandı.
“ENGELLİ ÇOCUKLARINIZI OKUTUN”
Engelli bireylerin eğitimden ve sosyal yaşamdan uzak tutulmaması gerektiğini söyleyen Karaduman, ailelere şöyle seslendi:
“Engelli çocuğunuzu okutun. Onları kendilerini geliştirebilecekleri kurslara gönderin. Aileler çocuklarından utanmamalı, onlara sahip çıkmalı. Biz utanılacak insanlar değiliz. Bize balık yemesini değil, balık tutmasını öğretin.”
Karaduman, itfaiyede çalışmaya başlamasının kendisine fırsat verilmesinin önemini gösterdiğini belirterek engelli bireylerin yeteneklerini ortaya koyabilmeleri için desteklenmesi gerektiğini dile getirdi.
“HAYATIN KIYMETİNİ BİLMEK LAZIM”
Meslek yaşamından anılarını da paylaşan Karaduman, bir gün yangın hortumuna aniden su verilmesiyle basıncın kendisini havaya kaldırdığını, ekip arkadaşlarının da onu tuttuğunu anlattı. Merdivenli itfaiye aracına çıktığı günü de unutamadığını söyleyen Karaduman, “O sırada çok heyecanlandım ve aşağıya bakamadım” dedi.
Hayata olumlu baktığını belirten Karaduman, “Hep pozitif baktım hayata. Çünkü hayat saç kılı kadar incecik. Bu güzel doğanın, güzel yaşamın kıymetini bilmek lazım” diye konuştu.