Aydın'da jeotermal enerji, halk sağlığı ve yoksulluk dinamikleri: Sosyo-ekolojik bir değerlendirme

Dr. Metin AYDIN

Özet

Aydın ili, Türkiye’de jeotermal enerji üretiminin en yoğun olduğu bölgelerden biri olup, bu faaliyetlerin çevresel, sağlık ve sosyo-ekonomik etkileri giderek artan bir araştırma konusu haline gelmiştir. Jeotermal enerji genellikle düşük karbonlu bir enerji kaynağı olarak değerlendirilse de, yerel ölçekte çevresel ve sağlık riskleri yaratabilmektedir (Kristmannsdóttir & Ármannsson, 2003; Shortall & Davidsdottir, 2017). Bu çalışma, jeotermal faaliyetlerin çevresel kirleticiler aracılığıyla halk sağlığını nasıl etkilediğini ve bu etkilerin yerel ekonomik yapı ile etkileşerek nasıl bir yoksulluk döngüsü oluşturduğunu incelemektedir. Bulgular, Aydın’da çevresel kirlenme, sağlık riskleri ve ekonomik kırılganlık arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir (Landrigan et al., 2018).

1. Giriş

Enerji üretimi ile çevresel sürdürülebilirlik arasındaki ilişki, özellikle doğal kaynak temelli sistemlerde karmaşık bir yapı göstermektedir (IPCC, 2021). Jeotermal enerji, düşük karbon emisyonları nedeniyle sürdürülebilir enerji kaynakları arasında yer almakla birlikte, yerel ölçekte önemli çevresel etkiler yaratabilmektedir (Dickson & Fanelli, 2013).

Aydın ili, Türkiye’de jeotermal enerji üretiminin yoğunlaştığı bir bölge olup, bu faaliyetlerin tarım, çevre ve halk sağlığı üzerindeki etkileri giderek daha fazla araştırılmaktadır (Baba & Sözbilir, 2012; Aksoy et al., 2009). Bu bağlamda Aydın, çevresel risklerin sosyo-ekonomik sonuçlarla birleştiği bir sosyo-ekolojik sistem olarak değerlendirilebilir (Robbins, 2012).

2. Jeotermal Sistemlerin Çevresel Etkileri

Jeotermal sistemler, yeraltından çıkarılan yüksek mineral içerikli akışkanlar ve gazlar nedeniyle çevresel etkiler yaratabilir (Kristmannsdóttir & Ármannsson, 2003).

2.1 H₂S Maruziyeti

Hidrojen sülfür (H₂S), jeotermal sahalarda en yaygın gaz emisyonlarından biridir (Guidotti, 2010). Düşük konsantrasyonlarda bile solunum sistemi üzerinde irritatif etkiler yaratabilir (WHO, 2000).

Epidemiyolojik çalışmalar, H₂S maruziyetinin:

  • Solunum yolu hastalıkları
  • Nörolojik etkiler
  • Baş ağrısı ve bilişsel fonksiyon bozuklukları

ile ilişkili olduğunu göstermektedir (Bates et al., 2002; Reiffenstein et al., 1992).

2.2 Bor ve Arsenik Kirliliği

Jeotermal akışkanlar, yüksek bor ve arsenik konsantrasyonları içerebilir (Yıldırım & Güler, 2021).

Arsenik, güçlü bir toksik element olup içme suyu yoluyla maruziyet durumunda ciddi sağlık riskleri oluşturur (NRC, 2001; WHO, 2017). Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), arseniği Grup 1 kanserojen olarak sınıflandırmıştır (IARC, 2012).

Bor ise bitkiler üzerinde toksik etki yaratarak tarımsal verimliliği düşürebilir (Camacho et al., 2008).

2.3 Su ve Toprak Kirliliği

Jeotermal akışkanların yüzey ve yeraltı sularına karışması, hidrojeokimyasal dengeyi bozabilir (Appelo & Postma, 2005). Büyük Menderes Havzası’nda yapılan çalışmalar, su kalitesinde belirgin bozulmalar olduğunu ortaya koymaktadır (Özdemir & Şener, 2019).

Ayrıca ağır metaller ve besin tuzlarının birikimi, sucul ekosistemlerde ötrofikasyon ve toksisite riskini artırmaktadır (Varol & Şen, 2012).

3. Tarımsal Etkiler

Yoğun kimyasal ve metal yükü, tarımsal üretim üzerinde doğrudan etkilidir. Tarımsal sistemlerde yayılı kirlilik, verim düşüşü ve ürün kalitesinde bozulmaya neden olmaktadır (Carpenter et al., 1998).

Aydın gibi yüksek değerli tarım bölgelerinde bu durum:

  • Ürün kaybı
  • İhracat kalitesinde düşüş
  • Toprak verimliliğinde azalma

ile sonuçlanmaktadır (Keleş & Yalçın, 2020; Tilman et al., 2002).

4. Halk Sağlığı Üzerindeki Etkiler

Çevresel kirleticiler, halk sağlığı üzerinde doğrudan ve dolaylı etkiler yaratmaktadır (Prüss-Ustün et al., 2016).

4.1 Solunum Hastalıkları

H₂S ve diğer gaz emisyonları, solunum sistemi üzerinde önemli riskler oluşturur (WHO, 2000).

4.2 Kronik Hastalıklar ve Kanser

Arsenik maruziyeti:

  • Deri, akciğer ve mesane kanseri
  • Kardiyovasküler hastalıklar
  • Endokrin sistem bozuklukları

ile ilişkilidir (NRC, 2001; Smith et al., 2014).

5. Ekonomik Etkiler ve Yoksulluk Dinamikleri

Çevresel bozulma ile ekonomik kırılganlık arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır (World Bank, 2020).

5.1 Tarımsal Gelir Kaybı

Çevresel kirlilik, tarımsal üretim kapasitesini düşürerek doğrudan gelir kaybına neden olur (Pimentel, 2005).

5.2 Yoksulluk ve Kırılganlık

Kırsal alanlarda gelir kaybı, hanelerin sosyal yardımlara bağımlı hale gelmesine yol açmaktadır (Chambers, 1983). Bu durum, sürdürülebilir kalkınma açısından önemli bir engel oluşturmaktadır (Sen, 1999).

6. Sosyo-Ekolojik Yoksulluk Yönetimi Modeli

Aydın örneğinde gözlenen yapı, politik ekoloji literatürü ile uyumludur (Robbins, 2012; Martinez-Alier, 2002).

Bu model üç eksende şekillenir:

  • Ekolojik: kirlilik ve kaynak kaybı
  • Ekonomik: gelir düşüşü ve borçlanma
  • Sosyal-politik: bağımlılık ilişkileri

Bu yapı, çevresel adalet tartışmalarının merkezinde yer almaktadır (Bullard, 2000).

7. Tartışma

Jeotermal enerji üretimi, küresel ölçekte sürdürülebilir bir enerji kaynağı olarak görülse de, yerel düzeyde önemli çevresel ve sosyal maliyetler yaratabilmektedir (Shortall & Davidsdottir, 2017).

Aydın örneği, bu maliyetlerin:

  • Ekosistem
  • Halk sağlığı
  • Yerel ekonomi

üzerinde kümülatif bir etki yarattığını göstermektedir (Landrigan et al., 2018).

8. Sonuç

Aydın ili, jeotermal enerji üretiminin çok boyutlu etkilerinin gözlemlendiği kritik bir bölgedir. Çevresel kirlenme, sağlık riskleri ve ekonomik kırılganlık arasındaki etkileşim, sürdürülebilir kalkınma açısından önemli bir zorluk oluşturmaktadır.

Bu bağlamda Aydın, çevresel etkilerin yalnızca ekolojik değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik sistemler üzerinden yeniden üretildiği bir örnek olarak değerlendirilebilir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.