İzmir’in Tire ilçesinde yarım asrı aşkın süredir hasır dokumacılığı yapan Zuhal Narin, kaybolmaya yüz tutan geleneksel zanaatı ayakta tutabilmek için mücadelesini sürdürüyor. Boynuyoğun köyünde doğup büyüyen Narin, henüz 10 yaşındayken annesinin yanında küçük hasır tezgahlarında mesleğe adım attı.
Çocukluk yıllarını tezgah başında geçirdiğini anlatan Narin, bugün Tire’deki atölyesinde büyük hasırların yanı sıra seccade, çanta, Amerikan servisi ve sandalye gibi birçok ürün üretiyor. Geleneksel el sanatını modern ihtiyaçlara uyarlayan Narin, doğal hasır ürünlerin geçmişte evlerin vazgeçilmez bir parçası olduğunu söyledi.
Hasırın sağlık açısından önemli bir doğal ürün olduğunu vurgulayan Narin, plastik ürünlerin yaygınlaşmasıyla birlikte geleneksel kullanımın azaldığını belirtti. Narin, “Eskiden halı yokken hasır vardı. Yemek orada yenir, orada uyunurdu. Halıların altına izolasyon olsun diye serilirdi. Ne nem geçirirdi ne de rutubet. Şimdi plastikleri çıktı, renkli ve ucuz ama buz gibi ve sağlıksız. Bizim hasırımız mikrop barındırmaz, kir tutmaz. Biz doğallığı bıraktık, hastalıklar çoğaldı” dedi.
Bir dönem Boynuyoğun köyündeki hemen her evde hasır tezgahı bulunduğunu anlatan Narin, bugün ise mesleğin yok olma noktasına geldiğini ifade etti. Usta-çırak ilişkisinin giderek zayıfladığını söyleyen Narin, kendi çocuklarının da farklı sektörlere yöneldiğini belirtti.
Halk Eğitim Merkezi bünyesinde kurslar vererek mesleği yeni nesillere aktarmaya çalıştığını anlatan Narin, gençlerin başlangıçta büyük ilgi gösterdiğini ancak devamlılığın sağlanamadığını dile getirdi. Mesleğinden gurur duyduğunu ifade eden Narin, “Gençlerin bu işi sadece bir hobi olarak değil, meslek olarak yaşatmasını temenni ediyorum. Dileğim, bu güzelliğin bizden sonra da yaşaması ve yeni nesillere aktarılmasıdır” diye konuştu.