“BİR GÜNLÜK FESTİVALDEN BUGÜNLERE”
Söyleşinin açılışında konuşan Tülin Onaner, festivalin “Alaçatı”, “ot” ve “festival” kavramlarının birleşmesiyle doğduğunu belirtti. İlk yıllarda yalnızca bir gün süren etkinliğin Pazaryeri Camii önünde gerçekleştirildiğini ifade eden Onaner, hazırlanan sofraların adeta bir sanat eseri niteliğinde olduğunu söyledi. Festivalin büyümesinde gönüllülük ve dayanışmanın büyük rol oynadığını vurguladı.
FESTİVAL FİKRİ NASIL DOĞDU?
Onaner, “Bir Konu Bir Konuşmacı” adıyla başlayan sohbetlerin zamanla festival fikrine dönüştüğünü belirterek, özellikle Aysun Yenice’nin otlar konusundaki bilgi birikiminin bu süreçte önemli katkı sunduğunu ifade etti. İlk kortejden tariflerin hazırlanmasına kadar her aşamada gönüllü emeğinin belirleyici olduğunu dile getirdi.
“AMATÖR RUHLA BAŞLADIK”
Yaprak Uziş ise festivalin çıkış noktasının Alaçatı’yı bahar aylarında canlandırmak, endemik bitkileri tanıtmak ve yerel mutfağı öne çıkarmak olduğunu söyledi. İlk yıllarda tamamen amatör bir ruhla hareket ettiklerini belirten Uziş, bugün ulaşılan noktada bu emeğin karşılığını aldıklarını ifade etti.
FOTOĞRAFLARLA BÜYÜYEN TANITIM
Saime Şahin, festivalin tanıtım sürecine fotoğraf sergileriyle katkı sunduğunu belirterek, 2011’de açtığı ilk serginin ardından çektiği karelerin ulusal basında yer almasının festivalin bilinirliğini artırdığını söyledi. Şahin, bu süreci artık genç kuşaklara devretmeye başladığını dile getirdi.
“ALAÇATI RUHU” VURGUSU
Güler Köstem, Alaçatı’nın korunmuş dokusunun kendisini etkilediğini belirterek bu durumu “Alaçatı ruhu” olarak tanımladı. Festivalin sürdürülebilirliğinin önemine dikkat çeken Köstem, organizasyonda sanat ve kültürün güçlü bir yer tuttuğunu ifade etti.
OT BİLGİSİ NESİLDEN NESLE AKTARILIYOR
Aysun Yenice ise doğayla iç içe büyümesinin festivale katkı sunduğunu belirterek, ot yarışmaları ve eğitimlerle gençlere doğa bilgisi aktardıklarını söyledi. Festivalin yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda bilgi paylaşım platformu haline geldiğini vurguladı.
GİRİT’TEN İLHAM ALDI
Ayhan Sicimoğlu, festival fikrinin Girit’te yaptığı çekimlerden ilham aldığını belirterek, ilk etkinliklerde yaklaşık 1200 kişinin yer aldığını, bugün ise katılımın milyonlara ulaştığını ifade etti.
YENİ HEDEF: TARIM KOLEJİ
Söyleşide geleceğe yönelik projeler de gündeme geldi. Tülin Onaner ve Ayhan Sicimoğlu’nun birlikte üzerinde çalıştığı “Tarım Koleji” projesi dikkat çekti. Çeşme’de kurulması planlanan kolejin, uluslararası standartlarda eğitim vermesi hedefleniyor.
Festivalin, gönüllülük ve dayanışma ruhuyla büyüyen bir kültürel paylaşım alanı olduğuna dikkat çekilen söyleşi, katılımcılardan büyük ilgi gördü.