Darbe Günleri ve Yurdum İnsanı

Nevzat ARSLAN

Halkımız darbe sonrası Demokrasi Nöbeti diyerek meydanları beklemekte.

Yaklaşık 60 bin kişinin görevden alındığını, 10 bin kişiye yakın tutuklu olduğundan söz edilmekte. Asıl olan artık acilen normal yaşama dönülmesidir. Bazı vatandaşların meydanlarda ellerinde sopalarla beklediği anlatılmakta ki, bu tırajı komik bir vakadır.

**

Darbeler yıllarca sol kesimin üzerinden buldozer gibi geçer.                                                   

12 Mart 1971 Muhtıra döneminden…

Uğur Mumcu bir yazısında, halk türküsünden aldığı "soldan sağa salla bayrağı düşman üstüne"  bölümü yüzünden, “Sağdan sola değil de niye soldan sağa salla?” diye sorulan duruşmada komünist düzenin getirilmesi taraftarı olduğu kanısına varılır ve mahkûm edilir.

Yine Uğur Mumcu’nun ünlü Sakıncalı Piyadesinden…

Osman Arkış, Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan ile birlikte ölüm cezasına çarptırılmıştır. Baba Emekli Albay Mehmet Arkış, cezaevinde oğlunu ziyaret eder ve ona teselli anlamında, yüreklendirici sözler söyler. Bunu gören üsteğmen, babayı sıkıyönetim savcılığına şikayet eder. Suçu ise, 12 Mart Muhtırasına küfür etmektir. Ancak tanık sorunu vardır. Cezaevindeki erlerden birini tanık gösterirler ama tanık erler bir türlü muhtıra sözcüğünü söyleyemezler. Er ve yargıç arasındaki konuşma şöyledir.

-Sen duymuşsun, bu sanık, neye küfretti?

-Muhtara komtanım.
-Hangi muhtara?

-Bizim muhtara.

Erin yaptığı bu tanıklık kabul edilir...

O günlerdeki aramalarda bir sıkıyönetim görevlisi,                                                                                                       

«V.İ. LENİN» biçiminde yazılan Lenin'in adını taşıyan bir kitabı görünce:
— "Yaz oğlum, Altıncı Lenin..." demişti.

O günlerde bu olay dilden dile dolaştı.                                                                                     

Bu arada Dr. Ernesto Che Guevera'nın fotoğrafını, bir hafif müzik sanatçısına benzeten bir başka iyi niyetli görevli de, bu suç kanıtına el koymak isteyen bir onbaşıyı şiddetle azarlamıştı.

*

Kiralık evimizin duvarına, çalıştığım 1979-80 yıllarında geceleri gençler tarafından yazılar yazılıyor, ertesi gün zabıta bitiveriyor, sildirmemizi istiyordu. Öldüyse Allah rahmet eylesin! Deli dolu “Dayı” lakaplı bir boyacı vardı. Ara sıra para verirdik. Duvarı siler, boyardı. Arada bir o da yazardı. “Kahrolsun Faşizm” diyerek,  birkaç gün sonra boyamaya gelirdi.  Bir defasında kıyak kafa ile  “Yaşasın Faşizm” diye de yazmış, hepimizi güldürmüştü.

12 Eylül Darbesi gecesinde çalıştığım kurumun önemi ve görevim nedeniyle beni uyandıramayan askerler, merdiven dayayarak açık pencereden bir arkadaşı eve sokmuşlardı. Yeni dalmıştım ki, gecenin ikisinde ne yalan söyleyeyim hırsız girdi diyerek çok korkmuştum. 12 Eylül darbesinde adaletli olmaya çalışıldığını,  bir soldan,  bir sağdan asmaya başlayarak dengeyi sağladıklarının anlatılması da hafızalardadır. 

*

15 Temmuz darbe girişiminin ardından OHAL ilan edilmesiyle birlikte vatandaşlar, ellerinde FETÖ bağlantılı kitap ve yayınları çöpe atmaya başladı. Bazı şehirlerde, örneğin Alaşehir Belediyesi temizlik işçileri ilçenin muhtelif yerlerinde kimliği belirsiz kişi veya kişilerce çöpe atılan çok sayıda FETÖ/PDY ait kitap, CD, kaset ve yayınla karşılaşır. Kısa bir süre sonra olay yerine gelen zabıta ekipleri, FETÖ yayını kitapların arasında ayetler, Elif Ba’lar ve Arapça duaların yer aldığı kitaplara da rastladı. Panik ve endişeyle atıldığı tahmin edilen yazılı yayınlar arasında Kur'an-ı Kerim'e ait ayetlerin de bulunması görevli personel ve vatandaşların tepkisini çekti.

Korku dağları sarınca, kutsallarının dahi çöpe atılması düşündürücü…

Tarih yazacaktır yaşanan ve de yaşanacakları…

Meydandaki vatandaşın elindeki kısa bir sopa dikkat çeker. Vatandaş durumu açıklar. “Darbe oluyor denilince bahçedeki bizim ineğin kazığını söktüğüm gibi koşup geldim.”

Aklımıza geliverdi, 28 Şubatta bir siyasetçimize söylenen yağlı kazık sözü acı da olsa gülümsetti bizleri…

Hürriyet Gazetesinden Ahmet Hakan, artık Atatürk’ü çok seviyor.

Atatürk resimlerinden dahi uzak duranların tornıstanını da izledik.

15 Temmuz darbe girişimi bir kez daha gösterdi ki;

Atatürk Türkiyesinde Laikliğin öneminin hafızalara kazınması gerekliliğini…             

Boşuna değilmiş Laiklik elden gidiyor diye endişe etmek…

Laiklik, dinsizlik diyenlere sözümüz;

Namaz kılıyor, alnı secdeye varıyor,  denenlerin neler yaptıklarını milletçe gördük...

Gündelik yaşamda da öyle değil mi?

Her sakallı da dedemiz değilmiş…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.