Anadolu irfanı (1)

Ramazan TÜLÜ

Bilindiği üzere Anadolu toprakları binlerce yıldır çeşitli medeniyetler barındırmıştır. Dolayısıyla bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin kesinlikle Türk Soyundan geldiği ve İslamiyet’in kabul edilişi ile birlikte herkesin Müslüman olduğu gibi bir iddia bulunmak kabul edilemez.

Yazımızın konusu da bu değil elbet. Çeşitli etnik ve mezhepsel kökenlerden geldiği halde Anadolu’da yaşayan insanlar ortak bir kültür oluşturmuşlardır. Bu yazıda kısa da olsa bu kültürden yani yazının başlığına konu olan “Anadolu İrfanı” n dan söz edeceğim.

Aslında herkes, herkesin ne halt ile iştigal ettiğini bilir ama kimse işte o haltı söylemeye cesaret edemez!

‘Ne me lazım!’, ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!’ sözleri bu Anadolu İrfanı dediğimiz kültürün bir parçası olmuştur, adeta…

Bu kültür yukarıda da değinildiği gibi binlerce yıl bir arada yaşamanın oluşturduğu ortak davranış kurallarıdır. Bu kültürün yazılı (öyle mevzuatı falan) kuralları yoktur. Toplumda yaptırım gücü ve insanların bu kültüre uyma mecburiyeti ise vardır.

Örneklemek istersek o kadar çok örnek vardır ki bir köşe yazısına sığmayacak kadardır. Biz yine akla gelen birkaç tanesinden söz edelim.

Başta Anayasa olmak üzere hiçbir yasa ve diğer yazılı mevzuatta bir milletvekilinin, iş takipçiliği yapmak, İhalelere katılmak, yakınlarına torpil yapmak, yakınlarını koruyup kollamak, devlet olanaklarından onlara yarar sağlamak gibi bir görevi olmadığı halde pratikte ise bunlar en doğal, hiç yadırganmayan ve hatta gönül rahatlığıyla kabul edilen eylem ve işlemlerdir. Bunları hem seçen kitleler hem de seçilen elitler rahatlıkla kanıksamıştır. Kimse ayıplamaz çünkü ‘Bal tutan parmağını yalar’, ‘Devlet malı Deniz yemeyen domuz!’ anlayışı oldukça egemendir.

Anadolu’nun mukaddes şehri Konya’da yaşanan bir olay hâlâ yüzümde tebessüm bırakıyor. Büyükşehirlerden birinden gelen bir aydın, akrabalarının Mevlüt törenine katılmış. Sohbet sırasında Konyalı bir yakınına, önceki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu kastederek: “Bak, Kılıçdaroğlu’nun oğlu çakı gibi askerlik görevini yaparak memlekete olan yükümlülüğünü yerine getirdi!” demiş.

Aldığı cevap ise tam Konya’ya özgü nükteli bir karşılık olmuş:

“Oğlunu bile askerlikten kurtaramayan biri, ülkede neyi kurtaracak, ne faydası olacak!”

Sosyal yaşamımız adeta depremleri beraberinde yaşıyor. Ekonomi bozuk, Eğitim bozuk, Güvenlik ve Adalet hizmetleri aksasa da bir şekilde tamir edilir ve düzeltilir. Ancak bozulan ahlak ve değer yargıları bir kere deforme oldu mu bir daha düzelmez!

Yukarıda da andığım gibi Anadolu İrfanını örnekleyecek o kadar çok olgu var ki aklıma gelenleri ileride yazacağım yazılarda bahsedeceğim.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.