Anılarımdaki Dinar

Ömer ERU

Kayser’i Talas ilçesinden sonra tayin yeri Afyon Dinar oldu. Dinar’da deprem olmuştu Her taraf yıkıntı halindeydi. İlk defa ilçeye geldiğimde şoför Ahmet’e kaymakamlık binasına gidelim dedim. Efendim bina hasarlı dedi. Uzaktan baktım. Geçekten hasarlıydı. Kaymakamlık lojmanı ağır hasarlı dediler. Bizim için yeni yapılan binalardan emniyet lojmanında bir daire ayarlanmıştı. Eşyaları da buradaki daireye göndermiştim. Biz de emniyet lojmanında bir daireye yerleştik. Bizimle beraber getirdiğimiz kangal köpeğimiz vardı. Kulübesini de getirmiştik. Ancak lojman da tehlikeli olur diye Emniyet müdürlüğünün bahçesine götürdük. Ara sıra gidip bakardık. Bakmaya gittiğimiz zaman köpek etrafımızda dört dönerdi. Bir gün bahçeden şıkmış kaybolmuş. Ben ve çocuklar çok üzüldük.

İlçede Tekke mahallesinde ve Su Çıkan Parkının sağ tarafındaki tepelerde kurulan eski evlerde deprem etkisi yoktu. Yıkıntı yoktu. İlçenin düz alanlarında yıkıntı daha fazlaydı. Burada düz yerlere bina yapmanın sakıncalı olduğu anlaşılıyordu. İlçemizi ziyaret eden Japon profesör de “yıkılan düz alanlara bina yapılmamalı, maliyet ucuz diye buralara bina yapmak çok sakıncalı” demişti. Haklıymış.

Kaymakamlık lojmanına baktım. Pek hasar yoktu. Bina hasarlı diye bahçesine de tahtalardan baraka yapılmıştı. İlçede deprem ikiyle başlıyordu. Giderek beşe kadar çıkıyordu. Vücudumuz artık en ufak bir sarsıntıyı bile algılıyordu. O zaman eski lojmandaki barakada kalmaya başlıyorduk. İlçeye gelen Bayındırlık Bakanlığı mühendisleri ağır hasarlı raporu vermişler. Oturamazdık. Ama bir gün kaymakamlık makamında dosyalara bakarken bir dosya buldum. Dosyada ilçede binaların hasar durumları listelenmişti. Kaymakamlık lojmanına baktım. Az hasarlı diye açıklama vardı. Yazı işlerindeki memurlara sordum. “Kaymakam bey sonradan mühendislerden böyle bir rapor aldı. Ağır hasarlı gösterilince evdeki beyaz eşyalar içinde hasarlı raporuyla demirbaş düşüm tutanağı tutturup, alıp, evine götürdü” dediler. Canım sıkıldı. Durumu Vali beye söyledim. Vali bey de “Ömer ben sana ne ihtiyacın varsa alırım” dedi. Olayı böyle kapattık.

İlçede her taraf yıkıntı halindeydi. Her yerde temeller atılıyordu. İnşaatlarda beş bin işçi ve usta çalışıyordu. Dışardan gelen işçilerle yerli esnaflar arasında zaman zaman bazı sürtüşmeler de oluyordu. İlçede emniyetin devriye sayısını da artırdık. İşçilerin kaldıkları binalarda sıkı tedbir almaya başladık. İlçede inşaatlar başladı. O zaman Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in himayeleriyle İlçenin her tarafında temeller atıldı. Binalar hızla yükselmeye başladı. Müteahhitler tünel sistemiyle binaları hızla yapmaya başladılar. Yirmi dört saatte bir kat çıkılıyordu. Temelleri de alıştığımız gibi değildi. Temel fazla açılmıyordu. Tabana çakıl taşları dökülüyor bunu üzerine beton atılıyor ve bina inşa ediliyordu. Depremde sarsıntı olursa bina kaysa bile yıkıntı olmuyordu. Evler dört katlı yapılıyordu. Her katta dört daire vardı. Lojmana geldiğimiz zaman yan komşumuz İbrahim Bey yeni geldiniz eşyaları yerleştirirken vaktimiz olmaz diye üç gün sabah akşam bize yemek ısmarladı. Ona çok minnettar kaldık. Dostluğumuz daha sonra da devam etti.

Devam edecek.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.