Bir Bakan, İki Çocuk

Mehmet EROĞLU

Yıllar önce bir milli Eğitim Bakanının makam odasının kapısı çalındı.

İçerden kararlı ve tok bir ses “girin” diye seslendi.

Oldukça mütevazı döşenmiş odaya iki tane lise talebesi girdi.

Babacığım, merhaba elini öpmeye geldik. Gazi’yle beraber” diyerek arkadaşını gösterdi.

Mezun olmuşlardı iki samimi arkadaş liseden. Gazi ve Can Bakanın elini öptükten sonra masanın karşısındaki koltuklara oturdular.

Tombul yanaklı çocuk söz aldı:

Babacığım biliyorsun okulumuzu her ikimizde başarı ile bitirdik. Ve bir yıldır para biriktiriyorduk. Eğer seninde iznin olursa Bakanlığın bursundan yararlanıp Amerika’ya okumaya gitmek istiyoruz” dedi.

Bakan küçük bir sessizlikten sonra oğluna:

Oğlum biraz dışarı çıkar mısın? Bizi arkadaşınla bir iki dakika yalnız bırak” dedi.

Oğlu dışarı çıktıktan sonra, uzun boylu çocuğa şöyle dedi:

Bak evladım ben sizler gibi başarılı öğrencilerin yurt dışında öğrenim ve eğitim yapmanızı her zaman desteklerim. Fakat bir Bakan olarak oğlumu Amerika’ya gönderirsem, bunu başkaları farklı değerlendireceklerdir. Bu yüzden sadece sana burs vereceğim. Gerekli işlemlerin yapılması için talimat veririm az sonra. Hayırlı olsun” deyip dışarı çıkmasını istedi.

Heyecan içinde kapının önünde bekleyen bakanın oğluna sarıldı. Çocuk. “Can sana bir iyi bir kötü haberim var. Baban burs verdi ama senin gitmeni onaylamıyor

Tombul yanaklı çocuk elini cebine atıp bir mendil çıkarttı. İçi para dolu olan mendili arkadaşına verip:

Al bunu Gazi nasıl olsa bana lazım değil bu para artık” dedi. Ve bir yıldır biriktirdiği Amerika hayalini uzatırken.

İşte oğlunun geleceğini bile ülkesinin geleceğinden sonra düşünen bu onurlu ve gururlu Milli Eğitim Bakanı HASAN ALİ YÜCEL, Oğlu ise büyük edebiyatçı CAN YÜCEL'dir.

Ve

Onun liseden arkadaşı ise dünyanın en ünlü beyin cerrahi Prof. Dr. GAZİ YAŞARGİL’DİR.

İşte Cumhuriyet Tarihinde gelmiş geçmiş en yetenekli ve yüreği insan ve vatan sevgisi ile dolu olan bir bakan Hasan Ali Yücel...

Değerli okurlar geçenlerde Sözcü gazetesinde çok önemli bir haber yayınlandı. Haberde T.C. Dışişleri bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nun oğluna TED kolejlinden fakirlik bursu verilmesi.

Tabi başarılı ve yetenekli çocuklara burs verilmesi çok doğaldır. Ama Sayın Davutoğlu’nun oğluna fakirlikten dolayı burs verilmesine ne dersiniz. Babası T.C. Devletinden 20 bin lira maaş alırken 45 bin liralık oturduğu lojmanın veya binanın kirası devlet bütçesinden ödenirken  Sayın Dışişleri Bakanının oğlu nasıl fakir ve yoksul gösterilerek burs verilir.

ANAP’lı eski yönetici Selçuk Pehlivanlıoğlu’nun başkanlığını yaptığı TED kolejli önümüzdeki eğitim döneminde tam burs kazanan isimleri belirliyor. Başarılı ve fakir olan 5 öğrencinin ismini belirliyor. Bunların arasında Sayın Davutoğlu’nun oğlu Ahmet Davutoğlu’da var.

TED kolejlinde tam eğitim bursu nu alabilmek için 5 krıter bulunuyor. Bunlar:

1- T.C. Vatandaşı olmak.

2- 5.6.7.8,9 sınıflara devam ediyor olmak.  

3- Öğrencinin en son not ortalamasının 85–100 arasında olması.

4- Gelir durumu itibarıyla maddi desteğe kesinlikle ihtiyaç duyması gibi sıralamalar var.

Ama Sayın Bakanın oğlu bu kraterlerin hiç birine uymuyor. Burs 9.sınıfa kadar veriliyor. 12 sınıf öğrencisi alamaz.

Üstelik fakir de değil babası T.C. Devletinin Dışişleri bakanı.20 bin liradan fazla ücret alıyor.

Değerli okurlarım bakın iki bakanın tutumları arasındaki farkı görün.

AKP Bakanların veliahtları maşallah hepsi iş sahibi, kimisi yurt dışından biber gazı ithal eder kimisi

En büyük holdinglerin genel müdürü.

İnsan milletten utanır. Fakir fukara çocukları her türlü olanaktan mahrumken sen makamlarınızı kullanarak evlatlarınıza çıkar sağla. Sonrada çık millete dinden imandan bahset.

Rahmetli Menderes Başbakan iken oğlu bir bankadan kredi almak ister. Ama buna Rahmetli kesin karşı çıkar. Çünkü çok büyük bir istismar olur diye izin vermez.

Birinci örnekte olduğu gibi kendi oğlunu geri plana alan bakanla şimdikileri karşılaştırın aradaki farkı çok net olarak görürsünüz.

İlkeleri ve düşünceleri gereği kendi oğlunu bile geri plana atan bir idealist bakan .

Politikacı gelecek seçimi düşünür. Ama devlet adamı gelecek nesli düşünür” Onurlu ve ilkeli bakanlarda gelecek nesli düşünenlerdir.

Humbart derki:

Gerçek başarısızlar yanılgılarını düzeltmeyen zavallılardır.

KATI ATIK SORUNU

Değerli okurlar Sayın Bakan Veysel Eroğlu 2 Kasım 2012 günü Aydın’da basın mensuplarına verdiği demeçte “Biz bakanlık olarak katı atık parası almıyoruz, isterlerse belediyelerde bu katı atık ücreti almayabilirler diye sırf siyasi yatırım olarak olumsuz demeçler verdi. Bunun üzerine Ankara milletvekili Gökhan Günaydın meclis başkanlığına Bakan Veysel Eroğlu’nun cevaplaması isteği ile bir soru önergesi veriyor. Tabi aylarca cevap alamıyor.

Sayın Günaydın, çıkan yasa içeriğini uzunca anlattıktan sonra sorularına geçiyor. 

1- Mevcut düzenlemeler bu doğrultuda iken, belediyeler katı atık bedellerini hangi yetki ve gerekçe ile talep etmeme imkânına sahiptirler.

2- Katı atık bedelinin belediyenin inisiyatifinde olduğu ve belediyelerin bu bedeli isterlerse talep edemeyebilecekleri iddiası hangi mevzuat hükümleri çerçevesinde mümkün olabilmektedir.

3- Birinci ve ikinci maddelerde belirtilen hususlara mevzuatta yer verilmiyor ise, AYDIN ilinde 2 Kasım 2012 tarihinde yapılan açıklamanızın dayanağı nedir?

İşte sayın okurlar sonradan zor durumda kalacağınız bir beyanatı sırf seçim yatırım olsun vatandaşa hoş görüneyim diye veremezsiniz. Sayın Bakan Eroğlu sıradan bir insan değil. Bu yasa teklifini hazırlayan ve Mecliste yasalaşması için çaba gösteren bir bakan. Sırf Aydın’da siyasi şov yapması Sayın Bakana uymayan bir davranıştır. Siyaset adamları gelecekte zor durumlara düşecek beyanatlar vermemeli.

Bu durumu Sayın Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’da yazı ile soruyor. “Emir verin almayalım” diye. Bakanlıktan gelen yazıda ise “kesin alacaksınız almazsanız suç işlersimiz”  diyor.

Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra 15 Şubat 2013 tarih ve 2560 sayılı resmi gazetede evsel katı atık ücretlerinin 31.122.2014 tarihine kadar ücreti alınmayacak denmektedir.

Bu siyasi bir yatırımdır. Siyasetin çirkin yüzü eğer kalktıysa hep kaldır. Yok, eğer kaldırmayacaksan neden 31.12.2014 sonuna kadar demek ne demek.

Sayın bakan demek istiyor ki seçimler önümüzdeki sene sonlarında yapılacak seçimden sonra ben yine bildiğimi yapar, katı atık ücretini alırım demek istiyor.

İşte AKP’li bakanların bu seçimler de yapmayacakları siyasi vaat yoktur. Ama işleri bitince verdikleri sözleri unutur milleti soymaya devam ederler..

Aldatılan aydınlatılmadıkça aldatılmaya devam eder

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.