Doksanlık bir ülkü çınarı: Bir alperen

Efendi BARUTÇU

Aşağıdaki fotoğrafta sağımda oturan muhterem büyüğümüz Tosyalı Alperenlerden Hacı Ali Yılmazbilen ağabeydir. Yaşı doksana dayanmış durumda ama maşallah zihni berrak imanı kavi gerçek bir ülkü çınarı. Dün kendisini Ankara’da oğlu Ziya Bey’in işyerinde ziyaret ettim. Kendileri ile uzun yıllardır bayramlarda kandillerde telefonla görüşürüz, yıllar önce bir gün eşimle beraber Tosya’daki hanesinde de ziyarete gitmiştik ve bizi misafir etmişti.

Sizlere öncelikle ‘Tosyalı Alperenleri’ kısaca tanıtmam lazım. Kastamonu’nun Tosya ilçesinde Türklüğü ve Müslümanlığı ile iftihar eden imanlı ve vatansever hayır hasenat sahibi bir esnaf grubu. Bir kısmı Kastamonu’da yaşamış maneviyat önderlerinden Mehmet Fevzi Efendi’nin sohbet halkasından, bir kısmı da yine Tosya da yaşamış Recep Ese Efendi’nin sohbet halkasından. İkinci fotoğrafta grup halinde gördüğünüz aksakallılar bahsettiğimiz Tosyalı Alperenlerden hayatta kalanlardan bir kısmı. İçlerinde Ömer Tekeli büyüğümüzde geçtiğimiz haftalarda ahiret yurduna göçtü. (Allah rahmet eylesin)

Bu insanlar 1970li yıllardan itibaren yukarıda zikrettiğimiz maneviyat önderlerinin de işaretleri doğrultusunda Ülkücü Milliyetçi Hareketin saflarında maddi manevi hiçbir fedakarlıktan kaçınmaksızın yer almışlardır. O yıllarda birçoğumuz gibi onların nezdinde de Milliyetçi Hareket herhangi bir siyasi parti değil bütün kutsallarımızı yüklediğimiz bir iman hareketiydi. Bu insanlar merdin dayanıp namerdin kaçtığı 12 Eylül Askeri Darbesinden sonra da Ülkücü Harekete ve hareketin liderine bağlılıklarını hiç tereddütsüz devam ettirmişlerdir. Nitekim Mamak’ta yapılan Ülkücü Kuruluşlar Davası duruşmalarına bir heyet halinde katılmakla kalmayıp aralarında temin ettikleri imkânlarla muhtelif cezaevlerinde yatan ihtiyaç sahibi ülkücü gençlerimize harçlıklar göndermek âlicenaplığını da göstermişlerdir. Gönderilen harçlıkların miktarından ziyade, o zor yıllarda birçok insanın ülkücülerle selamı sabahı kestiği bir zaman da ptt’ye gidip kendi isimleriyle havaleler yapmış olmaları bu âlicenaplığın bir göstergesidir.

Hacı Ali ağabey anlatıyor: “Muhterem Mehmet Fevzi Efendi’nin temel düsturları muhabbet-i milliye, sadakat-i vataniyye, mefahir-i diniyye idi (Türk milletine duyulan derin sevgi, vatana yüksek sadakatle bağlılık, yüce dinimiz İslam ile iftihar edip onun gereklerini hayatımız da hâkim kılmak.) Bu inançları doğrultusunda bizlerin Ülkücü Milliyetçi Hareketin saflarında yer almamızı ve Ülkücü Gençliğe sahip çıkıp maddi manevi her konuda desteklememizi işaret buyurmuşlardı.

1976 yılında Mehmet Fevzi Efendi ile beraber ben ve Ömer Tekeli hacca gitmiştik. Merhum Türkeş Bey’de haç farizesini ifa için oradaydı Mehmet Fevzi Efendi’yi de bulunduğu evde ziyaret etmişti. Türkeş Bey’i 1978 de Tosya’ya geldiğinde geçtiğimiz günlerde rahmetli olan Ömer Tekeli’nin evinde misafir etmiştik.

Bendeniz daha sonra Tosya MHP İlçe Başkanlığı yaptım. O dönemde Yozgat’taki, Erzurum’daki, Ankara’daki daha doğrusu Türkiye’nin her yerinde ki yürüyüşlere mitinglere bizlerde iştirak ediyorduk. Soğuk bir kış günü Erzurum’dan dönerken otobüsümüz taşlanır endişesi içindeyken buz gibi ayazda sabah namazı için abdest alırken aklıma Tosya’da ki bazı insanlar geldi oh dedim biz burada soğuktan titreşirken şimdi onlar sıcacık evlerinde sıcak suyla abdestlerini alıp namazlarını kılacaklar ama inşallah bizim de bu hizmetlerimiz Allah indinde makbul olacaktır.

12 Eylül Askeri Darbesi olunca esnaf arkadaşlarımızla toplanıp bir şeyler yapmamız gerektiği kararına varduk. Bir heyet halinde birkaç kez Ankara’ya gidip Türkeş Bey’i ziyaret etmek istedikse de sıkıyönetim engelini aşamaduk. Tosya’ya geri döndük. Daha sonra MHP ve ülkücü kuruluşlar davası duruşmaları başlayınca her seferinde geceden yola çıkıyor çoğu zaman sabah namazını Mamak da kılarak duruşmalara katılıyorduk.

Bir süre sonra Türkeş Bey’in Mevki Askeri Hasta hanesine yatırıldığını öğrendik. Güzel bir tevafuk Türkeş Bey’in tedavi olduğu bölümde bizim Tosyalı bir hastabakıcı varmış. Türkeş Bey’e kendisinin Tosyalı olduğunu yakın günlerde Tosya’ya gideceğini bize iletmek istediği bir haber varsa götürebileceğini söylemiş.  Türkeş Beyin bir mektubunu bize getirmişti ayrıca “Hacı Abi siz uygun zamanda gelirseniz ben sizi görüştürürüm” demişti. Nitekim daha sonrasında Mevki Hasta hanesine gettüğümüzde de şu anda ismini hatırlayamadığım hemşehrim vasıtasıyla Türkeş Bey’le görüşebülmüştük.

Türkeş Bey cezaevinden tahliye olduktan sonrada kendisini her vesileyle Oran’daki evinde, dinlenmek için gittiği Pamukkale’de, İzmir Gümüldür’de ziyaret etdük. Vefatına kadar hiç irtibatımızı kesmedük.

Bizim siyasetten dünyevi bir beklentimiz yoktu sadece Allah rızası için yüce dinimiz İslam’a çok büyük hizmetler etmiş Türk milletinin maddi manevi yönden yeniden ayağa kalkıp Türk-İslam Dünyasının, hatta bütün insanlığın, saadet ve selametini sağlayacak bir güce ulaşması içindü. Bu yüce gayeyi de Türk-İslam Ülkücülerinin gerçekleştireceğine Mehmet Fevzi Efendi’nin işareti doğrultusunda inanmışduk. Hala da bu inancımız devam ediyor. Cenab-ı hak yüce milletimize inşallah büyük görevler yapma güç ve imkanını verecekdür ve bu işin öncüsü de ülkücüler olacakdur.

Bunun vakti zamanı vardır sabır ve sebatla hizmete devam etmek ve o günlere hazır olmak lazumdur. Çok ihatalı düşünmek zorundayız.  Yola çıkan yağmurla da karşılaşır çamurla da karşılaşır yolun yokuşu da olur inişi de virajı da olur sabretmek lazumdur. Bazıları armudu dikip gölgesine oturuyorlar bu böyle olmaz.

 “Bizim esas gayemiz fikrimizin iktidarı ve milletimizin tarih şuuruna sahip, büyük geleceğine inanmış kadrolar yetiştirmekdür.”

Aynı fotoğrafta sol tarafımda oturan Mehmet Oruç Bey’de Tosya’da 1994 de MHP’den belediye başkanı seçilmişti. Merhum Türkeş Bey’in Tosyalı Alperenlere muhabbetinin ve birbirlerine olan teklifsiz yakınlığının bir hatırasını şöyle nakletti: “Merhum Türkeş Bey 1994 senesinde belediye başkanlığını kazandığımızda Tosya’ya gelmişti başkanlık odasına çıkar çıkmaz sağına soluna baktı Hacılar nerde! Diye sordu biz telaşla aşağıya koştuk meğer emniyet mensupları güvenlik gerekçesiyle Hacıların yukarıya çıkmasına mâni olmuşlar. Derhal yukarı salona aldık Türkeş Beyle kucaklaştılar oturdular içlerinden merhum Hacı Ömer Arpacı cebinden bir avuç leblebi şeker çıkarıp Türkeş Bey’in cebine aktardı ‘Efendüm ev şenlüğü yaparsunuz’ dedi.”

Hacı Ömer Arpacı Amca esnafmış bazan dükkânın kapısına ‘Ömer gurbette’ yazısı asarmış. Herkes bilirmiş ki Hacı Ömer Arpacı Mamak Duruşmalarına gitmiştir. Dükkanına gelen herkese sobanın üzerinde sürekli kaynayan ıhlamurdan ikram etmeden bırakmazmış. Gitmek isteyene ‘Dur oğul kır çiçeği içmeden seni göndermem ‘dermiş. 

Hacı Ali Yılmazbilen Ağabeyle tekrar görüşmek üzere vedalaşırken daha önceleri söylediğim gibi tekraren: “Hacı Ağabey sizler ayrı ayrı saygı değer insanlarsınız, bizim şahsınıza ve Tosyalı Hacılar Grubuna hürmet ve muhabbetimizin sebeplerinden biri de 12 Eylül 1980 öncesi ve sonrası Ülkücü-Milliyetçi harekete hizmetleriniz, destekleriniz, davamıza sadakatiniz ve gayretinizden dolayıdır. Hakkınızı helal ediniz.”

    

 

 

     

        

    

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.