İki yüzlü olmayın, Peygamber Efendimizin sözleri ve ayetlerin uyarıları

İnsanın en büyük imtihanlarından biri, söylediği ile yaptığının bir olmasıdır. İslam'ın ilk dönemlerinden beri üzerinde hassasiyetle durulan bir ahlak bozukluğudur. Birinin yanında ondan yana konuşup, başkasının yanında bambaşka bir dil kullanmak; insanlara farklı yüzler göstererek güven kazanmaya çalışmak; içten bir şey düşünürken dıştan bambaşka görünmek... İşte bunların hepsi iki yüzlülüğün farklı tezahürleridir.

Bu hastalık öylesine tehlikelidir ki, kişi farkında olmadan toplumun içinde güvenilmez biri haline gelir. Bugün bir insanın yanında onun lehine konuşur, yarın aynı insanın aleyhine başkalarına laf taşır. Gönlünde kin beslerken yüzünde tebessüm taşır. Allah'tan korkar gibi görünür ama iş başa gelince ilk kaçan o olur. Peygamber Efendimiz ve Kur'an-ı Kerim bu konuda bizleri defalarca uyarmıştır. Çünkü iki yüzlülük, imanın özüne aykırı bir davranıştır. İman, içi dışı bir olmayı gerektirir. Kalbin hissettiği ile dilin söylediği uyuşmalı, gönülde olanla davranışta ortaya çıkan örtüşmelidir.

Peygamber Efendimizin İki Yüzlülük ile İlgili Sözleri

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) iki yüzlülüğü şiddetle yasaklamış ve bu hastalığa sahip olanları en ağır şekilde eleştirmiştir. Buhari ve Müslim'in rivayetine göre Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "İki yüzlü kimse kıyamet gününde, iki ağızlı olarak gelir." Bu hadis-i şerif, iki yüzlülüğün ahiretteki akıbetini en çarpıcı şekilde gözler önüne serer. Dünyada iki yüz göstermenin karşılığı, ahirette iki ağızla mahşer yerine çıkmaktır ki, bu ancak rezil olmak demektir.

Başka bir hadiste ise Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): "İnsanların en kötüsü, iki yüzlü olanlardır. Onlar bir topluluğa bir yüzle, diğerine başka bir yüzle gelirler" buyurmuştur. (Buhari, Edeb 52; Müslim, Birr 63) Bu sözler, iki yüzlülüğün sadece küçük bir kusur olmadığını, aksine kişiyi insanların en kötüsü seviyesine düşüren bir ahlak çöküntüsü olduğunu göstermektedir.

Ebu Hureyre'den (radıyallahu anh) rivayet edilen bir diğer hadiste ise Peygamberimiz şöyle demiştir: "Kim riya yapar, Allah da onu riya ile rüsvay eder. Kim iki yüzlülük ederse, Allah onun iki yüzlülüğünü açığa çıkarır." (Ahmed, Müsned 2/384) İşte bu hadis bize iki yüzlülüğün mutlaka ortaya çıkacağını, hiç kimsenin bu oyunu sonsuza kadar sürdüremeyeceğini müjdelemektedir. Allah görendir, bilendir. Kulunun içinde ne sakladığını, hangi niyetle hareket ettiğini çok iyi bilir. Dolayısıyla iki yüzlülük yapan kişi bir gün mutlaka maskesi düşmüş halde insanların karşısına çıkacaktır.

Peygamber Efendimiz bir başka hadisinde münafıkların, yani nifak hastalığına yakalanmış olanların özelliklerini sayarken iki yüzlülüğe de değinmiştir: "Münafığın alametleri üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine emanet edildiğinde hıyanet eder." (Buhari, İman 24; Müslim, İman 107) Her ne kadar bu hadis doğrudan iki yüzlülükten bahsetmese de, münafığın en belirgin özelliği içi ile dışının farklı olmasıdır. Söylediğinin arkasında durmamak, emanete hıyanet etmek, bunların hepsi aslında iki yüzlülüğün farklı görünümleridir.

Ayetlerde İki Yüzlülük ile İlgili Konular

Kur'an-ı Kerim'de münafıklar ve iki yüzlülük üzerine birçok ayet indirilmiştir. Allah Teala münafıkların ve iki yüzlülerin halini en ince ayrıntısına kadar anlatmış, müminleri bu kötü hastalıktan sakındırmıştır.

Bakara Suresi'nin 8-10. ayetlerinde Allah şöyle buyurmaktadır: "İnsanlardan öyleleri vardır ki, 'Allah'a ve ahiret gününe iman ettik' derler, halbuki onlar mümin değillerdir. Onlar Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar. Oysa yalnızca kendilerini aldatıyorlar da farkında değillerdir. Onların kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da hastalıklarını artırmıştır. Onlara yalan söylemelerinden dolayı acı bir azap vardır." Bu ayetler iki yüzlülüğün en açık tarifini yapmaktadır. İman ettiğini söyleyip aslında inanmayan, müminleri ve hatta Allah'ı bile aldatmaya kalkan bu kimseler, sonunda sadece kendilerine zarar vermektedirler.

Nisa Suresi 142. ayette ise münafıkların namaz kılarken bile iki yüzlü davrandıkları anlatılır: "Şüphesiz münafıklar Allah'ı aldatmaya çalışırlar, oysa O, onların bu tuzağını onlara çevirendir. Onlar namaza kalktıkları zaman isteksizce kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar." Yani bu insanlar ibadeti bile içten yapmamakta, sadece görünüşe, insanların beğenisine göre hareket etmektedirler. Bu ne kadar hazin bir tablodur! İnsan Allah'ın huzurunda bile samimi olamıyorsa, artık hangi alanda samimi olabilir?

Munafıkun Suresi'nin başında ise münafıkların sözlerinin ve davranışlarının tutarsızlığı şöyle ifade edilir: "Münafıklar sana geldikleri zaman, 'Şehadet ederiz ki sen gerçekten Allah'ın elçisisin' derler. Allah senin kendi elçisi olduğunu bilir. Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdırlar. Onlar yeminlerini kalkan edindiler de Allah yolundan alıkoydular. Doğrusu onların yapmakta oldukları ne kötüdür!" (Munafıkun 1-2) Görüldüğü gibi münafıklar dilleriyle bir şey söylerken, kalpleriyle bambaşka bir şey düşünmektedirler. Yemin bile etseler bu yeminleri sadece kendilerini saklamak, gerçek niyetlerini gizlemek içindir.

Ahzab Suresi 19. ayette ise münafıkların korkaklığı ve çıkarcılığı anlatılır: "Size karşı cimri davranırlar. Üzerlerine korku çökünce, ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözlerini sana doğru çevirip dönmekte olduklarını görürsün. Korku geçince, iyilik sevgisiyle sizleri keskin dilleriyle incitirler. İşte bunlar iman etmemişlerdir. Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır. Bu, Allah'a göre kolaydır." İyilik zamanında paylaşımcı olmayan, zorluk anında ise hemen kaçan, ama barış zamanı gelince dili uzayıp insanları rahatsız eden kimseler... İşte iki yüzlülüğün bu ayetteki tarifi budur.

İki Yüzlülükten Uzak Durmak

İnsan küçük yalanlarla başlar, sonra bir başkasının yanında farklı konuşmayı dener, ardından art niyetli davranışlar sergilemeye başlar. Zamanla bu tutum bir karakter haline gelir. Dolayısıyla korunmanın ilk yolu, bu yola hiç adım atmamaktır.

İkincisi, sürekli nefis muhasebesinde bulunmaktır. Kişi kendine şu soruları sormalıdır: Birinin yanında söylediğim sözleri, yokluğunda da söyler miyim? İnsanlara gösterdiğim yüz ile evde, yalnızken gösterdiğim yüz aynı mı? İbadetlerimi sadece Allah rızası için mi yapıyorum, yoksa birileri görsün diye mi? Emanete hıyanet ediyor muyum? Verdiğim sözlerin arkasında duruyor muyum? Bu sorular kişinin içindeki hastalığı görmesine yardımcı olur.

Üçüncüsü, daima doğru sözlü olmaya çalışmaktır. Peygamber Efendimizin en çok övdüğü sıfatlardan biri sıdk, yani doğruluktur. Hz. Ebu Bekir'e "Sıddık" denilmesinin sebebi, onun her haliyle, her sözüyle, her davranışıyla doğru olmasıdır. İnsan doğru sözlü olursa, iki yüzlülükten uzak kalmış olur. Çünkü doğruluk, insanın içi ile dışını bir tutar.

Unutmayalım ki, iki yüzlülük sadece başkalarına değil, öncelikle kişinin kendi nefsine ihanettir. İnsan içten bir şey düşünürken dıştan bambaşka davrandığı zaman, kendi ruhunu kirletir, kalbini karartır, vicdanını köreltir. Zamanla hakikati görmekten aciz hale gelir. Allah'a ve ahirete gerçekten iman eden bir müminin bu hastalığa düşmemesi, zaten bu yola girmişse bir an önce tevbe edip temizlenmesi gerekir.

Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi, kıyamet gününde iki yüzlüler iki ağızla geleceklerdir. O gün ne mal ne mülk ne de evlat fayda verecektir. Sadece Allah'a temiz bir kalple gelmek kurtuluşa vesile olacaktır. O halde dünyada yaşarken içimizi dışımızla bir kılalım, sözlerimizle fiillerimizi uyumlu hale getirelim ve her halimizde samimi olalım. Çünkü Allah kalpleri görendir ve hiçbir ikiyüzlülük O'ndan gizli kalmaz.

Kaynaklar

1-) Hadislerle İslam, Diyanet İşleri Başkanlığı

2-) Ayet Online – Kur’an-ı Kerim

3-) Buhari

4-) Muslim

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri