Hırs ve sabır

Cevdet ŞAHİNOĞLU

19 Mayıs 1919 tarihinin 100. yılındayız...

Gaflet o kadar başını almış gidiyor ki? 

Üzerine giydiği, “hırs, nefret ve öfke…” elbisesiyle; 

Daha vahim bir yüze bürünüyor! 

İnancımız, “Kinin olduğu yerde din yoktur!” diyor! 

İnancımız, “Hırs gösteren mahrumdur, zarardadır” diyor! 

Kin ve Hırsta, “zulüm…” vardır! 

Onlar,  “zalimlerin elbiselerini…” giymiş olurlar. 

***                 *** 

Bütün bunları niye söylüyoruz? 

Son günlerde yine ayyuka çıkan, “Atatürk düşmanlığı…” 

İnancımız ne diyor? 

“Ölülerinizi hayırla yâd ediniz!” 

Bizlerde diyoruz ki, 

“Kahramanlarınızı öldürmeyiniz!” 

Geliniz, “19 Mayıs tarihinde…” Milli Mücadele günlerini konuşalım! 

“Gözümüzü, gönlümüzü, ufkumuzu, basiretimizi…” açalım! 

En büyük rahatsızlık nedir? 

“Gözlerin kör ve basiretlerin kapalı…” oluşudur! 

Söylerim sizlere, bu ülkenin “aydınlarına/ ziyalılarına/ ceditçilerine…” 

Şanlı tarihimizi, “tahrif etmeden…” anlatınız! 

Öyle bir anlatım dili kullanınız ki, 

“Yedi yaşındaki çocuktan 70 yaşındaki ihtiyarına kadar…” 

Akli, kalbi, vicdani bir uslupla; “gönüller evine…” bir hoşsedanız olsun! 

O seda da,  “aşkı, şefkati, merhameti…” besleyen bir tevazu, bir tebessüm… 

***                             *** 

Yıllar önce bu köşemizden seslenmiştik; 

“19 Mayıs’ta başlayan, 

“İstiklal Mücadelesi Tarihi…” 


Üzerinde, ‘kaç eser…’ kaleme alındı! 

Aklı başında, ‘kaç senaryo…’ hazırlandı! 

Kaç çizgi film ekranlara taşındı! 

Sıklıkla kullandığımız bir ifade vardır; 

“Geçmişe karşı unutkanız…” 

Söylerim sizlere, 

Geçmişi günümüze taşıyan; 

Eserler, senaryolar, çizgi filmler vs. 

‘Yetersiz…’ 

***                             *** 

O sebepledir ki, 

Artık, 19 Mayıs Tarihini ‘farklı kutlayalım’ diyoruz! 

Zenginleştirelim, Ufuklaştıralım, Gayeleştirelim, 

İlkeleştirelim, katılımcı bir ruhla, iradeleştirelim! 

***                 *** 

Anadolu! Ondaki, “fetih ve fütüvvet dilini…” 

Sadece oradaki ruhu yaşayarak özümseyebiliriz! 

Malazgirt’ten Kocatepe’ye; “asırların nurani iklimiyle…” yürüdük! 

Tarih, “bir milletin edep ve irfan dersidir!” 

Tarih, “başlıbaşına nasihattır!” 

Tarih,  “bu milletin hür yaşama iradesinin…” tescil belgeleridir. 

Şairimiz ne diyorlar; 

“Tarihin dilinden düşmez bu destan 

Nehirler gazidir, dağlar kahraman 

Her taşı bir yakut olan bu vatan 

Cen verme sırrına erenlerindir.” 


1699 ve sonrası… 

Ve özellikle de, “1744 tarihinden itibaren…” 

Kutlu medeniyetim,  “kan ve gözyaşıyla…” inler, oldu! 

Çanakkale, Yemen, Sarıkamış… 

Şehadeti içimde yaşar gibiyim! 

Milli Mücadele, “edep iksiriyle…” milletin arınmasıdır! 

Erzurum, Sivas, Amasya ve Ankara… 

Milletin, “bir akıl ve bir yürek…” oluşudur! 

Yavuz Bülent Bakiler ne diyorlar; 

“Ben kağnılarla yaylılarda büyüdüm geldim 

Çocuk yüreğimi yakan türküler dinleye dinleye 


Mahzun kağnılarda, nazlı yaylılarında 

Ve tozlu yollarında sevdin seni Türkiye!..” 


***                                       *** 

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz!” 

“Birbirinizi sevmedikçe de hakiki imana sahip olamazsınız!” 

“Sevgi…”
kutsi bir muhabbetin adı… 

O muhabbeti terennüm edemeyen; “zavallılardır!” 

Ve bir de, ona “gaflet…” elbisesi giydirilince… 

Kopkoyu bir taassup karşınıza çıkacaktır! 

Taassup ve inkâr! 

Ne diyor şairimiz; 

“Dinle sözüm al nasihat/ dağları da kış incitir 

Cahil ile etme sohbet/ Her sözü bir baş incitir” 


İmam Şafi Hz. ne diyorlar; 

“Ne zaman akıllı bir adamla tartışsam ikna ettim, 

Ne zaman ahmak bir insanla tartışsam mağlup oldum!” 


***                                       *** 

Mondros Mütarekesi ve sonrasında; “işgal acıları…” 

O yılların, “gazete manşetleri…” acı birer zehir gibi… 

Sadece o yılların şu gazete haberi; 

“Paris’te Yüksek Konseyin 2 Mayıs’ta yaptığı toplantı da, 

Loyd Corc’un İzmir’in Yunan işgaline terkedilmesi teklifini 

ABD Başkanı Wilson ile Fransız Başbakanı Klemanso, 

 İtirazda bulunmadan kabul ettiler!” 

Tıpkı günümüzde olduğu gibi, “şer ittifak…” birarada! 

Bütün bu işgallere karşı, “milletin direnişi…” 

Bizim en büyük zaafımız, “o direnişi…” okuyamamak! 

Tarihi şuuru bir büyük vecd halinde yaşayamamak! 

İşte, “gaflet…” burada başlar! 

***                                       *** 

Geliniz, bir dua vecdi halinde yazılan şu yakarışa kulak verelim; 

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur, Yarabbi! 

Senin uğrunda ölen ordu budur, Yarabbi! 

Ta ki yükselsin eaznlarla müeyyed namın! 

Galip et çünkü bu son ordusudur İslam’ın” 


Akif ne diyor; 

“Allah bu millete bir daha ‘İstiklal Marşı’ yazdırmasın!” amin. 

19 Mayıs’ı, “tarihi yaşamak” istiyorum! 

Milletçe, o tarihi birlikte; “tefekkür!” edelim! 

İçimizde ki, “zillet ve inkar…” hastalığını da bırakalım. 

 Bedretttin KELEŞTİMUR

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.