Uğur Mumcu, “Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz” diye boşuna söylemiş…
Bu ülkede herkesin maşallahı var. Çünkü yüzde ellisi Hâkim (yargıç) ve hukuktan çok iyi anlıyor. Geriye kalanlar ise Hekim (doktor) ve tıptan çok iyi anlıyor.
Adam bitirdiği lisedeki ders kitaplarından başka hiçbir kitap sayfası karıştırmamıştır ama karşınızda ağzını açtı mı, hiç alta kalmayıp mangalda da kül bırakmaz.
Toplum olarak;
Okumayı sevmeyiz.
Sorgulamayı bilmeyiz.
Okumak ve Sorgulamak parasal külfet, emek ve çabayı gerektirir. Bedava ve çabasız olan ise sokakta kullanılan fısıltı gazetesinden duyduklarımızdır. Duyduklarımızdan da işimize geleni alır başkasına satmakta da fevkalade mahirizdir.
Eleştirel düşünme şekli mi?
Hak getire….
“Olayların nedenleri ve sonuçlarını geçerli ve güvenilir verilere dayandırarak açıklamaya çalışan ve temelde ‘neden, niçin, nasıl’ sorularına yanıt arayan bir düşünme becerisidir” Eleştirel Düşünme Şekli…
Toplumsal yaşamda, kurum ve kuralları ile bir demokrasinin tesisi, kişilerin demokrasiyi yaşam biçimine dönüştürmesi ile mümkün olur.
Demokratik toplumlarda bireyler kendi haklarını iyi bilir, bunları savunmayı ve başkalarının haklarına saygı göstermeyi de öğrenir.
Demokrasi kültürü; hak, özgürlük, eşitlik, adalet, kardeşlik gibi demokratik kazanımlardan oluşur.
Demokratik değerler ile içselleşmiş, bunları kanıksamış ve benimsemiş kişiler. Özgürce, eleştirel düşünen, farklılıklara saygılı ve problem çözme becerisine sahiptir.
Demokrasi özünde aileden başlar, okul, çevre ve arkadaşlar arasında devam eder. Daha sonra da mesleğimizi ifa ederken birlikte çalıştığımız iş yeri görevlileri ve bağlı bulunduğumuz sivil toplum kuruluşları ve siyasal partiler içindeki konumumuzu da belirler.
Demokrasi aile hayatı ile başlar dedik ve açalım. Çocuğun ilk gördüğü deneyimlere sahip olduğu ortam aile kurumudur. Aile hayatında demokratik bir iklim var ise bireyler birbirlerinin hakkına saygı duyuyorsa ailede demokratik bir ortamın varlığından söz edebiliriz.
Çocuğumuz için bir eşyayı alırken onun zevkini, beğenisini ve görüşünü sorup nazara almak önemlidir.
Aileyi oluşturan bireylerin birbirinin görüşüne saygılı olması, onları dinlemesi, kararların hep birlikte alınması gibi demokratik davranışlar, kişinin demokrasiyi içselleştirmesini sağlar. Bireyin, ailede edindiği bu davranış şekli toplumsal hayata yansır ve böylece demokrasi kültürünün oluşması sağlanır.
Eğitim ve Okullar bu kültürünün hem öğrenildiği yer hem de kurumlardır. Demokrasi kültürünün oluştuğu bir okul ortamında okulun genel işleyişine yönelik kararlar; ailelerin, öğretmenlerin, öğrencilerin kısacası okulla ilgili tüm paydaşların katılımını içeren bir yönetim anlayışı ile alınır.
Öğrenciler, bu niteliklere sahip okul ortamında demokratik süreçlerin bileşeni olur. Demokratik okul ortamında demokrasiyi yaşayarak öğretir. Bu durum öğrencilerin demokrasinin önemini ve gerekliliğini anlamalarını, demokrasiye değer vermelerini ve demokratik tutum geliştirmelerini sağlar. Demokrasi kültürünün oluştuğu okullarda katılımcı ve eşitlikçi bir ortam vardır, düşünceler özgürce ifade edilebilir ve farklılıklar zenginlik olarak görülür. Bu ortam öğrencilerin okula olan aidiyet hissiyatını geliştirir, kendilerini güvende ve mutlu hissetmelerini sağlar.
Eleştirel düşünce şeklini elbirliği ile yok edilirken, Önce eğitim sistemine Köy Enstitüleri Kapatılarak büyük bir darbe vuruldu. Sonra Öğretmen yetiştirilen kurumları dejenere ettik. Sonra öğretmenleri itibarsız hale getirdiler. Eğitim devletin eşit ve kaliteli bir hizmet olarak herkese sunduğu bir kurum iken, özelleştirilip ranta tedavül edildi.
Tarikat ve cemaatlere eğitim kurumu çalıştırma izni verildi.
Haliyle öğrenciler yeterli ve pozitif eğitim alamadığı için onlar ile birlikte yeni nesiller ve tüm toplum değer yargılarından uzaklaştırıldı.
Bilgiyi ve düşünceyi sokaktan fısıltı gazetesinden alarak kültürümüzü, “Keşke Yunan Kazansaydı” diyen fesliden tarih, Harun Yahya mahlası ile Adnan Oktar tarafından yazılan kitaplardan bilim öğrenmeye kalkışırsak elbette eleştirel düşünceye sahip olamayız.