CHP’de Kurultay ve Barkan Kalınomuz

Mehmet EROĞLU

Bir dostum şöyle diyor; “Siyasetçi değilim. Ne beyaz yalanlarını bilirim siyasetin ne de kirli siyaseti ak diye yuttururum.”

O nedenle siyaset yapacak insanların midesi ve çıkarı için değil, aklıyla düşünen değerlendiren analiz ve sentez yapabilen, ayrıca biat kültürü ile değil vicdanı ile hareket eden bir kişi olarak elbette bir fert olarak benimde söz hakkımın olduğunu düşünüyorum.

İnsani erdemlerin ve dürüstlüğün kendinde var olduğuna inanan her vatandaşın üzerimize çöreklenmiş siyasi ahlaksızlığın ve aymazlığın diktasına karşı söyleyecek sözümüz olmalı.

İşte ben de bunu yapmaya çalışıyorum. Görev bilinci ve aydın olma sorumluluğum bunu gerektiriyor. Fakülte yıllarında ve en önemlisi 68 kuşağının bir neferi olarak yıllar ötesinden yüklendik bu görevleri.

İnsanoğluna tanrı tarafından verilen akıl, izan, vicdan denilen değerleri yeri ve zamanı geldiğinde doğru zamanda kullanmasını bilmeli.

Ne bir ikbal ne çıkar peşinde koşanlardanım. Ne de ikbal peşinde koşanların kuyruğuna takılanlardanım.

İşte sözümün ve davranışımın özgürlüğü bundandır.

Siyasi ortamda her türlü ayak ortamları her türlü ayak oyunları dâhil her yol ve yöntemle yükselme ve tepede kalma durumunun olduğu günümüzde, siyasetin çirkefliğinden uzak durmak mümkün olmuyor.

Siyasette yükselmenin içgüdüsel hazzı, temiz siyasetin erdemini bir an unutturuyor.

Ne yazık ki şimdi CHP de olduğu gibi ilkelerden ödün verme ve çözümü kendi ilkelerinin dışında aramaya başlıyorlar.

Günümüzde küfürbazın, yolsuzun, hırsızın hedefine ulaşmasında ve alkış aldığı sırtlarının sıvazlandığı bir ortamda bu gibilerin çoğalması doğaldır.

Kirli siyasetin pirim yaptığı bir ortamda, temiz siyaseti sürdürmek isteyenlerin zorda kalmaları bundandır.

İşte ülkemin açmazları bundandır.

Hırsızlık, yalan, talan, yağma, din sömürüsü başta olmak üzere her türlü materyali kullanan ve kişiye göre yasalarla yukarda saydığımız konular yasal hale sokulmuştur.

Siyasetin en çirkin ve kirli suratı uygulanan yöntemlerle kendini gösterir.

Ülkem de artık “hedefe ulaşmak için demokrasi araçtır. Her yolu mubah görme adına giyilecek papaz elbisesi de; değişmedim geliştim” sözünün içindeki tutarsızlık bile yolsuzluğun ve hırsızlığın özenle uygulanmasının özeti değil mi?

Bugün CHP içinde kaynayan kazanın ateşini yakan bu ezilmişliğin çürümüşlüğün  “Artık yeter” içgüdüsel feryadı değil mi?

Muhalefet susma sustukça sıra sana gelecek “söyleminin anlamı ve özü iyice anlatılmadıkça ayağın baştan başın ayaktan haberi olmadıkça il, ilçe kasaba belde ve köy köy gezilerek bu olumsuzluklar halka anlatılmadıkça bir sonuç alınacağına ben şahsen inanmıyorum.

Bu günler de CHP’ de başlatılan başkaldırma ve arayışlarda bu olumsuzlukların durumu değil mi?

Sayın Kılıçdaroğlu tekrar genel başkan seçilecek ama bundan sonra Sayın Demirel’in Sayın Özal’a karşı yürüttüğü politika gibi olmalı.

Karşısında olan ve kendisine aday olan adayı destekleyen hiç birini partinin dışına itmemeli. Bilakis onlara daha fazla değer vermeli.

Hiç bir zaman köşke gitmemeli.

CHP AYDIN İL BAŞKANI KALINOMUZ

Barkan Kalınomuz il binasında yaptığı basın toplantısında gündeme ve parti içi sorunlara dikkati çekerek konuşmuş. Konuşmasının bir yerinde kendisinin merkez ilçe başkanı iken görevden alındığını ama CHP il başkanı olarak tekrar göreve geldiğini uzun uzun anlatıyor.

Ben bütün yüreğimle Sayın il başkanının yukardan bir emirle görevden alınmasın asla doğru bulmuyorum. Çünkü Kalınomuz delegelerin oyu ile il başkanı olmuştur. Yani seçimle gelmiş, giderse de ancak delegelerin hür iradesi ile gitmesi gerekir. Yoksa bir takım ayak oyunları ile gitmesi doğru değildir.

Ama buradan Sayın Kalınomuz’a soruyorum.

Sayın başkan Merkez ilçe başkanı Sayın Bayram İnci delegelerin oyları ile seçilmedi mi?

Hatta Sayın İnci’nin ilçe başkanı olması için elinden gelen katkıyı yapmadınız mı? Ama sonra Sayın İnci sizin dediğiniz yerde yürümediği için türlü ayak oyunları ile onu görevden aldırmadınız mı?

Olumsuz bir durumun kendisine yapılmasını istemeyen kişi bir başkasına haksızlık yapmamalı.

Bu yazımı yayına hazırlarken CHP il yönetiminden Sayın Bülbül’ün görevinden istifa ettiğini okudum. Süleyman Bülbül’ü pek tanımam ama arkadaşların anlattıklarına göre tutarlı duyarlı ve özverili bir solcu olduğunu çok duydum.

Böyle nitelikleri bulunan bir insanın il yönetiminden ayrılması il yönetimi için çok büyük bir kayıptır.

İstifaların arkasının geleceği söyleniyor. Tabi bu dışa karşı olumsuz bir görüntüdür. CHP’liler ülkemizin içine düşürüldüğü bu çıkmaz ve aşmazlara karşı bir ve bütün olacağı yerde, birbirinin altını oymaya çalışırsa, birbirinin aleyhine demeçler verirse olacağı budur.

Bu olumsuzluklara ve hüzünlü tabloya bakarak yüreğimizi karartmamalıyız.

CHP, bir ve beraber olarak kurultaydan güçlenerek çıkmalıdır. Kurultay’ın ülkeme ve CHP hayırlı olmasını dilerim.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.