Cumhuriyetin ilk fakültesi: DTCF

Şerif KUTLUDAĞ

-Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi-

Dün 14 Haziran idi.

Adını Atatürk’ün verdiği Türkiye Cumhuriyetinin ilk fakültesi

14 Haziran 1935’te kurulan DTCF’nin 87. kuruluş yıl dönümüydü.

1936’da 195 öğrenci ile eğitim öğretime başlamıştı.

DTCF Atatürk’ün isteği üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 2795 sayılı kanunla kurulmuştu.

Kuruluş amacı da: 1932’de Kurulan TDK-Türk Dil Kurumu ile TTK-Türk Tarih Kurumunun kuruluş gayelerini bilimsel araştırmalarla hayata geçirmek dünya kamuoyuna kabul ettirebilmekti.

Bilineceği üzere, Batı kamuoyu biz Türklerin Anadolu’ya 1071’de geldiği tezini her fırsatta işleyerek hem dünyaya hem de Türk çocuklarına kabul ettirmek istiyordu. Bu tezin kabulüyle Türk milletini zayıf düştüğü her durumda Anadolu’dan atmak için bu tezi bir gerekçe olarak diri tutmaya çalışıyordu.

Batı’nın bu tezine karşılık Atatürk’ün bizzat dile getirdiği savunduğu ve dünyaya kabul ettirmeye çalıştığı tezi ise; “Türk milleti olarak Anadolu’da bütün zamanlarda, vardık: 1071 ecdâdımızın Anadolu’ya ilk değil son gelişidir.”

İşte, Atatürk önderliğinde verilen Millî Mücadeleyle elde edilen zaferin haklılık payını bu görüş üzerine oturtarak bir uluslar ve ulus devletler çağı olan 20 yy’da vatandaşlarımıza Türk Milleti şuurunu vererek “Ne mutlu Türk’üm diyene!..” anlayışı etrafında bir ulus millet-ulus devlet oluşturma ülküsünü güdüyordu.

Fakültenin kuruluş gerekçesi şöyle belirtilmişti:

Hükûmet merkezimizde bir taraftan Türk kültürünü bilgi metodu ile işleyecek tetkik ve araştırma kurumlarına olan ihtiyaç, diğer taraftan orta öğretim kurumlarımıza ulusal dil ve tarihimizin bilimsel ve en yeni anlayışlarına göre hazırlanmış öğretmen yetiştirmek ve bugünkü öğretmenlerimizin bu yönden bilgilerini tamamlamak gereği, Ankara’da bir Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulmasını icâb ettirmiştir”.

6 Ağustos 2013’te kaybettiğimiz, Türk Dili ve Edebiyatı ile Kamu yönetimi mezunu, gazeteci, yazar, olan aynı zamanda TRT’de prodüktör, yapımcı/yönetmen, fotoğraf sanatçısı olarak çalışmış olan Servet Somuncuoğlu yaptığı çalışmalarla Moğolistan’dan Anadolu’ya kadar takip edip geldiği Tamgalarla onu takiben Prof. Dr. Ahmet Taşağıl ‘ın çalışmaları ve TRT AVAZ’daki Taş Mektuplar belgeselleri bir yerde Atatürk’ün yedi bin yıllık Türk Yurdu tezini de hayat geçirmiş oluyordu.

DTCF’nin şimdiki binası, ünlü Alman mimar Bruno J.F. TAUT tarafından 1937-1938 yıllarında projelendirilerek inşa edilmiş ve 1940 Kasım ayında öğretime açılmıştır.

Günümüzde DTCF 19 Bölüm altında 70 Anabilim ve 2 Anasanat dalının faaliyet gösterdiği, 3’ü İngilizce olmak üzere 44 bağımsız lisans programı uygulayan büyük bir akademik yapı özelliğini taşımaktadır.

1973-1977 arasında DTCF Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Türk Dili Kürsüsü’nde okuma şansına sahip oldum ben de…

Bizim neslin DTCF’ye gelen Anadolu çocuklarını akarsuya atılan birer yonga misali hayat ırmağı ülkemizin dört bir yanından alıp gelmiş ve DTCF’de buluşturmuş idi.

DTCF hem Cumhuriyetin ilk fakültesi olması, hem misyonu, hem de sosyal bilimler ağırlıklı bir yapısı olduğu için kuruluşundan bugüne kadar ülkemizde öne çıkan bütün siyasal hareketlerin de merkezi ola gelmiştir. Türk siyasi tarihindeki bütün siyasi yapılara eleman yetiştirmiş, bunun sonucunda da ülke yönetiminde her dönemde mutlaka DTCF mezunu kadrolar yer almıştır.

1948’de DTCF’den çıkarılan, Doç Dr. Behice Boran, Doç. Dr. Pertev Naili Boratav, Doç. Dr. Niyazi Berkes…

DTCF sürekli olarak her dönemde karşı dünya görüşlerini savunan öğrencilerin bir arada yaşadığı bir fakülte olma özelliğinden dolayı da karşıt görüşlülerin birbirini yakından tanıdığı bir fakülte özelliğine sahip olmuştur…

DTCF’de görev yapan tanınmış simalardan örnekler:

Şerif Onaran, Prof. Dr. Emre Kongar, Osman Yüksel Serdengeçti…

Prof. Dr. Halil İnalcık, Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Prof. Dr. Aydın Taneri, Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Prof. Dr. Saadet Çağatay, Prof. Dr. Kenan Akyüz, Prof. Dr. Hasan Eren, Prof. Dr. Tuncer Gülensoy

Şâir Ahmet Arif, şâir Ataol Behramoğlu…

Tiyatroda Murathan Mungan, Muhsin Ertuğrul, Sevda Şener, Metin And, Turgut Özakman, Nurhan Karadağ vb

1973-1974’te DTCF 1. Sınıf öğrencisi iken Devrim Tarihi dersimize de Prof. Dr. Afet İnan gelmişti…

Günümüzde de ülkemizin çeşitli üniversitelerinde DTCF kökenli çok sayıda bilim insanı görev yapmaktadır.

DTCF sadece bir fakülte bir okul da değildir: Her şeyiyle yeni bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti devletimizin yönetim merkezi ve Anadolu insanının iş ve aş bulmak için kopup geldiği yeni bir şehirdir. Bu özelliklerinden dolayı DTCF’ye okumaya gelenler aynı zamanda Türk devleti, Türk milleti için gönlünde taşıdığı büyük hayaller ve ümitlerle yurdun dört bir köşesine dağılmış adetâ oradan aldığı bilgi ve duyguları gittiği yerlerde insanımızın gönlüne ekmiştir.

Ne mutlu ki DTCF’de okumuşum… Ne mutlu ki yurdumun güzel gençleriyle aynı havayı solumuşum… Ne mutlu ki, Ankara’da yurdumun kavruk insanlarının tertemiz duyguları ve sevgilerinden beslenmişim.

Bu duyguların heyecanıyla “Ne mutlu DTCF’li olana!” derken;

DTCF’nin kurucusu da olan büyük ATATÜRK’ÜN işaretiyle:

“Hayatta en hakiki mürşîd ilimdir!..”

Yine onun sözünün gururuyla:

“Ne mutlu Türk’üm diyene!..”

SEVGİLERİMLE….

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.