Bir oymaktan bugüne...

Nevzat ARSLAN

Oğuz boyundan bir Yörük Beyinin izinde, kara bir çakalın gittiği yola yönelen oymağı, o günden beri Karaçakal Yörükleri olarak anılır. Osmanlı Arşivlerine göre 1525-1580 Yılları arasında Maraş bölgesinde, ağır vergiler nedeniyle çıkan isyanlara destek veren Oymağımızın bu hareketi benim iç dünyamda sempati uyandırmakta. 1729, 'da Çukurova, Mersin, 1745 Aydın sahilinde, 1844 yıllarında Madran Baba Dağı eteğinde kışladıktan sonra, Afyon Kumalar Yaylağına giderken, Akçay köprüsünde, 1876 yılında Osmanlı İskân Nazırlığınca zorla iskân edilir. 1903 yılında aynı adla köy tüzel kişiliğine geçilir. İlk muhtarımız Ekiz Halil Hoca olur.

Hey gidi günler!

Bir zamanlar, her tepede kıl çadırların olduğu, koyunların, kuzuların melediği, Atların kişnediği, kuzu, oğlak ve buzağıların oynaştığı, kaval seslerinin, yanık türkülerin yankılandığı, gümbürdek çanların öttüğü, çoban avazlarının çınladığı, topraklarda o ruh hala var, biz duyuyoruz, işitiyoruz, unutamıyoruz.

Kızılçamlar dikildi, sürüler gitti, çobanlık bitti. Yörüklük bitse de hatıralar, duygular yaşadı, bitmedi.

İhtiyar Yörük ebemizin dudaklarından dökülenler…

Gelen dostlarım gelmez oldu,

Çadırımın bağı gerilmez oldu.

Kır atım gemini gevmez oldu,

Tülümün çanı ötmez oldu.

Biz sadece geçmişi anlatmıyoruz. Bir kültürü yaşatıyoruz. Yörük yaşamı, kendi kültürünü de oluşturmuştur. Yörüklük, zorlu göçebe yaşamıdır. Aksakallı Yörük Gocaları Meclisinde seçilen Yörük beyi, Osmanlı ile ilişkileri sağlar, vergileri toplar. Osmanlı beratı, sancağı, bey sarığı ve tuğu vardır. Hacı Ali, Cura Bey, İlyas-Ellez bey, Hüseyin Bey, Mirza, Hacı Yusuf ve Bekir Bey Yörük Beylerimizdir.

Gün biter,

Yörük çadırını kurar, oturur.

Yörük ölür, öldüğü yere gömülür.

Göç yolunda, vefat eden kişi, yakındaki bir mezarlığa ya da bir ağaç dibine gömülür., göçlerde bu mezarlar ziyaret edilir. Göç yolları sevdalara, acılara, ağıtlara da boğulan yoldur. Göçte en yeni giysiler giyilir, Develerin yüklerinin üstüne kızların dokuduğu nakışlı halılar, kilimler serilir. Develerin havutlarının kolanları bile Yörük kadınlarının kızlarının elinde dokunmuştur. En öndeki deveye bey sancağı asılır, oymağın en güzel kızının bu deveyi çekmesi bir töredendir.

Düğünlerimiz beş gün sürer, Pazartesi düğün evine Bayrak dikilir, ödüllü hedefe kurşun atışı düzenlenir, Salı günü hayvanlar kesilir, yemekler hazırlanır, hizmet edecek gençler eğlenir. Çarşamba kına eğlencesi ve akşam meydan ateşi yakılır, davul-zurna önünde zeybek oynanır, halay çekilir, kurşunlar saçılır. Perşembe gelin almaya gidilir, Gelin, o gün sahurda uyandırılarak oruç tutturulur, al duvağıyla ata bindirilir. Gelin atının başı yukarıda, adımlarını davulun sesine göre ayarlayan cins atlardır, huyları böyle, soyları böyledir. Güvey gelini kucaklayarak indirir. Cuma günü damat, Cuma namazına giderken, gelin evinde "kılıvan" denilen eğlence düzenlenir.

Kumalar Yaylağı yolunda, Dinar yöresinde yaşanan bir çatışmada Kara Hatça ebenin babası İnce Memed’in yaralandığı, Savran başı Koca Mustafa’nın vurulduğu destansı olay, acıdan doğan, bir ağıt, bir yakım, bir türkü olur. Bu türkü bizim tarihimizdir, bizim sesimizdir.

Kır atıma burçak verin kişnesin,

Yaralarıma fitil salın işlesin

Ben gidersem nazlı yârim nişlesin,

Koyu gölgelerde gergef işlesin…

Buhurcular Ak gedik ten ünledi,

İnce Memed kulak verip dinledi,

Koca Mustafa kurşunu yedi inledi

Duymadın mı Ağam Efelerim şanımı...

Bu vatan mücadelesinde de vardık. Malgaç Baskınında Yörük Ali Efe ve idaresindeki Kuvayı Milliye gücüne son Yörük Beyimiz Bekir Bey lojistik destek sağlamış, Donduran’da köylü ile hep birlikte bir hafta evlerinde, ellerinde, avuçlarında ne varsa paylaştıkları gibi, bu baskının planlaması ve ilk adımı burada başlamıştır.16 Haziran 1919 sabahı dualarla Büyük Menderes nehrinden sala bindirerek karşıya, Atça ’ya uğurlamışlardır.

Biz sadece yaşayan insanlar değiliz,

Biz geçmişiyle nefes alan bir hafızayız. İşte bu yüzden yazdım "Karaçakal Yörükleri" Kitabını. Biliyordum ki, bu sadece bir kitap olmayacaktı. Onun sayfalarına yalnızca bilgiler değil, ömürler, hatıralar, yaşanmışlıklar, acılar, sevinçler sığacaktı. Her satırında bizim hikâyemiz, bizim sesimiz yankılanacaktı…

Bir de baktık ki, TDK (Türk Dil Kurumu) 1934 yılında 3 kişilik bir heyet gelir, sonuçta ‘Siz Türkçeyi, en saf haliyle, İstanbul şivesinde konuşuyor, bunu rapor edeceğiz diyerek vedalaşırlar. Buna dair bir rapordan söz edilir, ertesi yıl Aydın Halk evinden gelenler bizim yaylakta Santeks çalışması yaparlar. İşte o an anladık ki, biz sadece bir oymak değiliz, bir dili, bir kültürü taşıyan insanlarız. Ulus Gazetesi 18 Haziran 1935 Tarih 6. Ve 7. Sayfada Oymağımız haber olur.

Biz geçmişte sadece yaşamadık, paylaştık, bölüştük, destek olduk. Biz biliriz ki, Vatan sadece toprak değildir. Vatana gönül vermektir aslolan. TAN GAZETESİ nin 15 Ağustos 1935 tarihli “Yenipazar’da köylünün yardımı “haberine göre Karaçakal Yörükleri kasabanın pazaryerinde sattıkları hayvanlarının gelirinden THK ‘na(Türk Hava Kurumu) maddi destekte bulundukları haberi vardır.

Yöremizin ilk ve tek anıt ağacı Koca Meşe, asırlarca, gölgesinde ve dallarında onca canlıyı barındırmaktadır.

Biz Tabiat Ana ile koyun koyuna yaşadık. Çocukluğumda dereler çağlar, pınarlar, çeşmeler akar, kayalarda keklikler öter, ağaçlardaki kuş sesleri ile huzur bulurduk. Madran Baba Dağından gelen Kartallar havada döner, çocuklar, kuzular ve oğlaklar saklanır, korunurdu. Havada dönen Akbabalar ölen bir hayvanın, canlının habercisiydi.

Atalarımız, Ana-baba, çoluk, çocuk, 24m2 lik bir çadırda yaşadı. Yemeğini yaptı, misafirini ağırladı. 24 m2 ye sığdılar. Oysa bugün biz, hatta karı-koca, 100-200 m2lik koca evlere, apartman dairelerine sığamıyoruz. Her şeye rağmen gönlümüz dar dostlar, gönül darlığı yaşıyoruz. Sosyal bozulma dönemi içindeyiz.

Bunu aşmanın yolu, en başta eğitim rotasını gözden geçirerek, sevgi, saygı dolu olmamızdan geçiyor. Yoksa aşılması zor yıllarla karşı karşıya kalmanın sıkıntısı bizi beklemektedir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.