Faytonculuk zanaatı usta yetişmemesi nedeniyle yok oluyor

Türkiye’de bir dönemin en gözde ulaşım araçlarından olan faytonlar, usta yetişmemesi nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Ahşap, demir ve derinin ustalıkla buluştuğu bu tarihi zanaat, bugün ülke genelinde çok az sayıda usta tarafından sürdürülüyor. İzmir, Akhisar ve Büyükada’daki son atölyeler ise kapanma riskiyle karşı karşıya.

Halk arasında basit bir marangozluk işi olarak bilinse de fayton üretimi, yüksek mühendislik bilgisi gerektiriyor. Gövdede darbe emici özelliğiyle bilinen dişbudak ağacı, tekerlek parmaklarında ise yüksek dirence sahip gürgen kullanılıyor. Tekerleklerin dışa eğimli yapısı, yani kamber açısı sayesinde yük aksın en güçlü noktasına aktarılıyor ve viraj güvenliği artırılıyor. Elde dövülen çelik makaslar yol sarsıntısını azaltırken, su geçirmeyen özel deri mekanizmalar ise günümüz açılır tavan sistemlerinin atası olarak kabul ediliyor.

BABA MESLEĞİNİ YAŞATIYOR

At arabacılığı ve atçılığın kendisine babasından miras kaldığını belirten Cem Kara Osman, çocukluğundan bu yana hayatında atların ve at arabalarının olduğunu söyledi. Babasının nakliyecilik, kum taşımacılığı ve bahçelerde çit sürme gibi işlerle uğraştığını ifade eden Osman, zamanla edindiği tecrübe ve merakı sayesinde fayton üretimi ve tamiriyle ilgilenmeye başladığını anlattı.

Hayvanseverlerin zaman zaman tepki gösterdiğini belirten Osman, bu durumun bilgi eksikliğinden kaynaklandığını savundu. Atların doğalarına ve kullanım amaçlarına uygun şekilde değerlendirildiğini vurgulayan Osman, günümüzde faytonların daha çok düğünler, sünnet törenleri, reklam çekimleri ve özel organizasyonlarda kullanıldığını ifade etti. Yaklaşık 15 yıldır Antalya’nın turizm bölgelerinde turist kafilelerine hizmet verdiğini belirten Osman, nal seslerinin insan üzerinde rahatlatıcı bir etkisi olduğunu ve bu deneyimin adeta terapi niteliği taşıdığını dile getirdi.

USTA EKSİKLİĞİ ÜRETİMİ BİTİRDİ

Mesleğin en büyük sorununun çırak yetişmemesi olduğuna dikkat çeken Osman, fayton yapımında profesyonel marangozluk, geleneksel demir dövme ustalığı ve torna bilgisi gerektiğini söyledi. Eskiden farklı kaplin sistemleriyle üretilen dingillerin bugün rulmanlı sistemlerle yapıldığını belirten Osman, teknik bilgi gereksiniminin arttığını vurguladı.

Türkiye genelinde bu işi yapabilecek usta sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini ifade eden Osman, Afyon ve Akhisar gibi bölgelerde birkaç ustanın kaldığını söyledi. Yaklaşık 20 yıl önce Türkiye’den dünyanın dört bir yanına fayton ihraç edildiğini hatırlatan Osman, talebin azalmasıyla üretimin durma noktasına geldiğini ve mesleği devralacak yeni bir neslin yetişmediğini dile getirdi.

YÜZ YILLIK PARİS FAYTONU YENİDEN HAYAT BULACAK

Osman, eline geçen tarihi bir faytonun hikâyesini de paylaştı. Yüz yılı aşkın süredir hizmet verdiği belirtilen faytonun dingil aksamında Paris ve Londra damgalarının bulunduğunu aktaran Osman, aracın Fransa’nın başkenti Paris’ten getirildiğini tahmin ettiklerini söyledi. Eski ustalardan edinilen bilgilere göre faytonun ilk olarak İzmir’de kullanıldığını, daha sonra İstanbul ve Büyükada’da film çekimlerinde değerlendirildiğini, ardından yeniden İzmir’e döndüğünü ifade etti.

Körüklü ya da kaput araba olarak bilinen ve üstü açılıp kapanabilen bu modelin “İzmir faytonu” olarak anıldığını belirten Osman, tarihi aracı baştan aşağı yenilemeyi planladığını söyledi.

Uzmanlar, bu köklü zanaatın yaşatılabilmesi için mesleki eğitim programları ve kültürel miras projeleriyle desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Aksi halde fayton ustalığı, Türkiye’de tamamen tarihe karışma riskiyle karşı karşıya kalacak.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Kültür Sanat Haberleri