Kendi kendime sık sık şu soruyu sorarım:
“Bu ülkede gerçekten bir sağcı siyasal parti kurulsa nasıl olur?”
Bu partinin tüzüğüne ne yazdığımızın hiçbir önemi yok.
Kimse okumuyor, zaten...
Biz bırakalım tüzüğü, programı da sahada yapacağımız etkinliklere bakalım.
Acaba diyorum hep;
CHP’ye saldırmadan, CHP üzerinden “tek parti yönetimi” söylemiyle yola çıkmadan; kurtuluş ve kuruluş yıllarındaki Kuvva-i Milliye ruhuna, Cumhuriyet’in temel ilke ve devrimlerine yönelik yalan ve iftiralar üretmeden siyaset yapsak nasıl olur?
Atatürk’ün adını anmaktan kaçınıp, özünde ona duyulan karşıtlığı gizlemek için İsmet Paşa’yı hedef tahtasına koymasak; tarihi, ideolojik hesaplaşmaların aracı hâline getirmesek…
Diyorum ki; bu şartlarda ne kadar, yüzde kaç oranında oy alabiliriz?
Acaba parlamentoya milletvekili göndermeyi başarabilir miyiz?
Evet, başlıkta da dile getirdiğim üzere, Demokrasi bir kültürü barındırır, özünde...
Konuyu biraz açalım:
Başkalarına zarar vermeyecek şekilde fikir ve düşünce özgürlüğünü, çoğunluk iradesine uyulurken onun yanında çoğulculuğun gereği olarak azınlıkları da görüp, onlara saygı duymayı, haklarını korumayı, onlarla uzlaşmayı ve anlaşmayı ancak ve ancak demokrasi kültürü ile mümkün kılabiliriz.
Bu kültürünün oluşumunda demokrasinin temel değerleri olan özgürlük, eşitlik, adalet, hoşgörü ve farklılıklara saygının önemli bir yeri ve işlevi vardır.
Toplumsal yaşamın süjeleri olan bireylerin demokrasinin temel değerlerini benimsemesi ve bu değerleri yaşam biçimi hâline getirmesi ile demokrasi kültürünün oluşması sağlanır.
Bu değerler sayesinde demokratik sistem daha sağlıklı bir şekilde işler.
İnsanlar temel haklar bakımından gerektiği kadar eşit ve özgürdürler.
Eşitlik, sosyal yaşamda bireyler arasında haklar ve olanaklar bakımından ayrım gözetilmemesi ve var olan ayrımların kaldırılmasını isteyen temel ilkedir. Tüm insanların aynı hak ve özgürlüklere sahip olması eşitlik ilkesinin temel dayanağıdır. Kısacası torpil, kayırmacılık ve liyakatsizlik yoktur.
Demokrasinin olmazsa olmaz bir diğer prensibi özgürlüktür.
Özgürlük, her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumudur.
Demokrasinin başlıca değerlerinden biri olan özgürlük, bireye seçme hakkı sağladığı gibi sorumluluk da yükler.
Bu sorumluluk, bireyin kendi özgürlüğü için başkasının özgürlüğünü çiğnememesini gerektirir.
Aşık Veysel Şatıroğlu, dünyayı ve insanlığı görmeyen gözleriyle görmüş; “Beni Hor Görme Kardeşim” adlı eserinde, insana ve insanlığa dair derin bir hakikati şu dizelerle dile getirmiştir:
Beni hor görme kardeşim
Sen altınsın ben tunç muyum
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım
Ne var ise sende bende
Aynı varlık her bedende
Yarın mezara girende
Sen toksun da ben aç mıyım
Kimi molla kimi derviş
Allah bize neler vermiş
Kimi arı çiçek dermiş
Sen balsın da ben cec miyim
Topraktandır cümle beden
Nefsini öldür ölmeden
Böyle emretmiş yaradan
Sen kalemsin ben uç muyum
Tabiata Veysel aşık
Topraktan olduk kardaşık
Aynı yolcuyuz yoldaşık
Sen yolcusun ben bac mıyım"