8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü…

Mehmet EROĞLU

8 Mart 1857 tarihin de ABD New-york kentinde kırk bin dokuma işçisinin daha iyi çalışma koşulları ve eşit işe eşit ücret istemiyle bir tekstil fabrikasında başlattığı mücadelenin ve bu mücadele sonucunda polisin işçilere saldırarak 129 işçinin hayatını kaybetmesinin anısına DÜNYA’DA ve Türkiye’ de daha iyi ve gelecek özlemi taşıyan hak arama mücadelesinin günüdür.

17 Mart 1970 yılında Birleşmiş Milletler tarafından 8 Martı Dünya Emekçi kadınlar günü olarak ilan etmiştir.

New Yorklu dokuma işçilerinin 1857 de yaktığı direniş meşalesi, eşitlik, özgürlük, adalet ve barış arayan kadınların elinde yanmaya devam ediyor.

Günümüzden 156 yıl önce New York’ta kadın tekstil işçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi için başlattıkları grev vahşice bastırıldı. Çoğu kadın yüzden fazla emekçi katledildi. Bu olay işçi kadınların sömürüye karşı ilk büyük eylemi olarak tarihe geçti.

Geçen 156 yılda ne değişti?

Hani büyük ozan Nazım diyor ya:

Soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen” diye tanımlanan canımız kanımız kadınlarımızın bu günü kutlu olsun.

Senede bir gün de olsa kadına “Kadın” denilen anlamlı bir gün yaşıyoruz. Ama bu anlamlı günde bile insanoğlu yani erkeklerin bazıları vahşiliğinden hiç bir şey kaybetmiyorlar. Bu anlamlı günün kutlanması arifesinde bile ülkemin çeşitli yerlerinde üç kadın eşleri veya sevgilisi tarafından hunharca katledildiler. Senede bir gün olsun onlara saygı duymaya günlerinde olsun gönüllerini hoş edecek işleri yapmamız gerekmez mi?

Bir yerde okumuştum.

Kadının toplumda kapatılmasını amaçlayan simgelere “özgürlük” yakıştırması yapanlar 8 Mart emekçi kadınlara güzelleme yarışına giriyoruz. Yalandan dolandan kim ölmüş. Yine yarından itibaren “Nerede kalmıştık” diyerek yine bilinen yoldan gideriz.

Kadın ve bütün toplumlar için gerekli ve önemli olan tek şey özgür bir toplum yaratmaktır. Özgür, bağımsız ve güdümsüz bireylerden oluşan gerçekten özgür bir toplum!

Bağımlılık ve şartlanma iliklerine kadar işlemiş bir toplumun kadına saygısı olabilir mi?

Okumayan, öğrenmeyen, düşünmeyen, sorgulamayan bilhassa olaylara tepki duymayan bir toplumda, değil kadınların insanın bile adı olur mu?

Bir toplum, amaca bütün kadınları ve erkekleri ile beraber yürümez ise toplumun ilerlemesine teknik olarak imkân ve bilimsel olarak ihtimal yoktur” der Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk.

Ülkem siyasal olarak en ağır dönemini yaşıyor.

Cahiliye döneminin kafasını ve bilgisini taşıyanlar kırsal kesimde ve varoşlarda yaşayanları kandırdılar. Kandırılanlar gününü ve geleceğini küçük çıkarlarına değişerek oylarını makarna, fasulye ve yanmayan kömüre verdiler.

Aldıkları bir paket bulgur, makarna karşılığında ülkemizin aydınlarının komutanlarının bu denli hizmetlerine karşılık gelecekleri karartıldı. Hepsinden önemlisi kendi gelecekleri de karardı.

Bildiğim kadarı ile İslam âlimi Buharı diyor ki:

Kadının dinleri ve akılları eksiktir”.

Namaz kılınırken önümüzden kadın, eşek, siyah bir köpek geçerse namaz bozulur

Nikâh kadın için bir nevi köleliktir”.

Doksan dokuz kadından biri cennete diğerleri cehenneme gidecek

Şu fikre bakın bunları söyleyenden (okuyucularım beni bağışlasın) âlim olur mu?

Bu günlerde ülkemde tırmanan işsizliğin yoksulluğun, yolsuzluğun hele şiddetin ve bunların doğal sonucu olarak kadın-erkek eşitsizliğinin izlenen genel politikalarının sonucudur.

Kadınlarımız sorgulamalı.

Daha kaç kadın, eli kanlı canilerce katledilecek.

Daha kaç kadın iş bulmak umudu ile çok düşük ücret karşılığı sömürülecek.

Daha kaç kadın eşit işe eşit ücret alamayacak.

Daha kaç kadın cinsel istimara uğrayacak.

İşte bunları irdelemeyip sırf 8 Mart kadınlar günü nedeniyle güzel mesajlar yayınlamak sorunları çözmüyor.

Ülkemizde çalışma hayatındaki oranı dünya ülkeleri arasında geri sıralarda bulunmaktadır.

Ayrıca ülkemizde kadın-erkek eşitsizliğinde dünya ülkelerinde sonuncu sırada bulunmaktadır.

Kadın cinayetleri artmış, töre cinayetleri dışında her gün ortalama onlarca kadın aile içi şiddete maruz kalıyor. Kadının cinselliği üzerinde sürdürülen namus kavramı ile onur kavramına şartlanıldığı sürece insanı insan yapan değerlerin çok gerinde kalırız.

Bunca olumsuzluğa rağmen kadınlarda bu toplumun birer eşit bireyleri olduklarını bilerek sağlıkta, eğitimde, yargıda, bilimde ve siyasette öncelikle yer almaları toplumların geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle Cumhuriyetimizin odak noktasında yer alan kadınlarımız modern ve çağdaş günlere gelmemizde önemli görevler başarmışlardır.

Buna örnek olarak ilimizde başarılı bir kadın belediye başkanımız var.

8 Mart Cuma günü saat ikide Ticaret odası ve belediyenin öncülüğünde 8 Mart kadınlar günü nedeniyle çok güzel bir sunum gerçekleşti. Adnan Menderes üniversitesinden tanışmaktan mutluluk duyduğum Prof. Aslı Saraçoğlu, Yrd. Doç. Müslime Güneş ve Yrd. Doç Günver Güneş dinleyicilere çok güzel bir sunum yaptılar. Bilhassa Müslime Güneş Atatürk’ün Türk kadınına verdiği hakları uzun uzun anlattı.

09.03.2013 Cumartesi günü Eğitim iş ve ADD düşünce derneği tarafından düzenlenen çalışan kadınlar hakkında konuşmacı olarak davet edilen Prof. Dr. Tülay Özüerman gerçekten Türkiye’nin bugün getirildiği noktayı ve ulu önder Atatürk’ün Türk kadınlarına verdiği hakları ve değeri uzunca anlattı.

Ben bu iki toplantıyı dinledikten sonra beynimde ve vicdanımda oluşarak üzerime bir kâbus gibi çöken karanlık bulutların biraz azalacağına inanmaya başladım.

Çünkü üniversitelerimizde sözde bilim adamı olup da susan Prof.lar hiç ama hiç konuşmadıkları bu karanlık dönemde, bu denli güzel aydınlık yüzleri görmek insana gurur veriyor.

Haydi, rektörler iktidar tarafından atanıyorlar. Onlar neredeyse iktidarın memurları. Ya diğer sözde bilim adamlarının bu karanlık ortama söyleyecek sözleri olamaz mı? Olur, ama bana ne ben dümenime bakarım diyorlar. Bu fakir halkın verdiği vergilerle okuduklarını unuturlar.

Bende bütün yüreğimle bu aydınlık yüzlü güzel dilli bilim adamlarını kutluyorum.

Bu uzun yazıdan sonra bütün çalışan emekçi kadınlar gününü kutlar geleceklerinin aydınlık olmasını dilerim.

Kadın kendi başına ne gül goncasıdır. Ne de dikendir. Koklamasını bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken olur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.