Siyasette bazen yapılanlar kadar yapılmayanlar da konuşulur.
Hele konu bir orman yangınıysa...
Hele üç gün boyunca ciğerlerimiz yanmışsa...
Hele insanlar evlerini, hayvanlarını, umutlarını kurtarmaya çalışıyorsa...
O zaman herkes ister istemez şu soruyu sorar:
Kim neredeydi?
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı anbean süreci takip etti.
Aydın Valisi Dr. Osman Varol sahadaydı. Üstelik üç gün boyunca yangın bölgesinden ayrılmadı.
AK Parti Aydın Milletvekilleri Mustafa Savaş ve Ömer Özmen sahadaydı. Mutaflar ve Dutluoluk mahallelerinde vatandaşlarla bir araya geldiler.
YENİ Parti milletvekilleri Bülent Tezcan, Süleyman Bülbül ve Evrim Karakoz da yangın bölgesindeydi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ ise en azından bir "geçmiş olsun" mesajı yayımlayarak Aydınlıların acısını paylaştı.
Peki...
Kimler yoktu?
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu yoktu.
AK Parti Milletvekili Seda Sarıbaş yoktu.
CHP Milletvekili Hüseyin Yıldız yoktu.
Milletvekillerini bir kenara bırakalım.
Elbette herkesin programı, Aydın'dan daha önemli görevi, mazereti olabilir.
Ama kamuoyunun en çok merak ettiği isim, doğal olarak Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı oldu.
Çünkü vatandaş belediye başkanından yangını söndürmesini beklemiyor.
Helikoptere binmesini de...
Eline hortum alıp alevlerin içine girmesini de...
Beklediği tek şey var:
Orada olması...
Vatandaşın omzuna dokunması...
"Geçmiş olsun" demesi...
Çünkü bazen siyasetçinin en büyük hizmeti, en zor günde görünmesidir.
Elbette tatil yapmak herkesin hakkıdır.
Belediye başkanlarının da...
Milletvekillerinin de...
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ama siyasetin acımasız bir kuralı vardır.
Felaket takvim sormaz.
Yangın, "Başkan izinli mi?" diye beklemez.
Hatırlayın...
İstanbul kar altında kaldığında Ekrem İmamoğlu'nun bir restoranda görüntülenmesi günlerce tartışılmıştı.
Bugün de Aydınlıların sorduğu soru aynı:
"Aydın yanarken başkan neredeydi?"
Bu soruyu sormak ne ayıptır...
Ne de siyaset dışıdır.
Çünkü kamuoyu, seçtiği yöneticiyi en çok zor günlerde yanında görmek ister.
Sonra aracılar vasıtasıyla açıklamalar geldi.
"Bel fıtığı nedeniyle evde istirahat ediyor."
Geçmiş olsun.
İnsan hastalanabilir.
Belediye başkanları da hastalanabilir.
Allah şifa versin.
Ben bu açıklamaya inanıyorum.
Ancak sokakta dolaşan söylentiler bununla sınırlı değil.
"Aydın yanarken İtalya'daydılar" diyenler de var.
Bu iddiaların doğru olup olmadığını en iyi muhatapları bilir.
Fakat siyasette bazen gerçek kadar algı da yönetilmek zorundadır.
Çünkü doğru olmak yetmez.
Doğruyu gösterebilmek de gerekir.
Bir ayrıntı daha...
Aydın Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ertuğrul Yamen de sahada görünmedi.
O da mı rahatsızdı?
Öyleyse ona da geçmiş olsun.
Ama vatandaşın kafasındaki soru işaretleri büyüyor.
Çünkü kriz zamanlarında iletişim kurulmazsa, boşluğu söylentiler doldurur.
Sessizlik uzadıkça dedikodu büyür.
O yüzden küçük bir dost tavsiyesi...
Ertuğrul Bey...
Madem hakkınızda çeşitli iddialar konuşuluyor...
Madem kamuoyunda "İtalya'daydılar" diyenler var...
Çıkın, iki cümleyle açıklama yapın.
Kafalardaki soru işaretlerini giderin.
Hatta Ali Fırat'a pasaport giriş-çıkış kayıtlarınızı gösterin, o da kamuoyuyla paylaşsın.
Böylece iddialar da, söylentiler de kendiliğinden sona ersin.
Çünkü siyaset sadece icraat yönetimi değildir.
Aynı zamanda güven ve iletişim yönetimidir.
Boş bırakılan her alanı söylentiler doldurur.
Son söz...
Yangın sadece ormanları yakmadı.
Siyasetin reflekslerini de ortaya çıkardı.
Kim koştu...
Kim vatandaşın yanındaydı...
Kim açıklama yaptı...
Kim sessiz kaldı...
Kim görünmedi...
Bunların hepsini Aydınlılar not etti.