CHP’de 'değişim' çağrısı her geçen gün katlanarak büyüyor. 4-5 Kasım tarihinde yapılacak büyük kurultay öncesi 'değişim' kervanına bir kişi daha katıldı. "Değişim" çağrılarına ilişkin önemli açıklamalarda bulunan önceki dönem CHP Aydın İl Başkanı Bayram İnci, “Aydın Cumhuriyet Halk Partisi örgütünde Efeler ilçe Başkanlığı ve Aydın İl başkanlığı yaptım. Gelinen noktada partimle ilgili, ülkemle ilgili, geleceğimizle ilgili kendimi sorumlu hissediyorum. Siyaseti kişisel ikbalim için yapmadım, zenginleşme aracı olarak görmedim. Gerek yaptığım meslek gereği, gerekse ideolojim gereği benim için söz konusu vatansa, gerisi teferruattır” diyerek şunları kaydetti:
“BİZİM GÖREVİMİZ UYARMAK”
“Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisinin 1931 yılındaki 3. Olağan Kurultayında; “Partide bir yanlışı, bir eksikliği gördüğünüz zaman kayıtsız, şartsız eleştireceksiniz. Yapılan herhangi bir yanlışa müsamaha göstermek, son derece yanlıştır; mahsuru faydasından büyük olur.” demiştir. Biz düşünce özgürlüğünü, fikir ve inanç özgürlüğünü savunan bir partiyiz. Eleştirilere hoş görüyle yaklaşmalıyız. Parti içerisinde görülen bir yanlışı dile getirmek partiye zarar vermez. Temsil noktasında olanların yaptığı yanlışlar partiye büyük zarar veriyor. Bizim görevimiz bu yanlışları gördüğümüzde uyarmak.”
“CHP ÜÇ ÖNEMLİ DEĞİŞİME İMZA ATTI”
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurtuluşun ve kuruluşun partisi olduğunu ve ülkemizde üç önemli değişime imza attığını belirten ve CHP’li İnci şunları söyledi:
“Partimiz Egemenliği millete verdi, ülkemizi çok partili sisteme geçirdi, sosyal demokrasi ile tanıştırdı. Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’in kurucu ilke ve değerlerine bağlı, çağdaş bir sosyal demokrat partidir. Cumhuriyet Halk Partisi değişimin partisidir, büyük dönüşümlerin partisidir.
“KURULTAYDAN GÜÇLENEREK ÇIKILMASI BEKLENTİMİZDİR”
Kurultay öncesi medyanın Cumhuriyet Halk Partisinin yakın uzak tüm yelpazesinde yer alan haberler, yorumlar daha çok parti içine ve partinin çizgisine yönelik. Elbette bunu yadırgamamak gerekir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin öncelikli yapması gereken, iç düzenini en iyi hale getirmek. Ama hemen devamında da yerel seçim için mutlak seçenek olduğunu göstermek. Özünde biri ötekinden kopuk değil. Bugün Cumhuriyet Halk Partisinin tabanında da, örgüt kadrolarında da temel beklenti, kurultaydan güçlenerek çıkılması ve devamında partinin tamamen dışa dönük hale gelmesidir. Bunun başlıca yolu da partiden kimsenin dışlanmaması, genel anlatımla “ötekileştirme” olmamasıdır.
“DEĞİŞİM ZORUNLU”
Değişim, bir durumdan diğer duruma geçmeyi, farklılaşmayı gerektiren bir süreçtir. Yıllardır içinde bulunulan aynı olma durumu edilgen ve başarısız bir sonuç yaratmıştır. Partimiz için değişim zorunlu bir ihtiyaç haline gelmiştir. Değişim artık kaçınılmaz. Aynı şeyleri yaparak, aynı kişilerle farklı sonuç elde edemezsiniz. Parti içi demokrasiyi çok iyi tesis etmek lazım! Demokrasiyi önce kendi partinin içinde gerçekleştireceksin ki, dışarıda da inandırıcılığın olacak.
“PARTİDEN DUYGUSAL KOPUŞLAR OLDU”
Yerel seçimden önce yeni bir heyecan ve umuda ihtiyaç var. İnsanlar çok rahat kazanılabilecek denilen bir seçim kaybedilince demoralize oldu. Partiden duygusal kopuşlar oldu, soğuma ve umutsuzluk meydana geldi. Bizim umudu yeniden örgütlememiz, heyecanı yeniden sağlamamız lazım. Demokratik tüzüğe kavuşmak lazım. Yerel yöneticiler ve milletvekilleri de önseçimle belirlenmeli. Parti üyeleri karar aşamasına sokulmalı. Ön seçim, seçilenlerin üyelere karşı sorumluluğunu güçlendirecek, üyeleri öncelikli hale getirecektir. Öncelikle zihniyetin değişmesi lazım. Parti içi iktidarı genel iktidara tercih eden anlayıştan kurtulmak lazım. Bizim hedefimiz genelde ve yerelde iktidara gelmek olmalı. Milletvekili ve belediye başkanları örgütü dizayn etmemeli. Demokrasi, mahallenin delege seçimlerinden başlar. Tabanın iradesi yukarıya yansımalı. Ben de değişimi savunuyorum. Partide vefa, dayanışma, sevgi ve saygıyla dayalı bir yol arkadaşlığı olmalı. Zaten Cumhuriyet Halk Partili olmak demek, değişime cesaret edebilmek ve değiştirmek demektir.”
İnci açıklamasını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu anlamlı sözüyle bitirdi: “Doğruları söylemekten korkmayınız.”