Çevreci belediyeler ve Büyük Menderes havzası

Dr. Metin AYDIN

Çevreci bir belediye, yalnızca “temizlik” hizmeti sunan bir kurum değil; doğayı koruyan, kaynakları verimli kullanan ve halk sağlığını merkeze alan bütüncül bir yerel yönetim modelidir.

Çevreci Belediyede;

Öncelikle Bilim Temelli ve Veri Odaklı Yönetim olmalıdır.

Bu belediyelerde kararlar rastgele değil, ölçüm ve analizlere dayanır. Hava, su, toprak kalitesi sürekli izlenir. Üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla iş birliği yapılır.

Çevresel etki değerlendirmeleri (ÇED) şeffaf yürütülür.

Halk Sağlığını Önceleyen Yaklaşım olmalıdır.

Bu belediyelerde çevre politikaları doğrudan sağlık etkileri üzerinden değerlendirilir.

Kanser, solunum hastalıkları gibi çevresel hastalıklar izlenir. Riskli bölgelerde erken uyarı ve tarama programları uygulanır.

Sürdürülebilir Enerji Politikaları uygulanır.

Bu belediyelerde fosil yakıt bağımlılığı azaltılır. Güneş, rüzgar ve kontrollü jeotermal enerji kullanımı teşvik edilir. Enerji üretiminde çevresel ve sağlık etkileri zorunlu olarak değerlendirilir.

Su Yönetimi ve Havza Koruma gözetilir.

Bu belediyelerde içme suyu kaynakları sıkı korunur. Atık sular ileri arıtma sistemlerinden geçirilir. Nehir havzaları (örneğin Büyük Menderes Nehri gibi) bütüncül olarak yönetilir. Yeraltı suyu aşırı çekimi engellenir.

Atık Yönetimi ve Döngüsel Ekonomi uygulanır.

Bu belediyelerde sıfır atık politikası uygulanır. Geri dönüşüm ve yeniden kullanım teşvik edilir. Tehlikeli ve tıbbi atıklar ayrı ve güvenli yönetilir. Endüstriyel atıklar sıkı denetlenir.

Temiz Hava Politikası uygulanır.

Bu belediyelerde sanayi ve enerji tesisleri sıkı denetlenir. Hava kirliliği ölçüm istasyonları yaygınlaştırılır. Ulaşım kaynaklı emisyonlar azaltılır (toplu taşıma, bisiklet yolları).

Ekosistem ve Tarımsal Koruma gözetilir.

Bu belediyelerde tarım alanları ve zeytinlikler korunur. Biyoçeşitlilik desteklenir. Doğal alanlar imara açılmaz. Pestisit ve ağır metal kirliliği izlenir.

Şeffaflık ve Halk Katılımı sağlanır.

Bu belediyelerde çevresel veriler halka açık paylaşılır. Yerel halk karar süreçlerine dahil edilir. Çevre meclisleri ve danışma kurulları oluşturulur.

İklim Değişikliği ile Mücadele ve Uyum gözetilir.

Bu belediyelerde sera gazı envanteri çıkarılır. Karbon azaltım hedefleri belirlenir.

Kuraklık, sel ve sıcak hava dalgalarına karşı plan yapılır.

Riskli Teknolojilere Karşı Önleyici Yaklaşım uygulanır.

Bu belediyelerde jeotermal, madencilik ve sanayi faaliyetleri sıkı sağlık-etki analizine tabi tutulur. “Önce zarar verme” benimsenir. Şüpheli durumlarda faaliyetler sınırlandırılır veya durdurulur.

Yerel Ekonomi ile Çevre Uyumu gözetilir.

Bu belediyelerde ekolojik tarım desteklenir. Yerel üretim teşvik edilir. Kısa tedarik zincirleri kurulur (karbon ayak izi azaltılır).

Sonuç olarak; Çevreci Belediyecilik teknik bir hizmet modeli değil, sağlık, çevre ve ekonomi arasında denge kuran bir yönetim felsefesidir. Özellikle jeotermal ve endüstriyel baskının yüksek olduğu bölgelerde bu yaklaşım, halk sağlığını korumanın en önemli aracıdır.

İçinde bulunduğumuz Büyük Menderes Havzası geneline bakıldığında “tam anlamıyla çevreci belediye” modeli uygulanmış bir yerel yönetim şu an için yoktur.

Ancak bazı belediyelerde kısmi ve parçalı çevreci uygulamalar bulunmaktadır.

Gerçek anlamda çevreci belediye için gereken temel unsurlar; Havza bazlı yönetim, sürekli çevresel izleme, sağlık verileriyle entegrasyon, sanayi/jeotermal üzerinde bağımsız denetim.

Bu dört unsur Büyük Menderes Havzasında aynı anda ve sistematik şekilde hiçbir belediye tarafından uygulanmıyor.

O nedenle Büyük Menderes Havzasında çevreci belediye yoktur.

Büyük Menderes Havzasındaki mevcut belediyelerdeki duruma bakacak olursak:

•Aydın Büyükşehir Belediyesi; Atık su arıtma yatırımları, katı atık yönetimi ve düzenli depolama uygulamaları, sınırlı düzeyde de olsa yenilenebilir enerji projeleri olması artılarıdır.

Jeotermal kaynaklı kirlilikte sınırlı müdahale, sağlık–çevre entegrasyonu yok, havza ölçekli veri paylaşımı yetersiz olması eksileridir.

•Denizli Büyükşehir Belediyesi: Arıtma tesisleri ve su yönetimi çalışmaları, kentsel sürdürülebilirlik projeleri artıları iken; Endüstriyel ve tarımsal kirlilikte bütüncül kontrol eksik, çevresel izleme verileri sınırlı ve parçalı olması eksileridir.

•Uşak ve Afyonkarahisar belediyeleri: Atık yönetimi ve bazı çevre projeleri artıları iken; Havza yaklaşımı yok, sanayi kirliliği (özellikle tekstil/deri) yeterince kontrol edilemiyor olması eksileridir.

Burada temel yapısal sorun belediyelerin “isteksizliği” değil, sistemin kendisidir.

Bu sistem içinde Belediyelerin bazı konularda yetki sınırlılığı var. Jeotermal ve büyük sanayi tesisleri merkezi idareye bağlı. Belediyeler çoğu zaman denetleyici değil, seyirci konumundadır.

Çevre, sağlık, tarım ve enerji politikaları farklı kurumlarda, veri entegrasyonu yoktur.

Ayrıca sürekli ve açık çevresel veri paylaşımı yapılmıyor.

Bugünkü durumda Büyük Menderes Havzasında “Klasik belediyecilik ve sınırlı çevre hizmetleri” modeli vardır. “Sağlık odaklı çevreci belediyecilik” yoktur.

Yani havzada yapılan belediyecilik “sorun olduktan sonra müdahale eden, önleyici belediyecilik değil”.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.