Dört gün!
Sadece dört gün...
10 Ağustos'ta TBMM kürsüsünde AK Parti sıralarına dönerek kürsüyü yumruklayan, milletvekillerinin gözlerinin içine baka baka “ihanet”, “teslimiyet” ve “teröre taviz” ifadelerini kullanan İYİ Parti Aydın Milletvekili Ömer Karakaş, 14 Ağustos'ta AK Parti rozetini taktı.
İşte bütün mesele burada başlıyor.
10 Ağustos'ta “İkinci ihanet açılım sürecini başlatıyorsunuz” dediğiniz partiye dört gün sonra nasıl katılırsınız?
“Damat Ferit gibi tarihin utanç sayfasında anılacaksınız” dediğiniz milletvekilleriyle nasıl aynı sıralarda oturursunuz?
“Teröre taviz veriyorsunuz” dediğiniz siyasi anlayışın parçası olmak için ne değişti?
Türkiye mi değişti, AK Parti mi değişti, yoksa siz mi değiştiniz?
Çünkü 10 Ağustos'ta söyledikleriniz Meclis tutanaklarında duruyor. Kameralar kaydetti, millet duydu. O sözler dört günde buharlaşmadı.
Siyasette fikir değiştirmek elbette mümkündür. İnsan dün savunduğu bir düşüncenin yanlış olduğunu fark edebilir. Ancak bunun bir açıklaması olur.
Çıkarsınız, “Yanılmışım” dersiniz.
“Fikrim değişti” dersiniz.
“Şu gelişmeler beni ikna etti” dersiniz.
Ama dün “ihanet” dediğiniz yapıya bugün hiçbir şey olmamış gibi katılırsanız, kamuoyunun sormaya hakkı vardır:
Dört günde ne değişti Ömer Karakaş?
SİYASİ VALİZİNDEKİ SON DURAK AK PARTİ
Ömer Karakaş’ın siyasi geçmişine baktığımızda, parti değiştirmek onun için yeni bir durum değil. 1997-2011 yılları arasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin özel kalem müdürlüğünü yürüttü. O dönemde Aydın’dan aday adayı olmasına rağmen, 14 yıl boyunca yanında durduğu Bahçeli tarafından aday gösterilmedi. Ardından MHP içindeki muhalif harekette yer aldı ve 2017’de partisinden ayrıldı. İYİ Parti’nin kuruluşunda aktif rol üstlendi. 2023 seçimlerinde Meral Akşener’in kontenjanından Aydın milletvekili adayı gösterildi ve seçildi. Bugün ise AK Parti saflarında siyaset yapıyor.
Aydın'a gelince...
Karakaş'ın Aydın siyasetindeki hikâyesi de ayrıca sorgulanmalı.
Aydın'la geçmişe dayalı bir bağı bulunmadığı halde, Aydın milletvekili adayı gösterildi. Eşinin Kuyucaklı olması dışında şehirle güçlü bir bağının bulunmadığı yönündeki eleştiriler nedeniyle kendisine “Sivaslı Ömer” denildi.
Oysa Aydınlı olmak nüfus kâğıdındaki adresle ölçülmez.
Bu şehrin sıcağını, yağmurunu, tarlasını, pazarını, incirini, zeytinini, kestanesini, esnafını ve çiftçisini bilmek gerekir. Cenazesinde saf tutmak, düğününde yanında olmak, mahallede vatandaşın derdini dinlemek, esnafın kepengini açarken selam vermek gerekir.
Kısacası Aydın'dan aday gösterilmek başka şeydir; Aydın'ın vekili olmak başka şeydir.
İYİ Parti tabanı ise bütün bu tartışmalara rağmen Karakaş'ı bağrına bastı. Çalıştı, destek verdi, oy verdi ve Meclis'e gönderdi.
Peki karşılığında ne gördü?
30 MİLYON LİRALIK SORU
2024 yerel seçimleri öncesinde İYİ Parti’de Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Bekir Aydın, Gülizar Şengül Peçen ve Hüseyin Turgut aday adaylıklarını açıkladı. 23. Dönem Aydın Milletvekili Recep Taner ise Efeler Belediye Başkan adaylığı için il başkanlığından istifa etti. Dr. Orkan Pehlivan da Efeler Belediye Başkan aday adaylığını duyurdu.
Bu süreçte Ahmet Ertürk il başkanı oldu ve Recep Taner’in adaylığının önü kesildi. İYİ Parti Aydın siyasetinde belirleyici isim artık Ömer Karakaş’tı. Karakaş’ın seçim stratejisi Ahmet Ertürk’ün desteğini de alınca, aday adaylarıyla yapılan görüşmelerde “Büyükşehir adaylığı için 30 milyon lira lazım” sözleri dile getirildi ve bu şekilde aday adaylarının önü kapatıldı.
Sonuçta Özer Kayalı Aydın Büyükşehir Belediye Başkan adayı, Fatih Atay ise Efeler Belediye Başkan adayı olarak belirlendi.
Sandık kuruldu, sonuçlar açıklandı. İYİ Parti’nin Aydın’daki oyları 101 binden 30 bine düştü; yaklaşık 70 bin oy kayboldu. Bu oyların büyük kısmı, “AK Parti kazanmasın” düşüncesiyle CHP’ye yöneldi ve Özlem Çerçioğlu seçimi kazandı. Zaten planlanan da buydu.
Ancak sonrasında, Ömer Karakaş ve dönemin İl Başkanı Ahmet Ertürk, sanki kendi zaferlerini kutluyormuş gibi Çerçioğlu’na “hayırlı olsun” ziyaretinde bulundu.
Oysa gerçek çok açıktı:
İYİ Parti kaybetmişti.
CHP kazanmıştı.
Ve ironinin en keskin noktası, 14 Ağustos 2025’te Özlem Çerçioğlu’nun AK Parti’ye geçmesi oldu. Yani İYİ Parti’nin kaybı, CHP’nin kazancı değil; aslında AK Parti’nin gelecekteki kazanımıydı.
İYİ Parti’nin tabanı, kendi oylarının CHP’ye taşınmasını sessizce izlerken, sonuçta AK Parti’nin hanesine yazılan bir güç transferiyle karşı karşıya kaldı.
DÜN “İHANET” DEDİĞİ YERDE BUGÜN
Ve şimdi aynı siyasi hikâyenin başka bir perdesindeyiz.
Ömer Karakaş AK Parti'de.
Dün AK Parti'ye “ihanet” diyordu.
Bugün AK Parti rozeti taşıyor.
Dün AK Parti milletvekillerini Damat Ferit'e benzetiyordu.
Bugün aynı milletvekilleriyle aynı siyasi çatı altında.
Dün “teröre taviz” diyordu.
Bugün o politikayı savunan hükümetin partisinde.
İnsan elbette fikir değiştirebilir.
Ama böylesine keskin bir değişimin hesabı kamuoyuna verilmelidir.
AK PARTİ’YE ŞAŞIRIYORUM
Ömer Karakaş’ın AK Parti’ye geçmesine şaşırmadım. Ama beni şaşırtan, AK Parti’nin bu transfere neden ihtiyaç duyduğudur.
Aydın’da yıllardır bu parti için çalışan insanlar var. İl- ilçe teşkilatlarında, mahallelerde, gençlik ve kadın kollarında… Seçimden seçime değil, her gün sahada olanlar. Şimdi onların karşısına, dört gün önce AK Parti’yi ağır sözlerle eleştiren bir milletvekili çıkarılıyor.
Soru basit:
Kendi kadrolarınıza güvenmiyor musunuz?
Yıllardır emek verenlere söyleyecek sözünüz nedir?
Ömer Karakaş size gerçekten ne kazandıracak?
Ve en önemlisi:
Bunun maliyeti ne olacak?
TAŞIMA SUYLA DEĞİRMEN DÖNMEZ
Aydın’ın sözü nettir:
“Taşıma suyla değirmen dönmez.”
Öyleyse soruyu doğrudan soralım:
Taşıma vekille AK Parti Aydın’da döner mi? Başka partilerden getirilen isimlerle teşkilat güçlenir mi? Yıllardır emek veren kadroların önüne dışarıdan takviye konduğunda parti büyür mü?
Daha büyük soru ise şudur:
Kendi kadrolarınıza neden güvenmiyorsunuz? Eğer güveniyorsanız, neden sürekli dışarıdan takviye arıyorsunuz?
Ve Ömer Karakaş…
Sizin de cevaplamanız gereken iki soru var:
10 Ağustos’ta “ihanet” dediğiniz neydi, 14 Ağustos’ta ne değişti? Türkiye mi değişti? AK Parti mi değişti? Terör politikası mı değişti? Yoksa yalnızca siyasi adresiniz mi değişti?
Aydın’ın bugün sorduğu soru bu yüzden çok basit:
“Dört günde ne değişti?”
Ben bu soruyu yıllar önce de sormuştum. 2024’te kaleme aldığım “Rant Kardeşliği” yazımda, “Özer Kayalı ve Mehmet Fatih Atay’dan kaç milyon aldınız?” diye seslenmiştim. Hâlâ cevap alamadım. Bugün de aynı noktadayız:
Kaç milyon aldınız?
"RANT KARDEŞLİĞİ" BAŞLIKLI KÖŞE YAZISI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ