Futbolda nereden nereye (Millî Takım ve Aydınspor Özelinde)

Şerif KUTLUDAĞ

2003 yılında Kore ile Japonya’nın ortaklaşa düzenledikleri Dünya Futbol Şampiyonasında Dünya 3. Olan A Millî Futbol takımızdan 2021yılı Haziran ayında başlayan ve halen devam eden Avrupa Futbol Şampiyonasında sadece bir gol atabilen bir takım kimliğiyle grup sonuncuları arasında bile -7 averajla en kötü olma konumunda kalan A Millî Futbol takımına gelindi…

Şimdi de gelelim Aydınspor’un geldiği noktaya!

4 Mart 1966’da 4 kulübün birleşmesiyle oluşturulan  Aydınspor’un simgesi 4 takımı da ifade etmesi için 4 yapraklı yonca olarak belirlenir.

1989-1990 da 1. Lig’e (şimdiki süper lig) çıkan Aydınspor. 26 Ağustos 1990 tarihindeki ilk maçında da Guus Hiddink’in çalıştırdığı Fenerbahçe’yi İstanbul’da 6-1 yener…  Sonrasını ne siz sorun ne ben yazayım!.. En son 2019-2020 sezonunda Aydın Süper Amatör Lig B Grubunda yer alarak ligi 5. Sırada tamamlar.

Şu anda profesyonel liglerde mücdele eden  “Aydınspor 1923” takımının ismi ise 200-2011sezonunda “Aydın Belediyespor”un adının değiştirilmesiyle oluşturulan yeni bir isim olarak spor kamuoyunda yerini alır…

Son yirmi yılda baştan başa modern stadyumlarla donatılan ülkemiz kendi içindeki gelişme sonucunda da Avrupa ülkelerinin üst liglerine  gönderdiği futbolcularla bu seneki Avrupa Şampiyonası öncesinde bizlere ne hayaller kurdurmuşlardı…Güya, şampiyonanın final adaylarından birisiydik; üstelik de iki maçımızı da kardeş ülkemiz Azerbaycan’da Bakü’de oynayacaktık… Gruptan çıkmak çantada keklikti de asıl önemli olan finalde kiminle karşılacaktık ve şampiyon olacaktık!..

Ha!  Bu arada Ergin Ataman yönetimindeki Efes Pilsen Basketbol takımımızın Avrupa Şampiyonu olduğunu hatırlayalım derim.

Yine daha birkaç gün önce A Millî Erkek Voleybol Takımımızın CEV Avrupa Altın Ligi’nde ikinci kez Avrupa Şampiyonluğunu yaşadığını da hatırlayalım derim…

Milletler Ligi Dörtlü Finale kalan Kadın Voleybol Takımımız da yarın 24 Haziran’da ABD ile oynayacak. Bakalım onların başarısı ne olacak…

Takım oyunlarının yanında ferdî olarak sayısız branşta elde edilen Dünya ve Avrupa Şampiyonluklarımızı da unutmamak gerekiyor:

Ör: Rıza KAYAALP grekoromen stil güreşte 10. Kez Avrupa Şampiyonu olurken 4 kez de Dünya Şampiyonu oldu.  Taha AKGÜL de yine 3 kez Avrupa bir kez de Dünya Şampiyonu oldu.

28 Mayıs 2021 ‘de Azerbaycan-Bakü’de, Ayşe Begüm ONBAŞI Aerobik Jimnastik Şampiyonasında Dünya Şampiyonu oldu…

29 Kasım 2020’de Kadın Ritmik Cimnastik Grup Milli Takımımız Ukrayna’da yapılan şampiyonada Avrupa Şampiyonu oldu.

13 Aralık 2020’de İbrahim ÇOLAK Avrupa Erkekler Artistik Jimnastik Şampiyonasında halka aletinde Avrupa Şampiyonu olur.

30 Eylül 2019’da Merve AZAK, Kazakistan’da yapılan Dünya Ümitler Judo Şampiyonasında Dünya Şampiyonu oldu.

Daha arada unuttuğumuz nice başarı elde etmiş sporcularımız vardır; İsimlerini tespit edemediğimiz için kendilerinden özür diliyoruz.

Şimdi “Nereden nereye?” dememek için spora bir bütün olarak bakmak gerektiği gerçeğini söylemek durumundayız. Fakat şu bir gerçek ki, dünyada futbolu yönetenler futbolun merkezine parayı yerleştirerek muazzam bir endüstri oluşturmuşlardır. Futbolun dışındaki sporlarda bunu oluşturma imkânı ve şansı yoktur. Bu noktada futbolun yalnızca futbol olmadığı gerçeğini bütün dünya bilmektedir.

Bir diğer husus da futbolun kitleleri uyuşturmak için bir aracı olarak kullanıldığı gerçeğidir. Franko’ya sen bu ülkeyi nasıl yönettin dediklerinde “Madrit’te 100 bin kişilik stadyum yaptırdım ve bir beşik gibi kullanarak halkı uyuttum” mealindeki sözünden şimdilerde dünyanın hemen her ülkesinde nice 100 bin kişilik stadyumlar/arenalar yerden mantar biter gibi yükseltilmişlerdir.

Ülkemizde Cuma, cumartesi, Pazar, pazartesi kupa maçlarıyla çarşambanın da devreye girmesiyle haftanın dört-beş günü futbol konulu maç yayınına diğer günlerde bunların ön ve son eleştirisine ayrılırken, gazetelerin her gün üç dört sayfasının futbola ayrılmasının takdirini siz değerli okurlarıma bırakıyorum.

Futbolun dışında elde edilen Avrupa ve Dünya Şampiyonlujlarının sadece birer haber değerinde; beş on dakikalık anlatımlarla geçiştirildiklerini dikkâte aldığımızda durumun vehametini bilmem ki anlatmaya gerek var mı!..

Gelelim yine Aydınsporumuza: Öyle ya “Futbolda nereden nereye?” demedik mi başlıkta?

1969-1970’te, Cihanoğlu Camii Bahçesinde yer alan  Aydın Vakıf Talebe Yurdunda kalarak Aydın Lisesinde okurken değişmeyen yegane eğlencemiz on beş günde bir, düz duvardan tırmanarak girdiğimiz Aydınspor’un maçlarını seyretmekti: O günlerdeki heyecanın bilmem ki tarifi mümkün müdür?

Kaleci Ekrem Al’ı hatırlarım o takımdan. Forvette Musa’yı, orta alanda bir yıl da Galatasaray’da oynayan Savaş’ı, sağ bekte oynayan Hakkı Aslan’ı, İlyas’ı hatırlarım… Ülkemizin seçkin il takımlarıyla olan maçlarda Aydın Stadyumunun her maçta salkım saçak doluşunu hatırlarım…

Bunca anlatımdan sonra “Futboldan Nereden nereye?” demekte haksız mıyım değerli okurlarım!..

Sevgilerimle…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.