Gediz Nehri üzerine yürütülen kapsamlı bilimsel çalışma, kirliliğin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. İzmir ve Manisa büyükşehir belediyelerinin ortak hazırladığı rapora göre nehirdeki kirlilik; su kaynakları, tarım arazileri ve İzmir Körfezi için ciddi risk oluşturuyor.
İZSU ile MASKİ tarafından yürütülen çalışmalarda, Gediz ve yan derelerinde her ay düzenli örneklemeler yapılıyor. İzmir’de 23, Manisa’da ise 36 farklı noktadan alınan numuneler akredite laboratuvarlarda analiz edilerek aylık raporlar hazırlanıyor.
Hazırlanan raporlara göre Gediz Nehri, 401 kilometrelik hattı boyunca sanayi, tarım ve evsel atıkların etkisini taşıyor. Özellikle azot ve fosfor değerlerinin tüm ölçüm noktalarında sınırların üzerinde çıkması, su kalitesinin “III. sınıf” yani kirli su seviyesine gerilediğini ortaya koydu. Ayrıca ağır metaller ve organik kirlilik göstergelerinde de ciddi artış tespit edildi.
Uzmanlar, kirliliğin yalnızca yüzey sularıyla sınırlı kalmadığını, en büyük riskin yeraltı sularında olduğunu vurguluyor. Yusuf Kurucu, yeraltı suyuna karışan kirleticilerin geri dönüşünün neredeyse imkânsız olduğunu belirterek, “Bu noktada artık bıçak kemiğe dayanmış durumda” ifadelerini kullandı.
Tarım alanlarında da risk büyüyor. Gediz suyunun sulamada kullanıldığı bölgelerde verim kaybı ve toprak bozulması yaşandığı belirtilirken, ağır metallerin bitkilere doğrudan geçebildiği uyarısı yapıldı. Özellikle Menemen Ovası gibi verimli tarım alanlarında çiftçilerin şikayetlerinin arttığı ifade edildi.
Raporda kirliliğin başlıca nedenleri arasında sanayi atıkları ilk sırada yer alırken, tarımsal gübre kullanımı ve arıtma tesisi yetersizlikleri de önemli etkenler arasında gösterildi. Uzmanlar, denetimlerin artırılması ve yeni arıtma tesislerinin devreye alınması gerektiğini vurguladı.
Gediz Nehri’nin iki farklı koldan Körfez’e ulaştığına dikkat çeken uzmanlar, nehirdeki kirliliğin doğrudan İzmir Körfezi’ni beslediğini ve bu durumun ekosistem üzerinde zincirleme etki yarattığını belirtti.
Önlem alınmaması halinde Gediz’in doğal nehir özelliğini kaybederek bir atık su kanalına dönüşebileceği uyarısında bulunulurken, hem kurumlara hem de vatandaşlara “ortak sorumluluk” çağrısı yapıldı.