Daha fazla çürümeden...

Nevzat ARSLAN

Dalından düşen bir meyve, sıkıştığı yerde bir süre canlılığını korur, daha sonra karıncalar, börtü böcek üşüşür, çürümeye başlar, çekirdekleri çürümezse, yeni bir filiz, yeni bir umut demektir.

Ülkemizde sosyal ve insani ilişkilerimizde bir bozulma, bir çürüme dönemi yaşıyoruz. Çat kapı misafirlikler çoktan bitti; artık köyde bile misafirliğe gitmek için telefon açılır oldu. Gençler köylerden uzaklaşıyor, şehirlerin kalabalığına karışıyor.

Kızların diline düşen şu tekerleme ise yürek burkuyor:

“Şehirde yaşarım,

Aç bile yatarım,

Camdan bakarım…”

Bu sözler, köyden kaçışın ve şehirdeki yalnızlığın acı bir özeti gibi…

Bireyselleştik, bencilleştik, içe kapandık, kutuplaştık. Kendimiz ile çevremizde böyle. Akrabalık, büyük, küçük, sevgi, saygı, şefkat değerlerimizi tüketiyoruz. Sokakta çocuk cıvıltıları yok. Aile mefhumunda büyük bozulmalar var. Cehalet, küstahlık, hadsizlik kol geziyor. Toplumun bir farklı aynası, Esra Erol ve Müge Anlı programlarında görülüyor, kadın veya erkek çocuklarını bırakıyor, başkasına gidiyor, yaptığından utanmıyor, höykürüyor.

Olan yarınlarımız olan çocuklara oluyor. Evlilik, sevgi ve saygı içinde yaşamanın yanı sıra üremek, ama nasıl üremek, bakacağı, seveceği, doyuracağı çocuklara, kol kanat gerip, eğitilip şefkat gösterebileceği evlatlara sahip olunmasıdır. Hangi ara böyle olduk?

Aydın 24 Haber yazarı, hemşerimiz, eniştemiz, duyarlı çevre gönüllüsü, ünlü uzman nörolog Dr. Metin Aydın hocamızın "Türkiye'de enflasyon ve pahalılığın, kişilerin davranışı ve ilişkilerinin toplumsal olaylar üzerine etkisi" yazısında yaşadığımız ekonomik sorunların toplumda yarattığı etkileri birey, aile, toplum ve sosyal düzeni, psikolojik, bilimsel, hatta tıbbi açıdan da değerlendirerek etkileşimlerini aktarmaktadır. Toplumda stres ve tükenmişlik sendromu ile ailede gerilim, boşanma, şiddet, çatışmalar, aldatmalar yanında komşuluk ve akrabalık hatta insani İlişkilerimiz de değişimler ve bozulmaların kökeninde enflasyon ve ekonomik sıkıntıların etkisini anlatıyor bize.

Değerli büyüğümüz, gazetemizin kıymetli yazarı Ali Aksüt hocamız, “Testi kırıldı, kantarın ayarı bozulursa kekik, keklik nostalji olur” diyerek uyarıyor.

Bu söz, Yörüklerin kadim çağrışımlarını hatırlatıyor bize:

Kekik, keklik olan yerde eğleşiverin, Saz, kaz, baz olan yerden geçiverin.

Bugün din, iman, mezhep diye nutuk atanlara sözümüz şudur: İslam’ın beş şartından biri olan zekâtı, herkes üzerine düşeni yerine getirseydi, bu ülkede yoksulluk kalır mıydı?

Geçen hafta 3-5 gün köydeydik. Komşu Ali Amca bizi zorla her gün biz yalnızız çocuklar diyerek kahvaltı ve akşam yemeğine çağırdı. Kârı-koca yalnız yaşıyorlar, çocukları dışarıda idi. Birlikte yedik, kahve içtik, sohbet ettik. Onlarla torun Efe'nin kaza yaptığına üzüldük, bir diğer Torun Ali Şevket'in tayinine sevindik. Yüreğimiz genişledi, mutlu olduk. Bir anlamda nostalji yaşadık.

Toplumda her alanda adalet, hak ve hukuk ilkesinin, yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsızlığı önem taşır. Enflasyon, ekonomik sıkıntı düzelebilir ama toplumsal çürüme yılların ardından ekonominin düzeliminden sonra ancak dönüşüm yoluna girebilir...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.